15 yıl geçti Wan hâlâ depremin gölgesinde: Konteynerlerde yaşam sürüyor

Wan’da 15 yıl önce depreme yakalananlar maddi imkansızlıklar nedeniyle hala çatısı damlayan, su ve elektrik sorunları olan konteynırlarda kalıyor.

MEMİHAN HILBİN ZEYDAN 

Wan - Tarihler 6 Şubat 2023’ü gösterdiğinde tüm Türkiye’yi yasa boğan ard arda iki büyük deprem yaşandı.

6 Şubat 2023’te Mereş merkezli 7.8 ve 7.6 büyüklüğünde meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremlerde resmi verilere göre; 53 bin 537 kişi yaşamını yitirdi.

Depremlerin yıldönümünde birçok yerde anma yapıldı. Yapılan anmalarda aradan 3 yıl geçmesine rağmen mağduriyetlerin hala giderilmediğine ve asıl sorumlulardan hesap sorulmadığına dikkat çekildi.

Başta depremzedeler olmak üzere, ilgili kurumlar depreme dayanıklı yapıların yapılmaması, sıkı denetimlerin olmaması ve rant nedeniyle depremlerin yeni yıkımlar ve felaketler anlamına geldiğini belirtiyor.

Wan’ın yaraları hala sarılmış değil

Mereş ve diğer 10 kentin yaşadıklarını bundan 15 yıl önce Wan kenti de yaşadı. Wan’da da 2011 yılında Erdîş merkezli 7.2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Ardından bir ay sonra bu kez Artemêt (Edremit) merkezli 5.6’lık başka bir deprem yaşandı.

Depremde 644 kişi hayatını kaybederken, bin 966 kişi yaralandı. Depremin üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen hala konteynırlarda yaşayanlar var.

Çatılar damlıyor, elektrik ve su sorunu yaşanıyor

Wan’ın Seyrantepe Mahallesi’nde depremin ardından kurulan koyteynırlarda hala birçok aile yaşıyor. Başka yere gidecek imkanları olmayan bu aileler, birçok temel ihtiyaçtan da mahrum bırakılmış.

Konteynırların birçoğu harabeye dönmüş, çatısı su damlatıyor. Bölgeye yeterli elektrik sağlanmıyor. Su sorunu yaşanan mahallede tüm sorunlara rağmen çaresizlik depremzedelere “en azından bu konteynırlar yıkılmasaydı” dedirtiyor.

Wan’ın kış koşullarında bu konteynırlarda yaşam mücadelesi veren kadınlar barınma hakkı başta olmak üzere insanca yaşam hakkından da mahrumlar.

Konteynırların zeminini yağışlı günlerde su basıyor. Islak zemini gösteren bir kadın, “Bu gördüğün buz değil, bir halı” diyerek, her kış mevsiminde benzer sorunların yaşandığını anlatıyor.

‘Yıkımların asıl nedeni teknik eksiklikler’

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Wan Şubesi’nden İnşaat Mühendisi Seda Bakan, bir doğa olayı olan depremleri “felakete” dönüştürenin yüzde 80 oranında doğrudan teknik hataların olduğunu söyledi.

Seda Bakan, bu teknik eksiklikleri şu şekilde sıraladı:

“*Donatı Detaylandırma Hataları: Özellikle kolon-kiriş birleşim bölgelerinde ‘etriyelerin’ (demir sargıların) seyrek olması. Deprem anında betonun parçalanmasını engelleyen şey bu sargı etkisidir.

*Beton Kalitesizliği: Geçmişte elle dökülen veya deniz kumu içeren betonların basınç dayanımı, olması gerekenin (C25 ve üzeri) çok altındadır.

* Yumuşak Kat Etkisi: Giriş katların dükkan yapılması için duvarların örülmemesi, binanın o katta ‘bel vermesine’ neden olur.”

‘Hala kaçak yapılar inşa ediliyor’

Wan depremlerinde yıkımın en belirgin sebebinin “mühendislik hizmeti almamış yapılar ve düşük beton kalitesi” olduğunu vurgulayan Seda Bakan, şöyle devam etti: “Erciş bölgesinde dere yatağı üzerine kurulu, zemin-yapı etkileşimi hesaplanmamış ve beton dayanımı kum gibi dağılan seviyesindeki binalar yıkıldı. Deprem sonrası inşa edilen TOKİ konutları ve yeni projelerde Radye Temel ve Tünel Kalıp sistemi kullanıldı. Bu sistemler, yapıyı bir kutu gibi rijitleştirerek deprem yüklerine karşı maksimum direnç sağlar. Fakat hala kaçak katlar ve yapılar söz konusu, özellikle kırsalda imara açık olmayan yerlerde yapılan yapılar ciddi risk oluşturuyor” dedi.

‘Risk devam ediyor’

Teknik eksikliklerin giderilmesinde iki farklı tablonun söz konusu olduğunu ifade eden Seda Bakan, bu iki tabloyu “yeni yapılar ve mevcut yapı stoku” olarak ele aldıklarını belirterek, “Yeni yapılarda, modern mühendislik yazılımları ve sıkı denetim sayesinde teknik hatalar minimuma indirildi. Artık ‘donatı kolonun içinden kaydı’ gibi ilkel hatalar yeni binalarda nadirdir. Mevcut yapı stoku; asıl sorun burada. 2000 yılı öncesi yapılan binaların büyük kısmı hala teknik eksikliklerle (korozyon, zayıf beton) ayakta durmaktadır. Kentsel dönüşüm hızı, riskli yapı stokunun erimesinde henüz istenen seviyede değildir. O yüzden risk konusunda hala tedirgin olduğumuzu ifade edebilirim” diye konuştu.

Yanlış kentleşmenin, depremin şiddetini yapay olarak arttırdığına işaret eden Seda Bakan, “Zemin seçimi, tarım arazilerinin ve dolgu alanlarının imara açılması, bina sıkışıklığı, binaların birbirine çok yakın olması etkenler arasında. Sarsıntı anında binalar birbirine çarparak hasar verir. Isı ve altyapı ise yoğun betonlaşma, deprem sonrası lojistik ve kurtarma faaliyetlerini engelleyen dar sokak yapısını doğurur” dedi.

‘Şehir merkezindeki risk’

Seda Bakan, bilimsel olarak Wan’ın aktif fay hatlarının (Doğu Anadolu Fay Hattı ve yerel segmentler) kesişiminde bir tektonik kavşak olduğunu altını çizdi. Seda Bakan, Artemêt- Kalecik hattının güvenli olduğunu söylerken, şehir merkezindeki eski yapılar için hala yüksek risk olduğunu vurguladı. Seda Bakan, “Zemin sorunu, Van Gölü kıyı şeridindeki zemin sıvılaşma riski hala teknik bir meydan okumadır. Van, 2011'e göre daha tecrübeli ama ‘tamamen hazır’ demek için eski stokun tamamen yenilenmesi gerekir” uyarısında bulundu.

Seda Bakan son olarak deprem bölgelerinde alınması gereken temel önlemleri,

“* Sismik İzolasyon: Hastane ve stratejik binalarda yapının zeminle bağını kesen izolatörler yaygınlaştırılmalı,

* Mikro-Bölgeleme: Şehir planları, santimetrekare bazında yapılan zemin etütlerine göre kurgulanmalı,

* Güçlendirme Projeleri: Yıkılması ekonomik olmayan binalar için karbon fiber veya çelik çaprazlarla güçlendirme teşvik edilmeli,

* Sıkı Denetim: Yapı denetim kuruluşlarının tam bağımsızlığı korunmalı,

*Kent, deprem dirençli bir kültürü benimseyerek yaşam alanlarına şekil vermelidir” şeklinde açıkladı.