Necibe Qeredaxi: Ortadoğu’daki krizlerin çözümü demokratik entegrasyondur
Necibe Qeredaxi, demokratik entegrasyonun ırkçılığı ve mezhepçiliği aşan bir “üçüncü alan” yarattığını, bu sürecin kadın iradesiyle toplumsal dönüşümün kapısını araladığını söyledi.
HEVÎ SELAH
Silêmanî - Demokratik entegrasyon, farklı kimliklerin korunarak birlikte var olmasını esas alan, tek tipleştirmeye karşı çoğulcu bir model olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşım, ulus-devlet yerine Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu demokratik ulus anlayışını temel alırken, özgür ve eşit yurttaşlık ilkesine dayanıyor. Kadınların öncülüğünde gelişen bu model, toplumun komünler ve meclisler aracılığıyla aşağıdan yukarıya örgütlenmesini savunuyor. Kürt sorununun çözümüne dair farklı siyasi aktörlerin tartışmaları sürerken, demokratik entegrasyon; barışçıl, hukuki ve toplumsal dönüşümü esas alan yeni bir birlikte yaşam perspektifi olarak değerlendiriliyor.
Bu çerçevede demokratik entegrasyon, yalnızca siyasal bir çözüm modeli değil, aynı zamanda toplumsal yapıyı köklü biçimde dönüştürmeyi hedefleyen bir paradigma olarak tartışılıyor. Merkeziyetçi yönetim anlayışına karşı yerelden örgütlenmeyi esas alan bu yaklaşım, kadın özgürlüğünü ve toplumsal çoğulculuğu demokratikleşmenin temel koşulu olarak ele alıyor. Ortadoğu’da derinleşen krizler ve Kürt meselesi bağlamında farklı kesimlerin çözüm arayışları devam ederken, Abdullah Öcalan’ın ifade ettiği bu model giderek daha fazla “ortak yaşamın yeni zemini” olarak gündeme geliyor.
Konuya dair ajansımıza değerlendirmelerde bulunan Jineolojî Akademisi üyesi Necibe Qeredaxi, demokratik entegrasyonun Kürdistan ve Orta Doğu’daki önemine değindi.
‘Köklü dönüşüm ve imkansızı mümkün kılma projesidir’
Necibe Qeredaxi, entegrasyon ve demokratik entegrasyon kavramları üzerine yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Son zamanlarda, özellikle 27 Şubat 2025’ten bu yana entegrasyon ve demokratik entegrasyon konusunda yoğun tartışmalar yaşanmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki bu iki kavram birbirinden oldukça farklıdır. Göçmenlerin yerleştiği ülkeler bağlamında kullanılan entegrasyon, mülteci sorununu çözmek ve onların o ülkenin yasalarına uyum sağlamalarını amaçlar. Ancak 27 Şubat 2025’ten bu yana barış ve demokratik toplum çağrısı çerçevesinde yürütülen süreç farklı bir anlam taşımaktadır.”
Varlık ve öz farkındalık aşaması
Necibe Qeredaxi, “Kürt özgürlük hareketi bağlamında demokratik entegrasyon, inkar, soykırım ve marjinalleşmeye karşı verilen 100 yıllık mücadelenin ardından gündeme gelmiştir. Bu mücadele, Kürt halkının varlığını devletin artık inkar edemeyeceği bir noktaya taşımıştır. ‘Varlık’ aşaması, bu sürecin en kritik eşiklerinden biridir. Aynı zamanda son 50 yılda Kürt özgürlük hareketi, Kürt toplumuna özbilinç ve özbilgi kazandıran devrimci bir öz-inşa sürecinden geçmiştir. Ulusal düzeyde yürütülen bu mücadele, etnik ve sınıfsal düzlemde çatışmayı keskinleştirirken devleti de adım adım müzakereye zorlayan bir noktaya taşımıştır” dedi.
Zihniyette radikal bir değişim
Bu noktada devletin Kürt özgürlük hareketinin tüm koşullarını kabul ettiği bir müzakereden söz edilmediğini vurgulayan Necibe Qeredaxi, bunun aksine devlet ve ulus düzeyinde radikal bir değişim sürecini başlatan önemli bir adım olduğunu belirterek, “Orta Doğu bağlamında, özellikle Kürdistan’ın bölündüğü ülkelerde demokratik bir süreçten ve zihniyet değişiminden söz etmek oldukça zor, hatta zaman zaman imkansız olarak görülmektedir. Ancak Kürt özgürlük mücadelesinin öncülüğünde gelişen Demokratik Modernite ve “Jin, jiyan, azadî” felsefesi, bu imkansızlığı parçalamıştır” şeklinde konuştu.
Kendi kendini inşa etme ve özgür yurttaş
Necibe Qeredaxi, önerilen modernitenin radikal demokrasi, kadın özgürlüğü ve ekoloji ilkelerine dayandığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Bu süreç yalnızca Kürt halkının haklarına yönelik değil, aynı zamanda Kürdistan’ın bölündüğü devletlerin zihinsel ve yapısal dönüşümünü hedeflemektedir. Bu tür bir değişim, kuşkusuz strateji ve derinlikli bir düşünceyi gerektirir. Demokratik entegrasyon ile kastedilen, fiili bir durum yaratmaktır; yani Kürt halkının devleti demokratik, hukuki ve siyasi bir çerçeve oluşturmaya zorlamasıdır.
Demokratik entegrasyon bir öz-inşa sürecidir. Bu, toplumun devletin adım atmasını beklemeden kendi zihniyetini demokratikleştirmesi ve dil, kültür, ekonomi, toplum ve siyaset alanlarında kendi ihtiyaçlarını belirlemesi anlamına gelir. Bu kısa vadeli bir süreç değildir; karşılıklı hoşgörü ve demokratik hukuk gerektirir. Kadın özgürlüğü kavramı ile kadınların ve gençlerin bu sürecin asli aktörleri olarak kabul edilmesi büyük önem taşımaktadır.”
Bölgesel ve küresel etkiler
Necibe Qeredaxi’ye göre demokratik entegrasyon, bir yandan ulusal bir mesele, diğer yandan Kürtler açısından evrensel ve içsel bir süreçtir: “Bu süreç, Kürt halkının ulusal birliği ile bağlantılıdır; ancak yalnızca ulusal bir proje yeterli değildir, aynı zamanda demokratik bir zihniyet de gereklidir. Bu durum, Kürdistan’ın bölündüğü ülkelerin anayasalarında değişiklik yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu değişiklikler yalnızca Kürtleri değil, aynı zamanda tüm marjinalleştirilmiş toplulukları ve halkları kapsamaktadır.”
Toplumun rolü ve Amed Spor örneği
Bu dönüşümün ataerkil sistem tarafından bastırılmış toplumsal enerjinin açığa çıkarılmasıyla mümkün olacağını belirten Necibe Qeredaxi, toplumun eğitim, sağlık ve ekonomi gibi temel ihtiyaçlar etrafında örgütlenmesi gerektiğini vurguladı. Bu bağlamda şu örneği verdi: “Abdullah Öcalan hareketi örgütlemeye başladığı dönemde, demokratik olmayan ve ataerkil bir zihniyete sahip bir toplumun demokratik bir devrim ve kimlik oluşturamayacağını ifade etmişti. Bu nedenle en küçük toplumsal birim olan aileden başlayarak komünalist bir sosyalist kimlik inşa süreci başlattı.
Bu sürecin temel dayanaklardan biri, komünler ve konseyler temelinde kendi kendini yönetebilen özgür yurttaştır. Bu süreçte entelektüellerin, hukukçuların ve hatta sporcuların da rolü vardır. Örneğin Bakur Kürdistan’daki Amed Spor’un Süper Lig’e yükselmesi, Kürtler ile Türkler arasında inşa edilen ırkçı duvarların aşılmasına katkı sunmuştur.”
‘Demokratik entegrasyon, ayrımcılıktan arındırılmış bir üçüncü alan yaratır’
Son olarak Necibe Qeredaxi şu değerlendirmede bulundu: “Demokratik entegrasyon, sorunların çözümü ve dini ile mezhepsel fanatizmin geriletilmesinin temel yoludur. Demokratik entegrasyon, ırkçılıktan ve kadınlara yönelik ayrımcılıktan arındırılmış bir üçüncü alan yaratır. Kadın iradesinin aktif bir özne olarak tanınması, yalnızca erkek egemen zihniyeti değil, tüm toplumu dönüştüren öncü bir güç ortaya çıkarır. Bu süreç, devletin ve hegemonik güçlerin halkların iradesini manipüle etmesini ve ayrışmayı derinleştiren politikalar üretmesini engeller. Demokratik entegrasyon, Ortadoğu’da milliyetçilik, mezhepçilik ve cinsiyetçilikten kaynaklanan sorunlara karşı temel bir çözüm olarak öne çıkmaktadır.”