Eski Silêmanî’nin tanığı: Bu miras gelecek kuşaklara kalmalı

Sabunkeran’ın eski komşuluklarını, kadınların dayanışmasını ve çok kültürlü yaşamını anlatan Perwin Kerîm, Silêmanî’nin giderek kaybolan tarihi dokusuna dikkat çekerek, “Bu mahalleler gelecek kuşaklara kalmalıdır” çağrısı yaptı.

HELİN AHMED

Silêmanî - Silêmanî’nin eski sokaklarında, zaman içinde kentin çehresi değişmiş olsa da halkın hafızasında yaşamaya devam eden yerler ve isimler hala var. Sabunkeran sokakları da duvarlarında, kapılarında ve dar geçitlerinde bir kuşağın yaşam öyküsünü taşıyan bu yerlerden biri.

Bu sokaklar, yıllarca burada yaşayan ailelerin, komşuluk ilişkilerinin, emeğin ve gündelik hayatın hikayelerine tanıklık etti. Bu isimlerin ve duvarların ardında kadınların yaşamı da sokakların tarihinin önemli bir parçasını oluşturdu. Emekle, sevgiyle, komşulukla ve kimi zaman hayatın zorluklarıyla örülü bir yaşam…

Bu sokakların geçmişte nasıl olduğunu, insanların ve özellikle kadınların burada nasıl yaşadığını öğrenmek için, o günlere kendi gözleriyle tanıklık etmiş bir kadının anılarına uzanıyoruz.

Sabunkeran Mahallesi’nde yaşayan Perwîn Kerîm, 1953 yılında Silêmanî’nin Kaniskan Mahallesi’nde dünyaya geldi. Çocukluk ve gençlik yıllarını Çwarbaqê Mahallesi’nde geçiren Perwîn Kerîm, evlenene kadar burada yaşadı. İlkokul 6’ncı sınıfa kadar eğitim gördü ve bir okulda 8 yıl görevli olarak çalıştı. Ancak savaş koşulları ve yaşadığı bölgedeki durum nedeniyle işinden ayrılmak zorunda kaldı.

Göç, yaşam ve kadın dayanışması

Perwîn Kerîm yaşamını şöyle anlattı: “1959 yılında ilkokula başladım. İlkokulu tamamladıktan sonra ailemin içinde bulunduğu koşullar ve ailemin bir bölümünün yurt dışına göç etmesi nedeniyle eğitimime devam edemedim. Ancak Silêmanî’de bir okulda görevli olarak çalışmaya başladım. Sekiz yıl çalıştıktan sonra evlenmemizin ardından Pêncwên’e taşındığımız için işimden ayrıldım. 1974 yılından sonra, dönemin siyasi koşulları nedeniyle Pêncwên’den göç ederek İran’a gittik. Bir yıl sonra yeniden Pêncwên’e döndük. İki yıl sonra ise ben Silêmani’ye geri döndüm. Önce Çwarbaqê  Mahallesi’ne, ardından Silêmanî’nin Sabunkaran Mahallesi’ne yerleştik. O günden bu yana da burada yaşıyoruz.”

Çocukluğundaki Silêmanî’den söz eden Perwîn Kerîm, şöyle devam etti: “Benim çocukluğumda Silêmanî kentinin eski yerleşimi yalnızca altı mahalleden oluşuyordu. Ancak bugün Silêmanî çok büyüdü. Şimdi kentin birçok mahallesinin nerede olduğunu bile bilmiyorum. O zamanlar mahalleler küçüktü ve birbirine yakındı.

Her gün ev işlerimizi bitirdikten sonra sokağa çıkardık. Sokakta yaşayan herkes birbirini tanırdı. Komşular arasında saygı ve sevgi vardı. Biz kadınlar sabahları günlük işlerimizi bitirdikten sonra komşularımıza topluca yardım etmeye giderdik. O zamanlar ortak tandırlar vardı. Her gün hep birlikte bir komşumuzun evinin ekmeğini yapardık. Birisi hastalandığında ona yardım ederdik. Zor zamanlarda birbirimizin yanında olurduk. Gerektiğinde komşularımızın çocuklarına kendi evimizde bakardık. Ancak günümüzde komşuların birbirleriyle daha az görüşmesi, bu komşuluk ilişkilerinin giderek zayıflamasına neden oldu.

Mahallemizde bir düğün olduğunda hepimiz birlikte katılırdık. Daha sonra yemekler hazırlanır, gecenin ilerleyen saatlerine kadar düğünde kalırdık. Berat geceleri de vardı. Bayramlarda çocuklar sokak sokak gezerdi. Berat gecelerinde çocuklar şeker toplardı. Ne mutlu ki çocuklar bugün de Berat gecesini ve bayramları yaşatıyor, Silêmanî’nin eski sokaklarını ziyaret ediyor.”

Farklı inanç ve mekanlarıyla kültürel zenginlik

Geçmişte Silêmanî sokaklarında hafızalarda yer edinen kişi ve mekanları anlatan Perwîn Kerîm, farklı inançların yarattığı kültürel zenginliğe de değinerek, devam etti: “Silêmanî’de ‘Kerrê Şerbet’ olarak bilinen bir kişi vardı. Şerbet satıcısıydı ve engelliydi; ne konuşabiliyor ne de duyabiliyordu. Buna rağmen kentin eski sokaklarında dolaşarak şerbet satardı. Kuru üzümleri bir çuvalın içine koyar, ardından ıslatırdı. Üzüm şerbeti yavaş yavaş çuvaldan aşağı süzülürdü. Duymadığı ve konuşamadığı için ona ‘Kerrê Şerbet’ adını vermişlerdi. Bu nedenle bugün bile birisi kendisini bir meseleden uzak tutmaya çalıştığında, ‘Kerrê Şerbet gibi davranıyor’ deniliyor.

Eski sokaklarda hamamlar da vardı. Silêmanî’de Şêx Marif Hamamı, Çwarbaqê Hamamı, Suret Hamamı, Necat Hamamı ve Kışla Hamamı gibi birçok hamam bulunuyordu. Suret Hamamı yalnızca erkeklere hizmet verirdi. Şêx Marif Hamamı sabahın erken saatlerinde erkeklere, saat sekizden sonra ise kadınlara ayrılırdı. Necat Hamamı da…

Necat Hamamı ise adını kadın olan sahibinden alıyordu ve yalnızca kadınlara hizmet veriyordu. Biz kadınlar haftada bir gün çocuklarımızı da yanımıza alıp hamama giderdik. Hamamın içinde ayrı bölümler vardı ve bu bölümlere ‘curne’ deniliyordu. Hamamda ayrıca, hasta olduğunuzda ya da kendi başınıza yıkanamadığınızda size yardımcı olan kadınlar vardı. Bu kadınlara ‘nadire’ deniliyordu. Yıkanmanıza yardımcı olurlardı, işiniz bittikten sonra dışarı çıkar ve ücretinizi öderdiniz.

Biz kadınların yaşamı böyleydi. Kadınlar olarak birbirimizle ilişkilerimiz her zaman iyiydi. Din ve etnik köken aramızda hiçbir zaman sorun olmadı. Eski mahallelerdeki komşularımızın hepsi Müslüman değildi. Hristiyanlar, Yahudiler ve farklı halklardan insanlar vardı. Bir taziyemiz olduğunda onlar taziyemize katılırdı, biz de onların taziyelerine giderdik. Düğün ve gelin çıkarma törenlerimiz olduğunda Hristiyan komşularımızı davet ederdik. Böylece kültürümüzü, gelenek ve göreneklerimizi tanımalarını sağlardık. Kilise bugün de ayakta. Torunlarım evime geldiklerinde, kilisenin nasıl bir yer olduğunu görmek için onları oraya götürmemi istiyorlar. Kilise, içindeki mezarlarla birlikte hala eski haliyle duruyor.”

‘Eski sokaklar gelecek kuşaklara kalmalı’

Perwîn Kerîm, sözlerinin sonunda eski Silêmanî’ye duyduğu özlemi ve kentin tarihi dokusunun korunması gerektiğini dile getirerek, “Evimde sürekli çiçek yetiştiriyorum. Evimin geçmişteki evlerin görünümünü taşımasını istiyorum. Bir çiçeğim kuruduğunda hemen gidip aynısından alıyorum. Çiçeklerimi kendim sulamayı, onları suya doyurmayı seviyorum. Çiçeklerime bakarken eski mahalleleri de sürekli düşünüyorum. Mahallelerin büyük bir bölümü konut projelerine dönüştürüldü ve eski halleri kalmadı. Süleymaniye’nin eski sokaklarının özgün haliyle korunması gerekiyor. Bir ev restore edilecekse yıkılmamalı; mahallenin eski dokusuna uygun biçimde restore edilmelidir. Bu mahalleler gelecek kuşaklara kalmalıdır” dedi.