‘Suriye’de çocuk haklarının yüzde ikisinin bile korunduğunu söyleyemeyiz’
Suriye’de Mart 2011’den Kasım 2024’e kadar katledilen çocuk sayısının 30 bin 293’e ulaştığına dikkat çeken Nûdem Şero, UNICEF ve tüm yetkililere çağrıda bulunarak, ihlallerin önlenmesi için adalet mekanizmalarının işletilmesini istedi.
SORGUL ŞÊXO
Qamişlo- Suriye’de yıllardır süren savaş, çocukları ağır insani ve yaşam krizleriyle karşı karşıya bırakıyor. Yaklaşık 7,5 milyon çocuğun acil insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtilirken, raporlara göre 2,5 milyondan fazla çocuk yaygın yoksulluk, çocuk işçiliği ve savaş kalıntılarının oluşturduğu tehlikeler nedeniyle eğitim hakkından mahrum kalıyor.
Kız çocukları bu krizden en ağır etkilenen gruplar arasında yer alıyor. Yerinden edilme, eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimden mahrum bırakılmanın yanı sıra cinsel saldırı ve istismara maruz kalan kız çocukları, zorla evlendirilme gibi ciddi risklerle de karşı karşıya. Bu tablo, kız çocuklarının korunmasına yönelik hukuki ve toplumsal mekanizmaların güçlendirilmesi ve ailelerin bu konuda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Çocukların içinde bulunduğu durum ile karşı karşıya kaldıkları ekonomik ve insani krizlere ilişkin Kuzey ve Doğu Suriye Kadın Meclisi Çocukları Koruma Bürosu Yöneticisi Nûdem Şero, ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.
‘Çocuklar çok fazla ihlal biçimiyle karşı karşıya’
Suriye’de çocuk katliamlarının arttığını, özellikle kız çocuklarına yönelik vakaların daha fazla görüldüğünü belirten Nûdem Şero, “Rojava Kürdistanı Kadın Meclisi Çocukları Koruma Bürosu olarak çocukları korumak ve onları sahiplenmek için çok değerli çalışmalar yürütüyoruz. Ancak Suriye genelinde çocuklara yönelik saldırıları yasaklayamıyor, önleyemiyor ve çocuk katliamlarının önüne geçemiyoruz. Çocuklar cinsel saldırı, istismar ve aile içi şiddetle birlikte katliam gibi çok sayıda ihlal ve suçla karşı karşıya kalıyor. Bunun nedenlerinden biri de zaman zaman savaş dönemlerinde yaşanan yerinden edilmeye dayanıyor. Bu nedenle savaşlarda en savunmasız kalan ve en fazla zarar görenlerin kadınlar ve çocuklar olduğu açıkça görülüyor. En büyük zulüm çocuklara uygulanıyor ve bu gerçek gizlenemez, çünkü çocuklar çok sayıda ihlalle karşı karşıya kalıyor. Bu da çocukların haklarının korunmadığını gösteriyor” dedi.
‘Katiller ve suçlular cezalandırılmıyor’
Nûdem Şero, çocukların psikolojik sağlığının yanı sıra fiziksel sağlıklarının da zarar gördüğünü belirtti. Savaş ve krizlerden etkilenen çocuklara ulaşmak için yürüttükleri çalışmaları anlatan Nûdem Şero, “Çocuk haklarına yönelik ihlaller ve çocuk katliamları yaşandığında ailelerine ulaşmaya ve onlara destek olmaya çalışıyoruz. Ancak çabalarımız sonuçsuz kalıyor. Bunun nedeni, bu suçlara ilişkin ayrıntıların gizlenmesi ve çocukların haklarına ulaşmalarının engellenmesi. Bunun önündeki en büyük engel ise aile, toplum ve devlet oluyor. Çünkü katiller ve suçlular cezalandırılmıyor, Suriye’deki mahkemeler de adaleti sağlamıyor. Böylece çocukların hakları ihlal ediliyor ve o çocuklar bir kez daha katlediliyor” ifadelerinde bulundu.
‘Çocukları korumak herkesin sorumluluğu’
En acı verici tablonun Mart 2011’den Kasım 2024’e kadar katledilen çocukların sayısının 30 bin 293’e ulaşması olduğuna dikkat çeken Nûdem Şero, çocukların vahşice istismara uğradığını ve çok sayıda suçla karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Nûdem Şero, “Bu, sıradan bir sayı değil. Böylesine yüksek bir sayının normal karşılanmaması ve buna gereken önem verilmesi gerekiyor. Dünyanın temeli çocuklukla başlıyor. Bu nedenle kimin hakkı korunmuyorsa korunsun, çocukların hakları korunmalı. Bu sorumluluk Çocukları Koruma Bürosu’ndan topluma, kurumlara, çocuk hakları alanında çalışan hukuki mercilere, yargıya, hükümete ve sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesin sorumluluğundadır. Herkes bu çocukları korumayı ve sahiplenmeyi kendi sorumluluğu olarak görmeli; insanın en temel ve önemli hakkı olan yaşam hakkını çocuklara sunmalı, onların yaşam, sağlık, eğitim ve gelecek haklarını da güvence altına almalıdır” şeklinde konuştu.
‘Çocuklar en ağır ihlalleri yaşıyor’
Suriye’nin bir geçiş sürecinden geçtiği dönemde çocukların en ağır insani ve güvenlik krizleriyle karşı karşıya kaldığını dile getiren Nûdem Şero, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu, mevcut devletin eksikliğidir. Çünkü çocukların haklarını hukuken koruyacak mahkemeler ve uzmanlar bulunmuyor. Bu nedenle şiddet, istismar ve katliamların önüne geçilemiyor; bu suçları işleyen failler cezalandırılmıyor ve hesap sorulmuyor. Yalnızca su ve yemek ihtiyacını düşünecek yaşta olan üç yaşındaki bir çocuğa nasıl cinsel saldırıda bulunulup ardından katledilebiliyor? Bu suçun ardından da bu çocuğun hakkı korunmuyor. Suriye’deki mevcut hükümetin çocuklara yönelik ihlaller konusunda acilen ve ciddi biçimde harekete geçmesi gerekiyor. Suriye’de yasalar çocukların haklarını güvence altına alıyor ancak bu haklar pratikte uygulanmıyor. Suriye’de çocuk haklarının yüzde ikisinin bile korunduğunu söyleyemeyiz. Çocukların istismarı ve katledilmesinin yanı sıra aile içi şiddetin önlenmesi konusunda da gerekli adımlar atılmıyor.”
‘Çocuklar kendi başlarına büyüyor’
Çocuklara yönelik cinsel saldırı vakalarının çözümünde karşılaştıkları zorluklara değinen Nûdem Şero, “Güvenlik ve yargı kurumları, faillerin cezalandırılması için gerekli desteği sağlamazsa, büro tek başına cinsel saldırıya maruz kalan bir çocuğun haklarını koruyamaz. Suriye’nin tüm illerinde çocuklar, hiçbir ayrım gözetilmeksizin eğitim hakkından mahrum bırakılıyor. Eğitim düzeylerini de yüksek olarak değerlendiremiyoruz, çünkü oldukça yetersiz. Sürekli ihmal edilen ve hizmet götürülmeyen köylerde ve uzak bölgelerde yaşayan çocuklar, eğitim ve sağlık haklarına, hatta psikolojik sağlık hizmetlerine bile ulaşamıyor. Çocuklar ya kendi başlarına büyümek ve hayatta kalmak zorunda kalıyor ya da hastalıklarla mücadele ederek yaşamlarını yitiriyor” diye belirtti.
‘Sonuç ve çözüm istiyoruz’
Nûdem Şero, çocukların yaşam koşullarının iyileştirilmesi için atılması gereken bazı adımlara dikkat çekerek, şöyle konuştu:
“Öncelikle çocukların psikolojik durumlarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmalı. Bu çalışmalar okullarda, sağlık merkezlerinde, kurumlarda, anaokullarında ve hatta kamplarda yürütülmeli. Çünkü Suriye’nin her yerindeki çocukların sağlıklı bir psikolojiyle yaşama hakkı var. Bir diğer konu ise UNICEF’in yalnızca kaç çocuğun öldürüldüğünü, istismara uğradığını ve kaçırıldığını açıklamakla yetinmemesi. Biz burada verilerden ziyade sonuç ve çözüm istiyoruz; bu ihlallerin önüne geçilmesi gerekiyor. Bu nedenle büromuzun tek başına yeterli olması mümkün değil. İlgili kurumların bizimle iş birliği yapması ve ihlalleri önlemek için ortak çalışmalar yürütmesi gerekiyor. Aynı zamanda Suriye’den de güvenlik ve yargı kurumlarını etkin hale getirmesi bekleniyor. Çünkü her alanda ağır bir kriz yaşanıyor.”
‘Aileler çocuklarının haklarını savunmalı’
Cinsel saldırıya maruz kalan kız çocuklarının ailelerine çağrıda bulunan Nûdem Şero, “Çocuğunun hakkı ihlal edilen tüm aileler, adaletin sağlanması ve faillerin cezalandırılması için seslerini yükseltsin. Çocuklarının haklarının korunmadığı, istismara ve cinsel saldırıya maruz bırakıldığı bir devlet içinde yaşadıklarını dile getirsinler. Ne yazık ki toplumsal farkındalık düşük ve ailelerin, cinsel saldırıya uğrayan üç yaşındaki kız çocuklarının haklarını talep etmek ve seslerini yükseltmek konusunda bilinçlenmeye ihtiyacı var. ‘Bu bir skandal, utanç verici’ ya da ‘Toplum benim hakkımda ne diyecek, insanların karşısına nasıl çıkacağım?’ gibi düşüncelerle devletin ve suçun üzerini örten tarafı olmamalılar. Ailelerin sessiz kalması ve çocuklarına yönelik suçların gizlenmesinde devletle birlikte hareket etmesi; çocuk katliamlarının, kız çocuklarına yönelik cinsel saldırıların, eğitim hakkından mahrum bırakılmanın ve çocukların bilinçsiz bırakılmasının artmasına neden oluyor. Aileler bunun yerine çıkıp, yalnızca adı devlet olan, ancak yasaların uygulanmadığı bir ülkede yaşadıklarını dile getirmeli. Medya olanaklarından veya hukuki yollardan yararlanarak mevcut suçları açığa çıkarmalılar” dedi.
‘Çocuklar için iyi bir gelecek sunulmalı’
Sözlerinin sonunda yeni doğan ve yollara, çöp kenarlarına ya da cami kapılarına bırakılan çocukların bulunduğuna dikkat çeken Nûdem Şero, şu ifadelerde bulundu.
“Bunun birçok nedeni var. Ancak zaman zaman ailevi sorunlar, yoksulluk, Suriye’deki ekonomik istikrarsızlık ve evlilik dışı dünyaya gelen çocuklar başlıca nedenler arasında yer alıyor. Suriye’de çocukların koruyucu aile yanına verilmesi ve evlat edinilmesi gibi bir sistem bulunmuyor. Ya bir aile çocuğu sahipleniyor ya da yetimhanelere götürülüyor ve çocuğun geleceğine hakim karar veriyor. Rojava Kürdistanı’nda büromuzun bu çocuklara sahip çıkma biçimi ile Suriye hükümetinin kendi bölgelerindeki çocuklara yaklaşımı arasında büyük bir fark var. Bu nedenle Suriye’de çocuklar parklarda ya da sokaklarda büyüyor ve böylece cinsel saldırı, kaçırılma, cinayet, organ ticareti ve uyuşturucu kullanımını öğrenme gibi çok daha büyük risklerle karşı karşıya kalıyor. Mevcut hükümetin bu çocuklar için geçici bakım imkanı sağlaması ve onlara daha iyi bir gelecek sunması gerekiyor. Çocukların sokaklarda büyüyerek büyük zararlarla karşı karşıya kalmasına izin verilmemeli.”