İran’da enflasyon halkın sofrasını vuruyor: Temel gıda fiyatlarında sert artış

İran’da enflasyon Eylül ayında yüzde 83,8’e yükselirken, temel gıda ürünlerindeki sert fiyat artışları hanelerin alım gücünü daha da düşürdü.

Haber Merkezi- İran’da yüksek enflasyon, yaz aylarının sonunda hanelerin günlük yaşam maliyetleri üzerindeki baskıyı artırdı. İran Merkez Bankası verilerine göre Eylül 2026’da noktasal enflasyon yüzde 83,8 olarak kaydedildi. Buna göre haneler, geçen yılın aynı ayında aldıkları aynı mal ve hizmet sepeti için ortalama yüzde 83,8 daha fazla ödeme yaptı.

Ancak fiyat artışları tüm alanlarda aynı düzeyde gerçekleşmedi. Merkez Bankası verilerine göre Eylül ayında mallarda noktasal enflasyon yüzde 118,1 olurken, hizmetlerde bu oran yüzde 50,9 olarak açıklandı. Bu tablo, özellikle hanelerin doğrudan tüketim sepetinde yer alan temel mallardaki fiyat artışlarının yaşam maliyetindeki yükselişte önemli bir paya sahip olduğunu gösteriyor.

Temel gıda ürünlerinde sert yükseliş

İran İstatistik Merkezi’nin verileri de özellikle gıda ürünleri üzerindeki baskının boyutuna işaret ediyor. Eylül ayında yağlar ve katı yağlar grubunda noktasal enflasyon yüzde 257,5’e yükseldi. Bu, söz konusu ürün grubunun fiyatlarının geçen yılın aynı ayına kıyasla üç buçuk kattan fazla arttığı anlamına geliyor.

Aynı dönemde süt, peynir ve yumurtada noktasal enflasyon yüzde 160,6, kırmızı et ve kümes hayvanlarında ise yüzde 128,5 olarak açıklandı.

İran Merkez Bankası ile İstatistik Merkezi’nin aynı enflasyon göstergesi için farklı oranlar açıklaması da dikkat çekiyor. Merkez Bankası Eylül ayı noktasal enflasyonunu yüzde 83,8 olarak açıklarken, İstatistik Merkezi aynı dönem için yüzde 89,8 oranı bildirdi. İki kurum arasındaki farkın kullanılan endeksler ve hesaplama yöntemlerinden kaynaklandığı belirtiliyor.

İşçi hanelerinde alım gücü kaybı

Fiyatlardaki bu artış, özellikle sabit gelirle geçinen işçi ve emekçi haneleri daha fazla etkiliyor. Gelirlerini yaşam maliyetindeki artış kadar hızlı yükseltme imkanı bulunmayan bu kesimler açısından temel tüketim ürünlerindeki sert fiyat artışları doğrudan alım gücü kaybına dönüşüyor.

İşçi kesiminden aktarılan tahminlere göre, yaz sonu itibarıyla dört kişilik bir işçi ailesinin geçim maliyeti yaklaşık 90 milyon tümene ulaştı. Bu rakam ülke genelinde belirlenmiş resmi ve tek bir geçim maliyeti göstergesi değil, işçi temsilcileri tarafından yapılan bağımsız bir tahmin niteliğinde. Buna rağmen söz konusu rakam ile işçi ücretleri arasındaki fark, gelirlerle gerçek yaşam maliyetleri arasındaki açığı ortaya koyuyor.

Hanelerin bütçesindeki baskı yalnızca yağ, süt ürünleri ve etle sınırlı kalmıyor. Ulaşım, araç, ev ve beyaz eşya, sağlık ve iletişim gibi alanlardaki maliyet artışları da aile bütçelerinin farklı kalemlerinde ek yük oluşturuyor.

Özellikle gıda fiyatlarındaki artış, hanelerin bu ürünleri tüketimden tamamen çıkaramaması nedeniyle daha ağır sonuçlar doğuruyor. Düşük gelirli aileler, barınma, sağlık ve ulaşım gibi zorunlu harcamaları karşılayabilmek için bazı gıdaların miktarını veya kalitesini azaltmak zorunda kalabiliyor.

Bu durum yalnızca alım gücünün düşmesi anlamına gelmiyor; aynı zamanda hanelerin tüketim alışkanlıklarının değişmesine ve beslenme kalitesinin gerilemesine de yol açabiliyor.

Gerileme fiyatlara yansımıyor

Merkez Bankası Başkanı Abdolnaser Hemmati, Eylül ayında noktasal enflasyonun yüzde 83,8'e gerilediğini açıklamıştı. Oran ağustosta yüzde 84,4 seviyesindeydi. Böylece noktasal enflasyonda 15 ay sonra ilk kez sınırlı bir düşüş kaydedildi. Ancak aylık enflasyonun yüzde 3,9 civarında olduğu ve fiyat artış hızının hala yüksek seyrettiği belirtildi.

Dolayısıyla enflasyondaki sınırlı gerileme fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor; yalnızca fiyatların geçen yılın aynı dönemine kıyasla artış hızında küçük bir yavaşlama yaşandığını gösteriyor.

Temel gıda ürünlerinde yaşanan sert fiyat artışları, İran’da sabit gelirli haneler açısından ekonomik baskının günlük yaşamda nasıl hissedildiğini ortaya koyuyor. İşçiler açısından enflasyon, yalnızca ekonomik bir gösterge olmaktan çıkarak gıda, barınma, sağlık, ulaşım ve diğer temel ihtiyaçların karşılanmasında yaşanan güçlük olarak doğrudan yaşamın bir parçasına dönüşüyor.