15,4 milyon Sudanlı için barınma krizi derinleşiyor
Sudan'da genişleyen yerinden edilme dalgası ve insani fonların azalmasıyla milyonlarca insanı tehdit eden bir insani felaket yaşanıyor.
Haber Merkezi — Sudan'daki insani kriz, kadınların ve çocukların yaşamını doğrudan tehdit eden boyutlara ulaşırken; sivil koruma mekanizmalarının işletilmesi, onurlu yaşam koşullarının ve sürdürülebilir barınma haklarının sağlanması için acil eylem çağrıları yineleniyor. Uluslararası insancıl hukukun tanınması ve insani yardımların hiçbir engele takılmaksızın ulaştırılması hayati önem taşıyor.
Barınma krizi yaşam hakkını tehdit ediyor
Yerinden Edilenler ve Mülteciler Kampı Genel Koordinasyonu tarafından 7 Kasım tarihinde yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine dayanılarak çarpıcı bir gerçek gözler önüne serildi. Yaklaşık 15,4 milyon Sudanlı, acil barınma ve temel yaşam malzemelerine acilen ihtiyaç duyuyor.
Açıklamada, barınaksız kalmanın artık yalnızca savaşın dolaylı bir sonucu olmadığı, aksine yerinden edilen ailelerin güvenliğini ve geleceğini hedef alan krizin ta kendisine dönüştüğü vurgulandı. Derinleşen yoksulluk, genişleyen göç dalgaları ve tükenen insani fonlar tablonun vahametini her geçen gün artırıyor.
Kadınlar ve çocuklar en ağır bedeli ödüyor
Darfur başta olmak üzere ülkenin pek çok bölgesinde binlerce insan; kampların darlığına, geçici ve sağlıksız barınma merkezlerinde yaşamaya çalışıyor. Çok sayıda aile ise temiz suya, temel sağlık hizmetlerine ve güvenlikten yoksun bir şekilde açık alanda veya yıkık binalarda hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler krizin en ağır yükünü omuzluyor. Bu kesimler; önü alınamayan salgın hastalıklardan yetersiz beslenmeye, her türlü şiddet ve istismar riskinden derin psikolojik travmalara kadar çok katmanlı bir hak ihlalleri sarmalında var olma savaşı veriyor.
Acil finansman ve sürdürülebilir çözüm çağrısı
Koordinasyon; uluslararası topluma, BM organlarına ve tüm bağışçı yapılara seslenerek çadır, barınma kitleri ve temel ev eşyaları için acil ve kesintisiz finansman sağlanması gerektiğini belirtti. Yardımların sadece merkezlerle sınırlı kalmayıp kamplara, en izole kırsal alanlara ve misafir topluluklara kadar ulaştırılması; güvenli içme suyu, koruma tedbirleri ve ekolojik altyapının acilen tesis edilmesi çağrısında bulunuldu. Yerel kadın inisiyatifleri ile dayanışma ağlarının karar süreçlerine dâhil edilerek sürdürülebilir konut politikalarının hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.
‘Mülteciler nesne değil, hak sahibidir’
Metnin sonunda, yerinden edilenlerin ve mültecilerin yalnızca birer "yardım nesnesi" değil, hakikatin öznesi ve hak sahibi bireyler olduğunun altı çizildi. Savaş politikalarına karşı insan hakları ve uluslararası hukukun eksiksiz uygulanması, yardımların engelsiz geçişinin güvence altına alınması gerektiği yinelendi.