15 Şubat: Bir halkın uyandığı gün
15 Şubat, yalnızca bir komplo değil, aynı zamanda bir direniş günü. Bu tarih, Kürtlerin asla yenilmeyeceğini, hiçbir komplonun başarılı olamayacağını ve fikirlerin yok edilemeyeceğini simgeliyor.
LAVA KURDÊ
15 Şubat 1999’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun amacı farklı güçlerin çıkarlarını bir araya getirerek, Önderliği susturmaktı.
Ancak bu plan komplocular için sona işaret ederken, Kürt halkı için yeni bir başlangıcın kapılarını araladı. Plan uluslararası güçler tarafından hazırlanmış olsa da, halkın direnişiyle boşa çıkarıldı. Şam’dan Moskova’ya, Atina’dan Nairobi’ye kadar, Kürt davasını bitirmeye çalışan tüm güçlerin hesapları sonuçsuz kaldı.
Hapishane hücresinden doğan fikirler
Tam kazandıklarını düşündükleri anda, direnişin yeni bir evresi başladı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı tecrit etmeye çalıştılar, ancak Önderlik hapishaneyi bir okula dönüştürdü. Onu susturmak istediler, ama Önderlik sessizliği felsefeye çevirdi, iradesini kırmak istediler, ama zulmü güce dönüştürdü. Hapishane duvarları, Önderliğin direnişini engelleyemedi. Tutuklandığı ilk andan itibaren ağır tecrit ve baskı altında kalan Önderlik, yıkılmak yerine yazmaya, tarihi yorumlamaya ve özgürlük için yeni projeler üretmeye başladı.
İçeriden tarihi adımlar
Dar bir hapishane hücresinde doğan fikirler, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın vizyonunu şekillendirdi: Demokratik Ulus felsefesi, Özerk Yönetim projesi, kadın özgürlüğü anlayışı, ulus-devlet eleştirisi ve özgür toplum kavramı. Bu düşünceler hapishane duvarlarını aşarak dağlara, şehirlere, köylere ve milyonlarca insanın kalbine ulaştı. Abdullah Öcalan, hapishaneden barış ve demokratik çözüm için önemli taleplerde bulundu: Ateşkesin sağlanması, silahlı mücadelenin sona erdirilmesi, siyasi sürecin başlatılması ve kapsamlı bir demokratik çözümün hayata geçirilmesi. Bu adım, benzer koşullarda hiçbir Önderin atmadığı tarihi bir girişim olarak kayıtlara geçti. Ancak, Kürtlerin girişimleri ve ateşkes çağrılarına rağmen, Türk devleti barışa yönelik somut bir adım atmazken, Suriye ve Irak’ta askeri operasyonlarını sürdürdü.
Kadınlar hareketi küresel bir boyuta taşıdı
Bu süreçte Kürt kadınları, Önder Abdullah Öcalan’ın tutuklanmasının yalnızca bir bireye değil, toplumun temel bir yapıtaşı olan kadın özgürlüğüne yönelik saldırı olduğunu haykırdı. O günden itibaren harekete geçen kadınlar, Kadın Koruma Birlikleri’ni (YPJ) kurarak mücadeleyi örgütlediler. Kobanê’de direnişe öncülük ettiler, Şengal’de silahlandılar, Özerk Yönetim’de aktif rol aldılar, bağımsız kurumlar inşa ettiler ve dünya çapında direnişin simgesi haline geldiler. Önder Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlüğü vizyonu artık Kürdistan ile sınırlı kalmadı. Kadınların her alanda yer alması, bu hareketi küresel bir boyuta taşıdı. Ataerkil yapıya yönelik radikal bir eleştiri, gerçek eşitlik talebi ve beden ile zihni özgürleştirme çağrısı olarak şekillenen bu hareket, yalnızca güç değil, aynı zamanda bilinç temelli bir direniş modeli haline geldi.
Önder Abdullah Öcalan’ın fikir ve felsefesi bugün üniversitelerde öğretiliyor, küresel kadın hareketleri tarafından tartışılıyor ve Latin Amerika’dan Avrupa’ya, Ortadoğu’dan Asya’ya kadar kadınlara ilham veriyor. 15 Şubat aynı zamanda bir farkındalık ve direniş günü olarak anılıyor. Hapishanede bile Önderliğin fikirleri özgür kalmayı sürdürdü, kadınlar ise kurban konumundan öncü rolüne geçti. Bu Kürtlerin asla yenilmeyeceğini, komplonun başarılı olamayacağını ve fikirlerin yok edilemeyeceğini ve simgeliyor.