2025’e bakış: Barış arayışıyla birlikte emeğimizi, bedenimizi, kimliğimizi savunduk
Feminist Feride Eralp, 2025’i kadınların hem yoksulluk ve şiddet politikalarına hem de baskı rejimine karşı mücadeleyi sürdürdüğü bir yıl olarak değerlendirerek, “Kadınlar patriyarkaya, savaşa, eşitsizliğe karşı mücadeleyi sürdürmeye devam edecek” dedi.
ELİF AKGÜL
İstanbul- 2025 yılı, kadınların erkek şiddetiyle birlikte devletin yükümlülüklerini yerine getirmemesinin yarattığı yapısal sorunlarla karşı karşıya kaldığı bir yıl olarak değerlendirildi. Şiddeti önleme mekanizmalarının işletilmemesi, cezasızlık politikaları, yoksulluk ve “Aile Yılı” uygulamaları kadınların yaşam koşullarını daha da ağırlaştırırken; kadın katliamları, baskılar, kayyım rejimi ve yargı operasyonları hem eşitlik hem de barış arayışının önündeki temel engeller olarak öne çıktı. Buna karşın, kadınların emeğini, bedenini ve kimliğini savunma mücadelesini sürdürdüğü vurgulandı.
2025 yılını konuştuğumuz feminist Feride Eralp, kadınların yaşam koşullarından ekonomik politikalara, şiddetten, barış sürecine kadar pek çok başlıkta yılın bilançosunu çıkardı. “Aile Yılı” ilanı, yoksulluk, adalet sistemi ve cezaevi uygulamaları 2025 boyunca kadınların öne çıkan temel gündemleri arasında yer aldı. 2025’in “Aile Yılı” ilan edildiğini hatırlatan Feride Eralp, “2025 gerçekten de kadınların yaşamlarının, emeklerinin, bedenlerinin aile yapısı içerisinde ezildiği, sömürüldüğü ve bunun devlet eliyle, hükümet eliyle desteklendiği bir yıl oldu” dedi.
‘Kadınların şüpheli bir şekilde öldüğü yıl oldu’
Bu tabloyu en görünür biçimde kadın katliamlarında gördüklerini belirten Feride Eralp, “Kesin veriler elimizde yok ama basından yapılan taramalarda 2025’te 300’e yakın kadının öldürüldüğünü görüyoruz. Bir de bunun üstüne, kadın cinayetlerinden fazla şüpheli kadın ölümleri var. Aslında 2025 kadınların şüpheli biçimde öldürüldüğü bir yıl oldu diyebiliriz” dedi. Kadınların şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmesinin önemli bir kısmının üzerinin örtüldüğünü vurgulayan Feride Eralp, “Biz bu şüpheli ölümlerin arkasında Rojin Kabaiş cinayetinde olduğu gibi aslında üstü örtülen kadın cinayetleri olduğunu biliyoruz” ifadelerini kullandı.
Feride Eralp, bu tabloyla eş zamanlı olarak kadınlara devlet eliyle verilen mesajlara dikkat çekti: “Bu yapılırken de kadınlara hükümet eliyle, devlet eliyle ne dendi? ‘Aile kurun, size çocuk yardımı verelim, doğum yardımı verelim. Daha çok doğurun, üç çocuk doğurun. Nüfus sorunumuz var. Nüfus sorunumuzun yükünü de siz kadınlar çekin’ dedikleri bir yıl oldu.”
‘Kadınlar seçeneksiz bırakılıyor’
Ekonomik koşulların kadınlar üzerindeki etkisine değinen Feride Eralp, “2025 kadınların yoksullaştırıldığı ve yoksulluk içerisinde aslında şiddete uğradığı, ezildiği, sömürüldüğü, evlere mahkum edildiği bir yıl oldu” diyerek asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını hatırlattı: “Biz bütün araştırmalardan şunu biliyoruz: Özellikle kadınların zaten üç kadından sadece biri istihdamda, beş kadından sadece biri kayıtlı tam zamanlı çalışabiliyor.” Bu nedenle ‘Asgari ücret feminist bir meseledir’ dediklerini vurgulayan Feride Eralp, kadınların ekonomik bağımsızlıktan yoksun bırakılmasının şiddet karşısında seçeneksizliğe yol açtığını söyledi.
Kadınlar yoğun biçimde hedef alındı
Feride Eralp, 2025’in aynı zamanda kadınların ve LGBTİ+’ların yoğun biçimde hedef alındığı bir yıl olduğunu vurgulayarak, “Aile Yılı kapsamında LGBTİ+’ların varlığı dahi suç gibi gösterilmeye çalışıldı” diye belirtti. Feride Eralp, bir yandan kadın siyasetçilere yönelik cinsiyetçi saldırıların, diğer yandan çocuk istismarcılarını serbest bırakmayı hedefleyen düzenlemelerin gündeme geldiğini hatırlattı. Buna karşın, “Bir müzik grubunun kıyafetinin, şarkı sözünün ya da iki yetişkinin rızaya dayalı sevgisinin ahlaksızlık sayılabildiği, bu baskının ve şiddetin ahlak haline getirildiği bir yıl yaşadık” dedi.
Feride Eralp, 2025’in aynı zamanda hukuki mücadele açısından da kritik bir yıl olduğunu kaydetti. Serap Avcı davasına işaret eden Feride Eralp, bu kararın “sistematik şiddetin her zaman delillendirilemeyeceğinin mahkeme tarafından kabul edildiği” ve “erkek adalete karşı mücadelede sembol bir kazanım” olduğunu söyledi.
Barış arayışı, kayyımlar ve kadınların talepleri
Feride Eralp, 2025’in aynı zamanda bir barış arayışının yılı olduğunu belirterek, “Bu yıl aynı zamanda bir barış arayışının yılı da oldu. Adına farklı şeyler denebilir ama bir çözüm sürecinin, Kürt sorununun demokratik biçimde çözülmesi için bir sürecin gündemde olduğu bir yılın ardından konuşuyoruz” dedi. Sürecin henüz belirsizliğini koruduğunu söyleyen Feride Eralp, “Henüz bu süreçte somut bir yasal çerçevenin ne olacağı anlaşılmış değil” ifadelerini kullandı.
Barış arayışına rağmen mevcut tabloya dikkat çeken Feride Eralp, “2025, bu süreç içinde hükümetin barışa dair adımlarını göremediğimiz de bir yıl oldu” dedi. Kayyım uygulamalarına değinen Feride Eralp, “2025’te hala 10’dan fazla kayyım belediyelerde atanmış şekilde duruyor ve o belediyelerde kadın çalışmaları, kadın politikaları ve kadınlara yönelik hizmetlerin ortadan kaldırılmış olduğunu görüyoruz” diye konuştu.
‘Barışı kadınlar üzerinden provoke ediyorlar’
Cezaevlerine ilişkin tabloyu da değerlendiren Feride Eralp, “Cezaevlerinin dolup taştığı, hakkını arayanlarla, gençlerle, kadınlarla, belediye başkanlarıyla, siyasetçilerle, gazetecilerle dolup taştığı bir yıl oldu 2025” dedi. Bu süreçte kadınların taleplerini sıralayan Feride Eralp, “Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılmasını talep ettik. Siyasi tutsakların bırakılmasını talep ettik. Hasta tutsakların bırakılmasını talep ettik” ifadelerini kullandı. Feride Eralp, barış süreciyle birlikte cinsel şiddetle yüzleşmenin de gündeme gelmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bir yandan da yine barış süreci kapsamında aslında cinsel şiddetle yüzleşilmesini talep ettik” dedi. Savaş, milliyetçilik ve cinsiyetçi şiddet arasındaki ilişkiye dikkat çeken Feride Eralp, “Ne zaman ki savaşı provoke etmek istiyor birileri, en önce gidip sembol bir kadın siyasetçiyi hedef alıyorlar ve bunu kadınlığı üzerinden yapıyorlar” ifadelerini kullandı.
Feride Eralp, 2025’i “emeğimizi, bedenimizi, kimliğimizi savunduğumuz bir yıl” olarak tanımlarken, kadınların hem Türkiye’de hem de dünyada patriyarkaya, savaşa ve eşitsizliğe karşı mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğini söyledi.
