Dayatılan güzellik standartları kadınları estetik müdahalelere yöneltiyor
İran’da estetik müdahalelerin yaygınlaştığına dikkat çeken Kirmanşanlı kadın psikolog, dayatılan güzellik standartlarının toplumsal baskı ve reklamlarla güçlendirildiğini, güzellik sektörünün kadınların kaygılarını tüketime dönüştürdüğünü söyledi.
SARA POURKHEZARİ
Kirmanşan - Görünüşünden duyduğu memnuniyetsizlik ve dayatılan güzellik standartlarına ulaşma çabası, kadınları son yıllarda estetik ameliyat, dolgu ve botoks gibi uygulamalara daha fazla yöneltiyor. Güzellik sektöründeki bu eğilimde estetik müdahalelere başlama yaşı da giderek düşüyor. Bu durum, toplumsal ve medya kaynaklı baskıların yanı sıra güzelliğin sürekli değiştirilmesi gereken bir hedefe dönüştüğünü gösteriyor. Dünya genelindeki verilere göre İran’da estetik ameliyatlara başvuranların yaklaşık yüzde 80’ini kadınlar oluşturuyor.
Kirmanşan’da güvenlik nedeniyle ismini açıklamak istemeyen bir kadın psikolog, kadınların binlerce yıldır farklı dönemlerde kendilerini süslemek ve güzelleştirmek için çeşitli yöntemlere başvurduğunu belirtti. Bu yöntemlerin yalnızca güzellikle sınırlı kalmadığını, dönemin dini inançları, kültürü ve toplumsal normlarıyla da bağlantılı olduğunu ifade eden psikolog, sürme çekme, deq geleneği, ellere kına yakma ve saçları kınayla boyamanın geçmişteki süslenme ritüellerinden bazıları olduğunu söyledi. Psikolog, bu ritüellerin izlerinin bugün hala bazı kadınlarda görüldüğünü söyledi.
‘Güzellik standartları kadınları baskı altında tutuyor’
İran’da son yıllarda güzellik anlayışının geleneksel ve doğal biçiminden uzaklaşarak bazı durumlarda aşırılık ve hastalıklı bir takıntıya dönüştüğünü ifade eden psikolog, bu sürecin erken yaşlarda da etkisini gösterdiğini söyledi. Birçok kadının kendi görünüşünü ve kimliğini kabul etmek yerine tek tip ve sürekli tekrarlanan güzellik kalıplarının baskısı altında kaldığını belirten psikolog, bu standartların estetik ameliyatlar ve çeşitli güzellik müdahaleleri aracılığıyla yeniden üretildiğini kaydetti. Bu kalıpların yaygınlaşmasının tüketim dünyası ve kapitalist sistemin çıkarlarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurgulayan psikolog, güzellik sektörünün insanların güvensizliklerinden ve toplumsal baskılardan büyük kazanç elde ettiğini ifade etti.
Reklamlar ve tüketim mekanizmaları, “ideal kadın”ın tek tip ve ulaşılması imkansız bir görüntüsünü oluşturarak, bir kadının güzel ve kabul edilebilir olması için kilo, cilt ve vücut gibi belirli ölçütlere uyması gerektiği inancını güçlendiriyor. Billboardlar, dijital medya, ünlüler ve medya organları bu kalıpları sürekli tekrarlayarak beden memnuniyetsizliğini artırıyor ve kadınları görünüşlerini sürekli değiştirmeye yönlendiriyor. Bu model, gerçekliği yansıtmaktan çok güzellik sektöründeki ürün ve hizmetlerin satışına hizmet ediyor.
‘Estetik müdahaleler bağımlılığa dönüşebiliyor’
Kirmanşan’da bir güzellik kliniğinde sekreter olarak çalışan Elnaz K., gözlemlerini şöyle aktardı:
“Dolgu, jel ve botoks enjeksiyonlarına yönelik talep birçok kadın için günlük bir uygulamaya dönüştü. Bazı durumlarda bu enjeksiyonlar, kazalar, başarısız ameliyatlar veya bazı anomaliler nedeniyle oluşan hasarları düzeltmek ya da gizlemek için gerekli olabiliyor. Ancak dikkat çekici olan, başvuranların büyük bir bölümünün gerçek bir ihtiyaç olmadan bu hizmetlere yönelmesi ve bazıları için bunun bir bağımlılık haline gelmesi. Ben de bu alanda çalışıyorum, ancak bazen enjeksiyonlardaki aşırılığın boyutuna şaşırıyorum. Özellikle bazı danışanların bu işlemleri yaptırma gerekçelerinin geçici modalar ve gerçekçi olmayan güzellik standartlarından ne kadar etkilendiğini gördüğümde. Örneğin, başvuran 20 yaş altındaki birçok genç kız, kendi ifadeleriyle kedi gözü şeklinde çekik gözlere ve sivri çenelere sahip olmak istiyor. Çoğu, dudak ve çeneye yoğun enjeksiyon yaptırmayı çekiciliğin göstergesi olarak görüyor. Bu durum, bazı vakalarda tekrarlanan enjeksiyon isteğinin basit bir güzellik tercihinin ötesine geçtiğini ve hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zarar verebilecek aşırı ve endişe verici bir ihtiyaca dönüştüğünü gösteriyor. Kısacası bu durum kadınlar arasında körü körüne ve bağımlılık benzeri bir taklide dönüşmüş durumda” dedi.
Genç kadınlarda estetik müdahale talebi artıyor
Elnaz’ın ifadeleri, reklamlar ve dayatılan güzellik standartlarının kadınları ve kız çocuklarını küçük yaşlardan itibaren enjeksiyon, estetik ameliyat, ağır diyetler ve görünümlerini sürekli değiştirmeye yönelttiğini gösteriyor. Bu süreç zamanla kişinin kendine verdiği değeri ve kendini kabul etme duygusunu zayıflatıyor. Kapitalizm de kozmetik sektörünü büyüterek bu memnuniyetsizliği sürekli bir tüketim döngüsüne dönüştürüyor. Mevcut verilere göre İran’da kişi başına kozmetik ürünleri tüketimi dünya ortalamasının yaklaşık üç katı ve tüketim yaşının başlangıcı yaklaşık 7’ye kadar düşmüş durumda. Bunun sonucunda kadınlar ve çocuklar güzellik kaygısı, tüketim ve psikolojik ve fiziksel zararların oluşturduğu bir döngünün içine hapsoluyor.
Estetik müdahaleler ciddi sağlık riskleri taşıyor
Kirmanşan’da dermatoloji uzmanı olarak çalışan Aram H., “Jel, dolgu ve botoks enjeksiyonları bazı kadınlar için, işlemin gerekliliğine, yapıldığı yere veya uygulayıcının uzmanlığına her zaman dikkat edilmeden sürekli tekrarlanan bir alışkanlığa dönüşmüş durumda. Bazı danışanlar güzellik salonlarında veya hijyenik olmayan merkezlerde yapılan enjeksiyonlar ve yanlış uygulamalar nedeniyle yüz sarkması, sinir hasarı, yüz şeklinde bozulma ve ciddi enfeksiyonlar gibi komplikasyonlarla karşılaşıyor. Bu zararlar bazen telafi edilemez hale geliyor. Ancak tüm kadınların bilmesi gerekiyor ki bu tür enjeksiyonlarda aşırıya kaçmak uzun vadede çok ciddi ve tehlikeli hasarlara yol açabilir ve bu zararlar bir daha asla telafi edilemeyebilir” ifadelerinde bulundu.
Güzellik baskısı kadınları tüketime yöneltiyor
Doktorun ifadeleri, birçok kadının reklamların etkisiyle ve olası zararları dikkate almadan enjeksiyon ve estetik ameliyatlara yöneldiğini gösteriyor. “Makyaj, Moda ve Kadınların Sömürülmesi” kitabında da ele alındığı üzere kapitalizm, reklamlar ve yapay güzellik standartları oluşturarak kadınların görünüşlerinden ve kimliklerinden duydukları memnuniyetsizliği artırıyor ve onları sürekli tüketime yönlendiriyor. Bunun yanı sıra ataerkil yapı da kadının erkeğin beğenisini kazanmak için kendisini güzellik standartlarına uydurması gerektiği düşüncesini dayatarak bu döngüde rol oynuyor. Sonuç olarak makyaj ve estetik müdahaleler görünüşte kişisel bir tercih olsa da kimi zaman kültürel ve ekonomik baskılar altında şekilleniyor ve kadınları memnuniyetsizlik, tüketim ve bağımlılık döngüsü içinde tutuyor.