Sudan’da gazetecilere dönük 673 ihlal belgelendi

Sudan Gazeteciler Sendikası çatışmaların başladığı 15 Nisan 2023’ten bu yana gazetecilere dönük 673 ihlalin gerçekleştiğini belirterek cezasızlık politikalarının son bulmasını ve acil eyleme geçilmesini istedi.

Sudan – Sudan’da çatışmaların patlak verdiği 15 Nisan 2023 tarihinden bu yana kadın gazetecilere ve basın çalışanlarına dönük hak ihlalleri kesintisiz şekilde devam ediyor. Sudan Gazeteciler Sendikası tarafından yapılan açıklamada, ülkede gazetecilerin en kanlı ve tehlikeli süreçlerden birini yaşadığı vurgulandı.

Açıklamada, 15 Nisan 2023 ile 30 Haziran 2026 tarihleri arasında basına yönelik en az 673 ihlalin belgelendiği duyuruldu. Çatışma sürecinde 34 gazetecinin katledildiği, 116 gazetecinin ise gözaltına alındığı, keyfi şekilde tutuklandığı veya zorla kaybedildiği belirtildi. Ayrıca 120 tehdit ve nefret söylemi vakası ile 34 doğrudan hedef alma ve silahlı saldırının yaşandığı, basın çalışanlarının fiziksel saldırı, ev baskını, yağma ve haksız işten çıkarmalarla yüz yüze bırakıldığı kaydedildi.

Zorla kaybedilen gazeteciler vakası acil eylem gerektiriyor

Sendika, zorla kaybedilen gazetecilerin durumunun acil müdahale gerektiren hayati bir dosya olduğunu vurguladı. Hızlı Destek Kuvvetleri’nin kontrolündeki alanlarda zorla kaybedilen 5 gazeteci ile keyfi tutuklama vakalarının kayıt altına alındığı aktarılırken, Sudan Ordusu’nun denetimindeki bölgelerde tutulan gazetecilere dair şeffaf bilgi paylaşılmadığı ifade edildi. Süreç boyunca gazetecilere dönük 64 yargısal takibatın başlatıldığı, Bilişim Suçları Yasası gerekçe gösterilerek 47 gazeteci ve medya kuruluşu hakkında dava açıldığı, 18 gazetecinin ise firari ilan edilerek kriminalize edilmek istendiği belirtildi.

Cezasızlığa son verilsin çağrısı

Sendika; gazetecilere dönük katliam, saldırı ve yaralama vakalarına ilişkin bağımsız soruşturmaların açılması, tüm sorumluların yargılanması ve cezasızlık politikalarına son verilmesi çağrısında bulundu. Zorla kaybedilen gazetecilerin akıbetinin derhal açıklanması, bulundukları yerlerin belirlenerek serbest bırakılmaları talep edildi. Ayrıca basını susturma aracı olarak kullanılan olağanüstü hal uygulamalarının, yasaların ve yargısal baskıların durdurulması gerektiği ifade edildi.