Gülistan ve Hêro’suz iki yıl: Sesleri özgür basında yaşıyor

Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn’in katledilmelerinin üzerinden iki yıl geçti. Çalışma arkadaşları iki kadın gazetecinin bıraktığı mücadeleyi sürdürürken, Hêro’nun kardeşi Bêrîvan Bahadîn, “Hêro ailemiz için aydınlık bir yol oldu” dedi.

HÊLÎN EHMED

Silêmanî- Takvimler 23 Ağustos 2024’ü gösterdiğinde, Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn’in gazetecilik yolculuğu bir dron saldırısıyla yarıda kaldı. Aradan iki yıl geçti; ancak kameralarıyla tanıklık ettikleri yaşamlar, çalışma arkadaşlarına aktardıkları gazetecilik anlayışı ve geride bıraktıkları hafıza hala canlı.

Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn için gazetecilik yalnızca bir meslek değildi. Toplumun görünmeyen hikayelerini görünür kılmanın, kadınların sesini duyurmanın ve hakikatin izini sürmenin bir yoluydu. Bugün çalışma arkadaşları onların bıraktığı gazetecilik mirasını sürdürdüklerini söylerken, aileleri için geçen iki yıl özlemle örülü uzun bir zamana dönüştü.

Hêro’nun kız kardeşi Bêrîvan Bahadîn’in “İki yıl geçti ama bizim için sanki iki gün” sözleri, kaybın ailede bıraktığı izi anlatıyor. Çalışma arkadaşlarının tanıklıkları ise Gülistan ve Hêro’nun yalnızca hatırlanan iki gazeteci olmadığını, bıraktıkları çalışma anlayışıyla özgür basında yaşamaya devam ettiklerini ortaya koyuyor.

‘İki gazetecinin çalışmalarını ve mücadelesini sürdüreceğiz’

Her iki gazetecinin de çalışma arkadaşı olan gazeteci Hawjîn Şiwane, Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn’in özgür basın mücadelesinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn’in özgür basındaki çalışmaları ideolojik bir temele dayanıyordu. Demokrasiye, kadın özgürlüğüne ve ekoloji alanında çalışma yürütmeye inanıyorlardı. Özgür basın için farklı bir anlayış ve perspektifle çalışıyorlardı. Bölgede hangi sorun yaşanırsa yaşansın, iki kadın gazeteci o konunun üzerine gider ve çalışma yürütürdü.

Gülistan Tara’nın mücadelesinden söz edecek olursak, yaşamının yarısını özgür basın çalışmalarına adadı. Biz özgür basına geldiğimizde henüz başlangıç aşamasındaki birkaç öğrenciydik. Ancak Gülistan Tara bizi özgür basının fikri ve felsefesi doğrultusunda yetiştirdi. Onların çalışmaları ve mücadeleleri bizim için her zaman canlıdır. Biz özgür bir ruh ve özgür bir düşünceyle çalışmalarımızı sürdürdükçe onlar da zihnimizde yaşamaya devam edecek.

Hêro Bahadîn ise Güney Kürdistanlı genç bir kadındı. Çalışmalarının rengi, rolü ve etkisi basın alanında çalışan diğer kadınlardan farklıydı. Kendisi aslında mühendisti. Arkadaşları sık sık, ‘Sen mühendissin, neden basını seçtin?’ diye soruyordu. Ancak Hêro’nun basına büyük bir tutkusu vardı. Onların yaşamlarını yitirmelerinden önce yürüttükleri mücadele ve çalışmalar, sonrasında da aynı ruhla sürdürülmeye devam etti.”

‘Onların yolunu yarıda bırakmadık’

Hawjîn Şiwane konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“Çalışmaya başladığımızda birkaç genç kadındık, üniversite öğrencisiydik. Özgür basına geldiğimizde Hêro ile tanıştık. O her zaman bizim için büyük bir moral kaynağıydı. Mütevazı, cesur ve korkusuz bir kadındı. Hazırladığımız haberleri kontrol eder, çalışmalarımızı yakından takip ederdi. Aynı zamanda dış basındaki çalışmaları da izler ve değerlendirirdi.

Gülistan ve Hêro, basında üretilen içeriklerin geliştirilmesi için sürekli emek veriyordu. Bu da bizi onların düşünce ve çalışma anlayışına daha fazla yaklaştırıyordu. Eleştiri ve önerileri bizi her geçen gün daha güçlü kıldı. Bizi, gazeteciliğin özünü ve içeriğini geliştirebilecek gazeteciler olarak yetiştirdiler. Çalışmalarımızı özgür bir düşünce ve ideoloji temelinde yürütmemize, kadın özgürlüğü çizgisinde gazetecilik yapmayı sürdürmemize katkı sundular.

Onların çalışmaları ve mücadeleleri zihnimizde canlılığını koruyor. Yaşamlarını yitirmelerinin ardından bizde güçlü bir irade bıraktılar. Karşılaştığımız her sorunda onların rolünü ve bıraktıkları mirası nasıl yaşatabileceğimizi düşündük. Onların yoldaşlık anlayışını sürdürerek binlerce özgür basın emekçisinin bu mücadeleye katılmasını sağlamayı amaçladık.

Biz çalışma arkadaşları olarak, onların yaşamlarını yitirdiği dönemde ve sonrasında bu gücümüzü ortaya koyduk. Özgür basında çalışan kadınlar olarak iki kadın gazetecinin yolunu ve mücadelesini sürdürdük. Çalışmalarımızda eksikliklerimiz olabilir, onların bıraktığı boşluğu hiçbir şekilde dolduramayabiliriz. Ancak bütün eksikliklerimize rağmen onların yolunu yarıda bırakmadık. İki özgür kadın gazetecinin çalışmalarını ve mücadelesini sürdürmeye devam edeceğiz.”

‘Özgür basındaki çalışmaları saygı ve takdiri hak ediyor’

Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn’in arkadaşı ve meslektaşı Jiyan San, iki gazeteciyi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenleri anarak, Gülistan ve Hêro’nun Güney Kürdistan’da yürüttüğü gazetecilik çalışmalarının kendileri açısından önemli ve değerli olduğunu belirtti.

İki gazetecinin özgür basının sesini duyurmak için mücadele ettiğini ifade eden Jiyan San, “Özgür basındaki çalışmaları saygı ve takdiri hak ediyor. Her iki gazeteci de özgür basının sesini duyurmak için çalıştı ve mücadele etti. Gülistan Tara, Kuzey Kürdistan’dan Güney Kürdistan’a gelerek özgür basındaki gazetecilik mücadelesini burada sürdürdü. Bu, gazeteciliğin dar bir çerçeveye hapsedilemeyeceğini gösteriyordu. Gazetecilik geniş bir alandır. Bizim de özgür basının değerlerini ve mücadelesini sürdürebilmek için onların mücadele yolunu sahiplenmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

‘Yaşam durmadı ama içimizde bir şeyler durdu’

Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn’in yaşamlarını yitirdiği günün kendileri açısından bıraktığı etkiyi anlatan Jiyan San, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İki çalışma arkadaşımızın yaşamını yitirdiği gün biz de durduk. Yaşamımız durmadı ama içimizde bir şeyler durdu. Ertesi gün bizim için yeni bir başlangıç değildi. Buna rağmen gazeteciliği, Gülistan ve Hêro’nun çalışmalarını ve mücadelesini sürdürmek için çalışmaya devam ettik.

Gazetecilik sürekli ve kapsamlı bir çalışma alanıdır; bu yolda yaşamını yitirenler ve yaralananlar oldu. Bu iki kadın gazetecinin yanı sıra birçok gazeteci de bu mücadelede yaşamını yitirdi. Bize umut ve gurur veren ise kadın ve erkek gazetecilerin sayısının her geçen gün artmasıdır. Bugün çalıştığımız yerde bütün arkadaşlarımız, Gülistan Tara ve Hêro Bahadîn’in ruhuyla özgür basındaki çalışmalarını ve mücadelelerini sürdürüyor.”

‘Ailemizin yaşamına ilham olmaya devam ediyor’

Hêro Bahadîn’in kardeşi Bêrîvan Bahadîn, Hêro’nun yaşamını yitirmesinin üzerinden iki yıl geçtiğini ancak kendileri için sanki yalnızca iki gün geçmiş gibi olduğunu söyledi. Hêro’nun kaybının ailesi ve arkadaşlarında derin bir üzüntü yarattığını belirten Bêrîvan Bahadîn, şöyle konuştu:

“Hêro’yu kaybettiğimiz günden bu yana her günümüz özlem ve gözyaşıyla geçiyor. Annem ve babamın durumu her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Ancak bütün bu acıya rağmen arkadaşları ve çalışma arkadaşlarının, halkın içinde onun anısını yaşatmaya devam etmesi bizim için çok değerli.

Kürdistan Bölgesi’nde yetkililer gençlerin yaşamına karşı kayıtsız kalıyor. İki gazetecinin yaşamını yitirmesine ilişkin herhangi bir tutum ortaya koymadılar. Buna karşılık Hêro’nun arkadaşlarının ve çalışma arkadaşlarının onun anısını sürekli yaşatması, bizim gibi yaşamını yitiren birinin ailesi açısından teselli kaynağı oluyor.

Bazı örgütler ve arkadaşları sürekli ailemizi ziyaret ediyor. Bazen biz Hêro’nun çalıştığı yere gidiyoruz, bazen de bir kurumda onun fotoğrafının asılı olduğunu görüyoruz. Bunlar bizi mutlu ediyor. Hêro hem bizim hem de arkadaşları için çok önemli bir insandı.”

‘Hêro ailemiz için aydınlık bir yol oldu’

Bêrîvan Bahadîn, Hêro’nun ailesi için aydınlık bir yol olduğunu ve aile olarak onun izinden yürümeye devam ettiklerini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hêro’yu kaybettikten sonra hepimiz yaşamaya devam ediyoruz ama kendimizi ruhsuz bir beden gibi hissediyoruz. Hêro’nun bize verdiği sevgi ve şefkati şimdi kardeşler olarak birbirimize vermeye çalışıyoruz. Hêro’yu kaybetmenin acısı adeta dört duvara dönüştü ve bizi içine hapsetti. Annem ve babam yaptıkları her şeyi Hêro için yapıyor.

Ailemizdeki çocuklar da Hêro’yu sürekli hatırlıyor. Çünkü Hêro’nun çocuklarla çok özel bir ilişkisi vardı. Onları mutlu etmeye çalışır, sürekli onlarla oyun oynardı. Hêro’nun yaşamını yitirmesinin ardından çocuklar, özellikle de yeğenim Kovan büyük bir üzüntü yaşadı. Kovan hala Hêro’yu kaybetmenin şokunu yaşıyor. Hêro’yu sürekli anıyoruz; yaşamımız onunla birlikte kurduğumuz hayallere ve anılara bağlı.”

İki kadın gazeteci ailelerinin hafızasında, arkadaşlarının anılarında ve çalışma arkadaşlarının sürdürdüğü gazetecilik mücadelesinde yaşamaya devam ediyorlar. Gülistan ve Hêro’nun ardından kalan ise yalnızca özlem değil; kalemleriyle, kameralarıyla ve mücadeleleriyle açtıkları yolu sürdürme kararlılığı oldu.