BM raporu: Gazze, insani yardım çalışanları için dünyanın en ölümcül bölgesi

OCHA’nin son raporuna göre geçen yıl dünya genelinde 350 insani yardım çalışanı hayatını kaybetti. Bu ölümlerin 186’sı Gazze’de gerçekleşirken, bölge insani yardım çalışanları açısından dünyadaki en ölümcül çatışma alanı oldu.

Haber Merkezi- Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi’nin (OCHA) yayımladığı yeni rapor, çatışma bölgelerinde insani yardım çalışanlarının karşı karşıya olduğu risklerin boyutunu ortaya koydu. Rapora göre Gazze, geçen yıl insani yardım çalışanları açısından dünyanın en ölümcül bölgesi oldu.

Raporda, dünya genelinde geçen yıl 350 insani yardım çalışanının yaşamını yitirdiği, bunların 186’sının Gazze’de katledildiği belirtildi. Gazze’de hayatını kaybedenlerin toplam sayının yüzde 53’ünden fazlasını oluşturduğu kaydedildi.

Bu veriler, Gazze’yi yardım ve insani destek sağlayan çalışanların yaşamları açısından mevcut durumda dünyanın en tehlikeli bölgesi haline getiriyor.

Sağlık çalışanları ve kurtarma ekipleri de hedefte

Gazze’de savaşın başlamasından bu yana Birleşmiş Milletler kuruluşları ve uluslararası insan hakları örgütleri, sağlık çalışanları ve kurtarma ekiplerinin doğrudan hedef alındığı çok sayıda vakayı belgeledi.

Söz konusu saldırıların, silahlı çatışmalar sırasında sağlık ve insani yardım çalışanları ile tesislerine koruma sağlayan uluslararası insancıl hukukun açık ihlali olduğu vurgulanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Gazze’de sağlık tesislerine yönelik yaklaşık bin saldırı kaydedildi. Saldırılar, bölgede faaliyet göstermeye devam eden hastanelerin kapasitesini büyük ölçüde işlevsiz hale getirdi.

Filistinli ve uluslararası kayıtlar, Gazze’de aralarında 115 doktor ve 290 hemşirenin de bulunduğu bin 172’den fazla sağlık çalışanının öldürüldüğünü ortaya koyuyor. Sağlık sektöründe çalışanların gözaltına alınması ve işkence gördüğüne ilişkin vakaların da belgelendiği aktarıldı.

Birleşmiş Milletler uzmanları, Gazze’de sağlık sisteminin sistematik biçimde tahrip edilmesini, bunun hedefli ve süreklilik arz eden niteliğine dikkat çekerek “tıp alanının öldürülmesi” olarak nitelendirdi.