İran’da evlilik baskısı genç kadınların geleceğini tehdit ediyor
İran’da genç kadınların evliliğe yönlendirilmesi, toplumsal baskıyla birleşerek geleceklerini ve güvenliklerini tehdit ediyor. Evliliğin tek seçenek olarak sunulduğu ortamda genç kadınlar, şiddet ve kandırılmaya karşı savunmasız kalıyor.
SARE POURKHAZRİ
Kirmanşan- Rojhilat Kürdistan’ın Kirmanşan kentinde kız çocuklarının geleceğine ilişkin hayaller, eğitim ve meslekten çok evlilik beklentisi etrafında şekilleniyor. Küçük yaşlardan itibaren evliliğin kadınlar için bir değer ve toplumsal kabul ölçütü olarak sunulması, kız çocuklarını eğitim ve bağımsızlık fırsatlarından uzaklaştırırken, onları baskı, zorla evlendirme ve istismar karşısında da daha savunmasız bırakıyor.
Kirmanşan’da kadın hakları aktivisti Ferengis Q., erkek egemen toplumlarda evliliğin kadınların yaşamını sınırlandıran bir yapıya dönüştürüldüğünü belirtti. Bu sistemin, söz konusu yapıyı kız çocuklarına küçük yaşlardan itibaren cazip bir yaşam biçimi olarak sunduğunu ifade eden Ferengis Q., evlenmeyen kadınların eğitim, deneyim kazanma, çalışma ve bağımsızlaşma fırsatlarına daha fazla sahip olacağını kaydetti. Medya, aile ve eğitim sisteminin de evliliği kadınlar için özgür bir tercih olmaktan çıkarıp adeta tek meşru yaşam yolu olarak sunan bu anlayışın yeniden üretilmesinde rol oynadığını belirten Ferengis Q., bunun sonucunda kız çocuklarının geleceklerini eğitim, çalışma ve yaratıcılık yerine evlilik hayali üzerinden kurduğunu söyledi.
‘İstemediğim halde bu evliliği kabul ettim’
16 yaşında ailesinin zoruyla evlendirilen Semira M., “O zamanlar tek dileğim okumak ve bir gün kuaför olmaktı. Ancak amcam, benden 20 yaş büyük olan oğluna beni istedi. Ben karşı çıktım ama babam bana şiddet uyguladı ve tüm kitaplarımı yırtıp yaktı. Ardından, ‘Evlenmezsen insanlar mutlaka başına bir iş geldiğini ve bu yüzden kimsenin seni istemediğini söyleyecek’ dedi. O günlerde babama karşı çıktığım suçluluk duygusu hissediyordum ve bu duygu evliliği kabul etmeme neden oldu. Çünkü çevremdeki bütün kızlar evlenmişti ve benim de erken evlenmem gerektiğini düşünüyordum. Bu nedenle istemediğim halde bu evliliği kabul ettim” ifadelerinde bulundu.
Toplumsal baskı kadınları evliliğe zorluyor
Gazeteci Şele S., her yıl çok sayıda genç kadının aileleri tarafından evliliğe zorlandığını belirtti. Bu genç kadınların önemli bir bölümünün küçük yaşlarda evlendirildiğini ifade eden Şele S., erkek egemen toplumdaki anlayışların bu baskının oluşmasında önemli rol oynadığını kaydetti. Genç kadınlara evlenmedikleri takdirde eksik olduklarının sürekli telkin edildiğini dile getiren Şele S., bu düşüncenin zamanla bazı genç kadınların zihninde evliliği her şeyin önüne koymasına neden olduğunu söyledi. Toplumsal baskının, belli bir yaşa geldiği halde evlenmeyen kızları yeterince tanımadıkları kişilerle dahi evlenmeye ittiğini belirten Şele S., bu evliliklerin çoğu zaman kişisel tercihten ziyade toplumun yargısından ve baskısından kurtulma isteğiyle gerçekleştiğini kaydetti.
Kadınlar istismara daha açık hale geliyor
Nilufar Mojaver’in, kendisini evlilik vaadiyle kandıran bir kişinin günlerce süren şiddet ve işkencesi sonucu yaşamını yitirmesi, toplumda büyük yankı uyandırdı. Olay, genç bir kadının evlilik teklifine neden bu kadar anlam yüklediği ve tanımadığı bir kişiye neden güvenebildiği sorusunu da gündeme getirdi. Evliliği genç kadınların değerinin ve toplumsal itibarının temel ölçütü olarak sunan rol modellerinin, onların daha savunmasız hale gelmesine yol açıyor. Böyle bir ortamda toplumsal kabul arayan genç kadınların kandırılmaya ve istismara daha açık hale geldiği, bunun da kimi zaman telafisi mümkün olmayan zararlara, hatta ölümle sonuçlanan trajedilere neden oluyor.