Suriye’de savaş kalıntıları nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı artıyor

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, ağustos ayının başından bu yana savaş kalıntıları ve mayınların patlaması sonucu 10 sivilin hayatını kaybettiğini, 19 kişinin yaralandığını açıkladı. Yaşamını yitirenler arasında 4 çocuk bulunuyor.

Haber Merkezi- Suriye’nin birçok bölgesinde çatışmaların sona ermesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen savaş kalıntıları ve patlamamış mühimmat siviller için tehdit oluşturmaya devam ediyor. Tarım arazileri, kırsal alanlar, köy çevreleri ve yollara yayılan mayın ve patlayıcılar özellikle çocuklar ve çobanlar açısından ciddi risk yaratıyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, ağustos ayının başından bu yana savaş kalıntıları ve kara mayınlarının patlaması sonucu 10 sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi. Yaşamını yitirenlerin 6’sının erkek, 4’ünün çocuk olduğu belirtildi.

Aynı dönemde meydana gelen patlamalarda 19 kişi yaralandı. Yaralıların 11’inin çocuk, 8’inin ise erkek olduğu aktarıldı.

9 kent ve bölgede patlamalar

Savaş kalıntılarının yol açtığı olayların Haseke, Deyrizor, Hama, İdlib, Humus, Şam kırsalı, Dera, Halep ve Kuneytra’da meydana geldiği belirtildi.

Özellikle tarım arazileri, kırsal bölgeler, köylerin çevresi ve yolların savaş kalıntılarıyla kirlenmiş olması nedeniyle çocuklar ve çobanların en fazla risk altında bulunan gruplar arasında olduğu ifade edildi.

‘Acil olarak kapsamlı tarama yapılmalı’

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, yetkililere sivillerin korunması konusundaki sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu.

Gözlemevi, mayın ve patlamamış mühimmatın bulunduğu bölgelerin kapsamlı şekilde taranması, patlayıcıların yerlerinin tespit edilerek temizlenmesi ve özellikle yerleşim alanları, tarım arazileri, otlaklar ve yolların öncelikli olarak güvenli hale getirilmesi gerektiğini belirtti.

Açıklamada ayrıca savaş kalıntılarının oluşturduğu tehlikelere ilişkin bilinçlendirme çalışmalarının artırılması çağrısı yapıldı.

Gözlemevi, sivillerin savaş kalıntıları nedeniyle yaşamlarını ve güvenliklerini tehdit altında hissetmeden yaşamlarını sürdürme ve özgürce hareket etme hakkının güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.