Tunuslu 32 kadın, ekolojik turizmle hem doğayı hem kültürel mirası koruyor

Tunus’un Kayravan vilayetine bağlı Veslet Dağı’nda 32 kadının öncülüğünde başlatılan “Ouzalaia” projesi, kadınların geleneksel üretimlerini ekonomik faaliyete dönüştürmeyi ve doğal-kültürel mirası korumayı hedefliyor.

İHLAS EL-HAMRUNİ

Tunus- Tunus’un Kayravan vilayetine bağlı Veslet Dağı’nda ormanların ve tarihi kalıntıların iç içe geçtiği bölgede, kadınların öncülüğünde yeni bir ekolojik turizm girişimi hayata geçirildi. “Ouzalaia” (OUZALAEA) adı verilen proje, “Kadınların Sesleri” (Aswatohonna) örgütünün öncülüğünde bölgeden 32 kadının katılımıyla başlatıldı. Girişim, kadınların kültürel miraslarını, geleneksel becerilerini ve bölgenin doğal zenginliklerini ekonomik bir faaliyete dönüştürmeyi, aynı zamanda iklim değişikliğinin yarattığı sorunlara karşı yerel çözümler geliştirmeyi amaçlıyor.

Projenin başlangıcı, dün Veslet’te düzenlenen etkinlikle duyuruldu. Etkinlik kapsamında Lemsa Sarayı(kalesi) ve Sidi Ammara’daki arkeolojik alanlar ziyaret edildi, Veslet Dağı’nda geziler yapıldı, yöresel yemeklerin tadına bakıldı ve girişimin arkasındaki kadınlarla bir araya gelindi.

İklim krizine karşı ekolojik turizm rotası

Proje koordinatörü Dalia Mabruk, girişimin bölgedeki kadınların iklim değişikliğine ilişkin farkındalığından doğduğunu belirtti. Dağlık ve ormanlık bir bölgede yaşanan iklim sorunlarının kaçınılmaz bir kader olmadığını vurgulayan Dalia Mabruk, kadınların çözüm üretmek amacıyla harekete geçtiğini söyledi.

Kadınların kendi bölgelerinde üretim yaptığını ve yerel kaynakları değerlendirdiğini ifade eden Dalia Mabruk, “Doğayı korumayı ve kalıcı bir ekonomik faaliyet oluşturmayı bir araya getiren ekolojik bir turizm rotası kurmayı düşündüler” dedi.

Projenin kadınların doğup büyüdükleri ve yaşamlarını sürdürdükleri bölgede yürütüldüğünü belirten Dalia Mabruk, girişimin çevreye ve yenilenemeyen kaynaklara zarar vermeyen, yerel halkın yararına olan alternatif bir turizm modelini teşvik ettiğini kaydetti. Bu modelin aynı zamanda ziyaretçilerin çevreyi korumanın önemini ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini daha yakından anlamasına olanak sağlayacağını ifade etti.

Şu an 32 kadının yer aldığı projenin ilerleyen süreçte genişletilmesinin hedeflendiğini aktaran Dalia Mabruk, dağlık alanların, ormanların ve mağaraların yanı sıra tarımsal faaliyetlerin de turizm rotasına dahil edileceğini belirtti.

Bölgedeki kadınların büyük bölümünün tarımla uğraştığını söyleyen Dalia Mabruk, ziyaretçilerin zeytin, biberiye ve kekik hasadı gibi faaliyetlere katılabileceğini, bu etkinliklerden elde edilen gelirin doğrudan kadınlara aktarılacağını dile getirdi.

Dalia Mabruk, kadınların ziyaretçilere bölgenin geleneksel yemeklerini tanıtmayı ve yöresel ürünleri tattırmayı da planladığını belirtti. Ziyaretçilerin kadınların tarımsal üretim alanlarında ağırlanacağını kaydeden Dalia Mabruk, kadınların halihazırda kolektif çalışma kültürüne sahip olduğunu ve sosyal dayanışma ekonomisi kuruluşları bünyesinde faaliyet yürüttüğünü ifade etti.

Yerel mirasın tanıtımına katkı sunuluyor

Bölgeden arkeoloji araştırmacısı Mona Abdavi de mesleki yaşamında henüz tam anlamıyla yerleşik bir konuma ulaşamadığını, bu nedenle tur rehberliği yaparak bilgi ve deneyimini yerel mirasın tanıtımına aktarmayı seçtiğini anlattı.

“Ouzalaia” projesinin açılış etkinliğine katıldığını belirten Mona Abdavi, girişimin kadınların öncülüğünde oluşturulan bir araştırma ve turizm rotası olduğunu söyledi.

Projeye katılan kadınların kendilerine ait bir turizm rotası oluşturmak istediğini belirten Mona Abdavi, “Kadınlar, ürünlerini kendi bölgelerinde uygun fiyatlarla satabilecekleri özel bir turizm rotası oluşturmak istiyor. Böylece her kadının ürünlerini satmak için bir yerden başka bir yere gitmesine gerek kalmayacak. Müşteri doğrudan onların bulunduğu yere gelecek, aynı zamanda bölgeyi, doğal zenginliklerini ve miraslarının kaybolmaması için mücadele eden kadınları tanıyacak” dedi.

Bu fikrin kadınları cesaretlendirdiğini ve ilerlemeleri için fırsat sunduğunu ifade eden Mona Abdavi, kadınların daha önce özgüven eksikliği yaşadığını, ürettikleri ürünleri nerede ve nasıl satacaklarını bilemediklerini söyledi. Bazı kadınların projeleri olmasına rağmen ambalajlama imkanlarının ve satış alanlarının bulunmaması nedeniyle bunları hayata geçiremediğini belirtti.

Kadınlar projenin yaşamlarına etkisini anlattı

Projeden yararlanan çiftçilerden Hanan Masi, iki yıl önce girişime katıldığını ve tarımla uğraştığı için bu deneyimin bir parçası olmaya karar verdiğini söyledi.

Deneyimin kendisine önemli katkılar sunduğunu belirten Hanan Masi, “Bu deneyimden çok yararlandım. Farklı alanlarda birçok eğitim aldım. Bilgilerim gelişti ve özgüvenim arttı” dedi. Hanan Masi, eğitimler sayesinde aile çevresinde yaşanan sorunlarla ve krizlerle nasıl başa çıkacağını da öğrendiğini ifade etti.

Daha önce kendi yeteneklerine güvenmediğini ve yeterli eğitim ile desteğe sahip olmadığını dile getiren Hanan Masi, projenin kendisine çok şey kattığını belirtti. Farklı eğitim seviyelerinden 32 kadının bir arada bulunduğunu söyleyen Hanan Masi, kadınların birbirlerini tamamladığını, birlikte eğitim almaya ve öğrenmeye devam ettiklerini kaydetti.

Kadınlara çağrı

Projeden yararlanan bir diğer çiftçi Warda Azari de girişimin kadınların haklarına ve sorumluluklarına ilişkin farkındalığını artırdığını söyledi. Warda Azari, “Daha önce bilmediğimiz haklarımızı ve sorumluluklarımızı artık biliyoruz. İklim değişikliğinin ne anlama geldiğini öğreniyoruz. Eğitimlere katıldık ve bunlardan çok yararlandık” diye konuştu.

Projenin çok sayıda kadına olumlu katkı sunduğunu belirten Warda Azari, kırsal bölgelerde yaşayan ve henüz girişime katılmamış kadınları da projeye dahil olmaya çağırdı. Bölgenin önemli bir turizm potansiyeline ve değerlendirilebilecek çok sayıda doğal zenginliğe sahip olduğunu vurgulayan Warda Azari, girişimin önümüzdeki yıllarda daha da büyüyeceğini ifade etti.

Ouzalaia, yalnızca bir turizm projesi olmanın ötesinde, çevrenin korunmasını, arkeolojik ve kültürel mirasın yaşatılmasını, kadınların ekonomik ve sosyal açıdan güçlenmesini bir araya getiriyor. Dağlar, ormanlar, mağaralar, zeytinlikler ve yöresel yemekler üzerinden oluşturulan ekolojik turizm rotasıyla Vesletli kadınlar, kültürel mirasın koruyuculuğunun yanı sıra yerel kalkınmanın da başlıca aktörleri olmayı hedefliyor.