İran’da son bir ayda en az 15 kadın ve 4 çocuk katledildi

İran’da 23 Temmuz- 22 Ağustos tarihleri arasında en az 15 kadın ve 4 çocuk katledildi.

Haber Merkezi- İran’da 23 Temmuz- 22 Ağustos tarihleri arasında kadın ve çocuklara yönelik şiddet vakalarında ciddi artış yaşandı. Ajansımızın derlediği verilere göre, ay boyunca ülkenin farklı bölgelerinde en az 15 kadın ve 4 çocuk katledildi.

Kaydedilen vakalar arasında daha önce defalarca tehdit edilen veya şiddete maruz kalan kadınlar, aile içi şiddet sonucu yaşamını yitiren çocuklar ve yıllarca şiddet gördükten sonra evli oldukları erkeklere karşı özsavunmada bulundukları için idam edilen kadınlar bulunuyor.

Silahlı saldırılardan aile içi şiddete

Kazakvin’de bir erkek, 17 yaşındaki oğlunun yardımıyla 47 yaşındaki eşi İsmet Cebbari ile 8 yaşındaki kızı Setare Kerbasi’yi katletti.

Merivan-Bane yolunda İran Devrim Muhafızları İstihbarat Birimi güçlerinin düzenlediği silahlı saldırıda ise Meryem Aslani, kızı Sümiye Tevekoli ve kültür-sanat aktivisti, Kürdistan Fotoğrafçılar Evi yöneticisi oğlu Mehdi Tevekoli yaşamını yitirdi.

18 yaşındaki çocuk yaşta evlilik mağduru Soma Mogaddemi, Piranşehr’de şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.

Kalat ilçesine bağlı Serrud köyünde 32 yaşındaki bir kadın, evli olduğu erkek tarafından yakılarak katledildi.

Şehrebabek’te bir kadın evli olduğu erkek tarafından, Kiyamdeşt’te ise bir kadının yine evli olduğu erkek tarafından katledilerek cenazesinin Çelgız köyü çevresindeki kırsal alana gömüldüğü bildirildi.

Meşhed’de Leyla isimli bir kadın, 17 yaşındaki kızının gözü önünde evli olduğu erkek tarafından kesici aletle katledildi.

Melekan kentinde ise 26 yaşındaki Neda Celiliyan evli olduğu erkek tarafından katledildi.

Mervdasht kentinden 15 yaşındaki Sanaz Mehrabi Deşki, dayısının av tüfeğiyle açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi.

Çabahar’da 24 yaşındaki üniversite öğrencisi ve eczane çalışanı Azita (Süheyla) Rahmetzehi, zorla evlendirilmesinden yalnızca 12 gün sonra evli olduğu erkek  tarafından ağır şekilde darbedildi ve silahla katledildi.

Babol’da Sümiye Rezzaki, eski eşi tarafından katledildi.

Perend’de 33 yaşındaki bir kadın, kendisiyle evlenmek isteyen erkeğin teklifini reddettiği için katledildi.

Nur ilçesinde bir erkek evli olduğu kadının babası, annesi ve erkek kardeşini silahla katletti. Rey ilçesinde de bir kadın evli olduğu erkek tarafından katledildi.

Daha önce tehdit edilmişti

Sine kentinden 40 yaşındaki Latife Muhammedzade, evli olduğu erkek tarafından kesici aletle katledildi. Kadının daha önce defalarca ölümle tehdit edildiği ve mahkemede dahi darbedildiği belirtildi.

Sine Posta İdaresi çalışanlarından 27 yaşındaki Atusa Caferi de boşandığı erkek tarafından katledildi.

Saadetabad’da genç bir kadın, bir işyerinin penceresinden düşerek şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Olayın nedenine ilişkin daha fazla ayrıntı paylaşılmadı.

Meşhed’de 15 yaşındaki Afganistanlı bir kız çocuğu, Haşeminejad Hastanesi’ne kaldırılmasının ardından yaşamını yitirdi. Raporlarda çocuğun vücudunda yaygın kırbaç ve başına aldığı darbe izlerinin bulunduğu yer aldı.

Zabul’un Muhammedabad kentindeki bir akaryakıt istasyonu yakınında bir Beluc ailenin hedef alındığı silahlı saldırıda ise küçük yaştaki bir çocuk yaşamını yitirdi, annesi ağır yaralandı.

Şiddete maruz bırakılan kadınlar idam edildi

Kadın katliamlarının yanı sıra bazı kadınların devlet tarafından uygulanan idam cezaları sonucunda yaşamını yitirdiği bildirildi. Çocuk yaşta evlendirilen Marziye Neyri, evli olduğu erkeği kasten öldürdüğü suçlamasıyla daha önce kısas cezasına çarptırılmıştı. Marziye Neyri’nin idam cezası Kazakvin Merkez Cezaevi’nde infaz edildi.

İvan-Garb’dan Dünya Muhammedinin idamı da İlam Merkez Cezaevi’nde gerçekleştirildi. Dünya Muhammedi’nin tutuklandığı sırada 18 yaşında olduğu belirtildi.

Kadına yönelik şiddet ‘aile meselesi’ olarak görülüyor

Kadın hakları savunucularına göre, kadınlara yönelik katliam ve şiddet vakalarında en önemli sorunlardan biri, olayların “aile içi anlaşmazlık” veya “namus meselesi” gibi ifadelerle tanımlanması. Aktivistler, bu dilin şiddeti toplumsal ve hukuki bir sorun olmaktan çıkararak özel alana hapsettiğini ve aile içinde erkeklerin kadınlar üzerindeki kontrol ve güç kullanımının sürmesine zemin hazırladığını belirtiyor. Kadın aktivistlere göre tehdit, darp, kontrol, zorla evlendirme ve katliam gibi vakalar “aile içi anlaşmazlık” çerçevesinde ele alındığında, şiddetin temel nedenleri görünmez hale geliyor. Bununla birlikte devlet ve hukuk kurumlarının sorumluluğu da geri plana itiliyor.

Bu koşullarda kadınların etkili bir hukuki korumadan yoksun bırakıldığı, can güvenliklerini korumak amacıyla adli kurumlara başvuran kadınların dahi yeterli koruma mekanizmalarıyla karşılaşmadığı belirtiliyor.

Kadınlar ve sivil toplum aktivistleri, uzun süredir etkili koruma mekanizmalarının bulunmaması, güvenli evlerin yetersizliği ve caydırıcı yasaların eksikliği konusunda tepki gösteriyor.