Annelerden yasal düzenleme çağrısı: Mevcut adımlar yeterli değil
Yakınlarını çatışmalı süreçlerde yitiren anneler, yaşadıkları acıların gelecek kuşaklara taşınmasını istemediklerini belirterek, “Bir gün daha gecikmeden barış doğru zeminde inşa edilmeli. Artık anneler ağlamasın” çağrısında bulundu.
EKİN STÊRK
Amed - Amed’de çatışmalı süreçlerde yakınlarını yitiren anneler, Barış ve Toplum Süreci’ne sahip çıkarak, yasal düzenlemelerin kalıcı barışın önünü açacak şekilde yapılmasını istedi. “Artık anneler ağlamasın” diyen anneler, sürecin hızlandırılması ve toplumun tüm kesimlerinin barış talebi etrafında birleşmesi çağrısında bulundu.
Türkiye’de yürütülen Barış ve Toplum Süreci kapsamında yasal düzenlemelere ilişkin tartışmalar sürerken, sürecin toplumun farklı kesimleri tarafından sahiplenilmesine yönelik çağrılar da artıyor. Yıllardır evlatlarını çatışmalarda ve siyasi süreçlerde yitiren anneler, barışın yalnızca siyasetçilerin değil, toplumun ortak talebi olduğunu belirterek sürece sahip çıkılması gerektiğini vurguluyor. Anneler, hazırlanacak yasanın kalıcı barışın önünü açacak düzenlemeler içermesini ve geçmişte yaşanan acıların bir daha tekrarlanmamasını istiyor.
Amed’de çatışmalı süreçlerde yakınlarını yitiren anneler, sürece ve yapılması beklenen yasal düzenlemelere ilişkin ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.
‘Önderlik özgürleşmeden biz de özgür olamayız’

Oğlu Xebat Açıkgöz’ü (Çevraş Amed), bir kardeşini ve kayınbiraderini savaşta yitiren Makbule Açıkgöz, sürecin beklentileri doğrultusunda ilerlemediğini belirterek şunları söyledi:
“Devlet bu süreci kendine göre yürütmeye çalışıyor. Ancak Kürtler artık eski Kürtler değil; kimse onları kandıramaz. Bir kişi bile kalsak davamızın peşinde olacağız. Biz Kürtler kendi dilimizle yaşamak ve eğitim almak istiyoruz. Kendi dilimizde okuyup yazmak istiyoruz. Nereye gitsek kendi dilimizle konuşamıyoruz. Bu sürecin mücadeleyle sonuca ulaşacağına inanıyoruz. Biz Kürtler kanımızın son damlasına kadar bu sürece sahip çıkacağız. Çünkü yıllardır barış talebinde ısrar ediyoruz ve bu sürecin başarıya ulaşmasını istiyoruz. Bize ihanetle yaklaşılmasın.
Bir yasa çıkarıldı ancak bizim istediğimiz gibi değil. Önderlik özgürleşmeden biz Kürtler de özgür olamayız. Bizim özgürlüğümüz Önderliğin özgürlüğüne bağlıdır. Öncelikle onun özgürlüğünü istiyoruz. Meclis’te ilk olarak fiziki özgürlüğünün sağlanmasına yönelik adımlar atılmalı. Güzellikle, dostlukla ve kardeşlikle birliğimizi sağlayalım.”
‘Birlik olalım’

Başlayan sürecin tarihi ve önemli olduğunu vurgulayan Hacire Alkan, kalıcı barışın sağlanabilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Herkesin kardeşçe yaşayacağı bir barış ortamının inşa edilmesini istiyoruz. Bugün baktığımızda bazıları cezaevlerinde, bazıları dağlarda, bazıları ise sürgünde. Gerekli yasaların çıkarılmasını ve herkesin kendi ülkesine dönmesini istiyorum. Biz dilimiz ve kimliğimiz için bu mücadeleyi veriyoruz. Cezaevlerinin kapıları açılmadan, Önderlik fiziki özgürlüğüne kavuşmadan iktidara inancım yok. Bunlar gerçekleşmeli ki onlara inanalım.
Ankara’da bu yasaların değişmesi gerekiyor. Çıkarılan yeni yasalar yeterli değil. Biz yıllardır yalnızca barış istiyoruz. Var olduğumuz sürece kimliğimize ve dilimize sahip çıkacağız. Başlayan bu sürecin güzel bir şekilde sonuçlanmasını istiyoruz.
Farklı dillerden ve halklardan tüm annelerin bugün birlik olması gerekiyor. Annelerin yüreği çok yandı. Hangi halktan, hangi dilden olduğu bizim için önemli değil. Hepimiz biriz. Birlik olmazsak bu süreçten sonuç alamayız.”
‘Çocuklarımızın vasiyeti yerine gelsin’

Oğlu Mehmet Şiyar Al’ı (Çiya Amed) Cizîr’deki özyönetim sürecinde yitiren Emine Al’ın kızı Gülistan Al da aynı süreçte tutuklandı ve hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kararı verildi. Çocuklarının vasiyetinin yerine getirilmesini istediğini belirten Emine Al, barış talebinin toplumun tüm kesimleri tarafından sahiplenilmesi gerektiğini söyledi.
Emine Al, şöyle konuştu:
“Önderliğimiz yıllardır barış istiyor ve bunun için her zaman bir arayış içinde. Ancak bugüne kadar Türkler çıkıp ‘Biz de barış istiyoruz’ demedi. Bu süreç de yine Önderliğin attığı adımla başladı. Biz Kürtler nasıl barış istiyorsak Türklerin de barış istemesini istiyoruz. Biz her zaman barış istedik ve istemeye devam edeceğiz.
Dilimizin statüye kavuşmasını istiyoruz. Önderliğin talebi neyse bizim de talebimiz odur. Biz nasıl barış istiyorsak diğer halklardan ve kimliklerden insanların da barışta ısrarcı olması gerekiyor. Alevi, Çerkes, Süryani, Türk, Kürt demeden herkes ayağa kalkmalı.
Cezaevlerinin kapılarının açılmasını istiyorum. Çocuklarımız artık dört duvar arasından çıksın. Önderliğimizin de fiziki özgürlüğüne kavuşması gerekiyor. Kendi halkının içinde olmasını istiyoruz. Önderlik özgür olmadan barış gelmez. İktidara güvenimiz yok ama Önderliğe sonuna kadar güveniyoruz.”
‘Barış tüm sorunların çözümüdür’

Akrabaları arasında yaşamını yitirenlerin olduğunu belirten Songül Şeker, sürecin ilerleyebilmesi için daha güçlü yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyledi. Barışın daha fazla geciktirilmeden doğru bir zeminde inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Songül Şeker, “Biz barış istiyoruz. Önderliğimizin özgürlüğüne kavuşması gerekiyor. Kalıcı çözümün önünü açacak yasalar çıkarılmalı. Mevcut yasalar yeterli değil ve çözüm olmaktan uzak. Artık kimse ölmesin. Barış, tüm sorunların çözümüdür. Devletin doğru adımlar atmasını istiyoruz. Doğru adımlar atılırsa barış sağlanabilir. Bir gün daha gecikmeden barış doğru bir zeminde inşa edilmeli. Herkesin birlik olması gerekiyor. Bu politikalara son verilmeli ve birlik inşa edilmeli” dedi.
‘50 yıldır süren bir mücadele var’

Oğlu Zindan Yeni’yi (Dijwar Şerzan) 4 yıl önce yitiren Menice Yeni, sürecin başlamasının üzerinden uzun bir süre geçmesine rağmen beklenen adımların henüz atılmadığını belirtti. Sürecin yavaş ilerlemesini eleştiren Menice Yeni, karşılıklı güvenin oluşması için somut adımlar atılması gerektiğini dile getirdi:
“Yaklaşık bir buçuk yıldır devam eden bir süreç var ancak bu süre içerisinde gerekli ve yeterli adımlar atılmadı. Şimdi önemli bir aşamaya gelindi fakat hala beklediğimiz adımları göremiyoruz. Kendimize inancımız var ve biz adım attık. Silahlar yakıldı, kongre gerçekleştirildi ve fesih kararı alındı. Ben de çocuğumu yitirdim ve buna rağmen gerekli adımların atılmasını istiyorum.
İktidar neden bu kadar ağır adım atıyor? Süreç neden bu kadar yavaş ilerliyor? 50 yıldır süren bir mücadele var. Elbette her şey bir yıl içinde gerçekleşmez ancak sürecin bu kadar ağır ilerlememesi gerekiyor. Onlar samimi bir şekilde adım attıklarında bizim de onlara güvenimiz oluşur.
Artık annelerin gözlerinden yaş akmasın. Çıkarılan yasalar yeterli değil. Ne zaman Önderlik fiziki özgürlüğüne kavuşur, cezaevlerinin kapıları açılır ve sürgünde olanlar geri dönerse, o zaman sürecin doğru bir şekilde yürütüldüğünü görürüz. Ancak hala ortada net bir şey yok. Süreç çok yavaş ilerliyor.”
‘Kürdistan için yaşamlarını yitirdiler’
Yaşamını yitirenlerin bireysel çıkarları için değil, kimlikleri, dilleri ve toprakları için mücadele ettiğini belirten Menice Yeni, yaşadıkları acıların gelecek kuşaklara taşınmasını istemediklerini söyledi.
Menice Yeni, “Hiçbir şehit kendisi için bir şey istemedi. Şehitler; kimlikleri, dilleri, toprakları ve Kürdistan için canlarını verdi. Biz bu kadar acı çektik, torunlarımızın da aynı acıları çekmesini istemiyoruz. Kendi toprağımızda ve ülkemizde onurlu bir şekilde yaşamak istiyoruz. Sonuna kadar çocuklarımızın izinde olacağız” dedi.
‘Renklerimizi birleştirelim’

Şefika Beyazıt da sürecin demokratik ve barışçıl bir zeminde ilerlemesi gerektiğini vurgulayarak, farklı halkların ortak bir tutum geliştirmesi çağrısında bulunarak, “Anneler artık ağlamasın. Bu sürecin barışçıl ve demokratik bir şekilde ilerlemesini istiyoruz. Artık kan dökülmesini istemiyoruz. Bu süreçte geç kalındı. Çok daha önce başlaması gerekiyordu. O zaman bu kadar genç yaşamını yitirmez, bu kadar anne ağlamazdı. Toplumun tüm kesimlerinin bugün bir araya gelmesi, birlik olması ve bu süreci birlikte yürütmesi gerekiyor. Bütün halklar birer renktir. Gelin, bu renklerimizi birleştirelim” ifadelerini kullandı.