Tunus’ta cinsel saldırıyı meşrulaştırmaya tepki: Damgalanmaya değil, desteğe ihtiyaçları var
Tunus’ta bir kız çocuğunun cinsel saldırıya maruz bırakılmasının ardından mağdur ve annesinin suçlanmasına tepki gösteren Duha Kallali, “Mağdurların psikolojik baskı ve damgalanmaya değil, destek ve korunmaya ihtiyacı var” dedi.
NEZİHA BOUSSAİDİ
Tunus – Tunus’ta 15 yaşındaki bir kız çocuğunun bir grup erkek tarafından cinsel saldırıya maruz bırakılmasının ardından başlayan tartışmalar, cinsel şiddet vakalarında mağdurların suçlanması sorununu yeniden gündeme taşıdı.
Kız çocuğunun tedavi için hastaneye kaldırılması toplumda öfke ve dayanışma yaratırken, dijital medyada kız çocuğunun günlük tercihleri ve annesinin yetiştirme biçimi üzerinden yapılan yorumlar tepki çekti. Kadın aktivistler ile kadın ve insan hakları örgütleri, bu söylemlerin dikkati cinsel saldırıdan ve faillerin sorumluluğundan uzaklaştırdığını belirterek, şiddetin gerekçelendirilmesine ve mağdurların yaşananlardan sorumlu tutulmasına son verilmesi çağrısında bulundu.
Bu kapsamda Eşitlik ve Kadın Hakları Cephesi, “Adalet... Cinsel şiddete hayır” başlıklı bir açıklama yayımladı.
Açıklamada, çocuk ve ailesiyle dayanışma içinde olunduğu belirtilerek, kız çocuğunun korunması, gerekli bakımın sağlanması ve mahremiyetinin gözetilmesi çağrısı yapıldı. Sorumluluğun saldırganlara ait olduğu vurgulanan açıklamada, devletin mağdurları koruma ve faillerin hesap vermesini sağlama yükümlülüğü bulunduğu ifade edildi.
Kadınlardan çağrı
A Kadın Sesleri grubu da kadın ve kız çocuklarına yönelik her türlü ayrımcılık ve tahakküm biçimini reddettiğini belirterek, kadınların ve kız çocuklarının özgürlük, güvenlik ve eşitlik haklarının güvence altına alınması çağrısında bulundu. Grup, cinsel şiddet vakalarına mağdurların korunması ve saldırganların hesap vermesi temelinde yaklaşılması gerektiğini vurguladı.
‘Cezasızlık politikası nedeniyle sonuca ulaşılamıyor’
Sivil toplum aktivisti Duha Kallali, ajansımıza yaptığı açıklamada, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet vakalarının genellikle paralel ilerleyen iki süreç üzerinden ele alındığını belirtti. Bunlardan ilkinin gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluların hesap vermesiyle sonuçlanması gereken yargı süreci olduğunu ifade eden Duha Kallali, bu sürecin “cezasızlık politikasının yaygın olması nedeniyle çoğunlukla herhangi bir sonuca ulaşmadığını” söyledi. Duha Kallali, ikinci sürecin ise özellikle dijital medya platformlarında yürütülen tartışmalar olduğunu söyledi.
‘Oysa sorgulanması gereken mağdurlar değil, saldırganlar’
Mağdura destek olması gereken alanın çoğu zaman önyargıların yeniden üretildiği bir alana dönüştüğünü dile getiren Duha Kallali, sözlerine şöyle devam etti:
“Çok sayıda kişi yalnızca faillerin hesap vermesini talep etmekle kalmıyor, aynı zamanda mağduru ve annesini yaşananlardan sorumlu tutmaya çalışıyor. Bu tutumlar münferit değil, bazı Arap toplumlarında kökleşmiş düşünce biçimlerini yansıtıyor. Bu düşünce biçimleri, kadınları ve kız çocuklarını suçlamaya ve maruz kaldıkları şiddetin sonuçlarından onları sorumlu tutmaya dayanıyor. Oysa sorgulanması gereken mağdurlar değil, saldırganlar ve bu tür suçların tekrarlanmasına olanak sağlayan koşullardır.
Bir annenin kızının dışarı çıkmasına veya eğlenmesine izin vermesi nedeniyle yaşananlardan sorumlu tutulması, temel hak ve özgürlüklere ilişkin yetersiz bir anlayışı yansıtıyor. Bu yaklaşım, kadınların kıyafetlerini, davranışlarını veya kamusal alanda bulunmalarını suçlayan geleneksel söylemleri yeniden üretiyor. Böylece mağdur ilk suçlanan kişi haline gelirken, şiddetin gerçek nedenleri göz ardı ediliyor. Cezasızlığın yaygın olması, uyuşturucu ve suçun yaygınlaşması, farklı biçimlerde şiddetin artması ile eğitim, öğretim ve sosyal politikalardaki başarısızlıklar da bu nedenler arasında yer alıyor.”
Mağdurların psikolojik baskı ve toplumsal damgalanmaya değil, destek, dayanışma ve korunmaya ihtiyaç duyduğunun altını çizen Duha Kallali, şiddeti gerekçelendiren ve suçun üzerini örten yaklaşımların sonlandırılması çağrısında bulundu. Duha Kallali, bu olgularla mücadelenin mağdurların yanında yer almak ve adalet ile onur hakkını savunmakla başlaması gerektiğini ifade etti.