Zawtar El-Garbiye’ye dönüş: Kadınlar toprağına sahip çıkıyor
Lübnan’ın güneyindeki Zawtar El-Garbiye’de savaşın ardından evlerine dönen kadınlar, yıkılan evleri, yok olan tarım alanlarını ve enkaz altında kalan anılarını anlatarak topraklarına bağlılıklarını ve yaşamı yeniden kurma umutlarını dile getirdi.
RANA JOUNİ
Lübnan - Zawtar El-Garbiye’ye dönüş, halk için yalnızca evlerine değil, savaşın çehresini değiştirdiği beldenin anılarına da dönüş anlamına geldi. Lübnan hükümeti ile varılan anlaşma kapsamında Zawtar El-Garbiye, önce Lübnan ordusunun konuşlandığı, ardından halkın geri dönmesine izin verilen bölgeler arasında yer aldı. Lübnan’a yönelik son savaş sırasında İsrail güçleri, komşu Zawtar El-Şarkiye üzerinden Zawtar El-Garbiye’ye ilerleyerek çok sayıda evi patlattı, eşyaları tahrip etti, bazı evleri yağmaladı ve bazılarını ateşe verdi. Savaş öncesinde canlı bir yaşamın sürdüğü beldede geride geniş çaplı bir yıkım kaldı.
Yeni bir yaşam için beldeye dönüşler
Litani Nehri kıyısında, Lübnan’ın güneyinde yer alan Zawtar El-Garbiye, savaş öncesinde bölgenin öne çıkan turistik köylerinden biriydi. Farklı bölgelerden ziyaretçiler dinlenmek, nehir kıyısında vakit geçirmek ve özellikle kadınların hazırladığı yerel ürünlerden satın almak için beldeyi ziyaret ediyordu. Bugün ise mahalleleri büyük ölçüde enkaza dönüşmüş, yıllardır beldeye hayat veren günlük yaşamın izleri silinmiş durumda. Ancak yıkımın büyüklüğüne rağmen bölge halkı evlerine geri döndü. Yaşam koşulları henüz normale dönmemiş olsa da halk, enkazın arasında kalan anılarına ve topraklarına sahip çıkmak, yaşamı yeniden kurma iradesini göstermek için beldeye dönüyor.
Zawtar El-Garbiye’nin geçmişine ve yaşanan yıkıma tanıklık eden isimlerden ikisi, yerel yönetici İhsan Yaği ve çiftçi Dünya Zehur. İki kadın, savaşın ardından ağır hasar gören beldenin hikayesini; toprağa bağlılık, kaybedilen yaşamlar ve yeniden ayağa kalkma umudu üzerinden anlattı.
Yerel yönetici İhsan Yaği, savaş öncesinde evinde huzur içinde yaşadığını ve beş ay öncesine kadar tamamen döşenmiş odasında oturduğunu belirtti. Savaşın ardından evinin tamamen yıkıldığını aktaran İhsan Yaği, çocuklarının fotoğrafları ve aile yadigarı eşyalar da dahil olmak üzere yıllar boyunca biriktirdiği anıların bir gecede enkaz altında kaldığını söyledi.
İhsan Yaği, tek suçlarının topraklarına bağlı kalmak ve topraklarını işgal etmeye çalışanlara karşı direnmek olduğunu belirtti. Bugün evinin enkazı üzerinde oturduğunu aktaran İhsan Yaği, hayatının da enkaza dönüştüğünü ve yaşananların boyutunun kelimelerle anlatılamayacak bir suç olduğunu söyledi. Yıkımın yalnızca evlerle sınırlı kalmadığını belirten İhsan Yaği, insanların yanı sıra yapılar ve ağaçların da zarar gördüğünü ifade etti. Üç buçuk dönümlük arazisinde çoğu 40 yaşın üzerinde yaklaşık 125 zeytin ağacı bulunduğunu aktaran İhsan Yaği, tarlanın tamamen yakıldığını ve kullanılamaz hale getirildiğini kaydetti.
Halkın kendi geleceğine karar verme hakkı
İhsan Yaği, komşularıyla birlikte kahve içerek geçirdikleri günlük yaşamdan da söz etti. Savaşın kendilerini bu basit ve değerli anlardan mahrum bıraktığını belirten İhsan Yaği, tek dileğinin beldeye yeniden huzurun gelmesi, evlerin yeniden inşa edilmesi, toprakların yeniden ekilmesi ve güney halkının güven içinde yaşaması olduğunu söyledi. Evlerin yakılmasının ve tarım arazilerinin yok edilmesinin barış söylemiyle bağdaşmadığını belirten İhsan Yaği, gerçek barışın güç yoluyla dayatılamayacağına dikkat çekerek, güney halkının ödediği bedeller nedeniyle kendi topraklarının geleceği hakkında karar verme hakkına sahip olduğunu sözlerine ekledi.
İhsan Yaği, güney halkının topraklarına bağlı olduğunu ve bölgeyi terk etmeyeceğini vurguladı. İnsanları yurtlarını terk etmeye çağıran söylemleri reddeden İhsan Yaği, farklı bölgelerden ve mezheplerden tüm Lübnanlılara Zawtar El-Garbiye’yi ziyaret ederek beldede yaşanan yıkımı görme ve halkın yaşadığı acılara tanıklık etme çağrısında bulundu. İhsan Yaği, sözlerinin sonunda, beldenin yeniden eski günlerine kavuşmasını umut etti.
Çiftçi Dünya Zehur, beş aylık bir ayrılığın ardından evine döndüğünde her köşenin yıkımın izlerini taşıdığını belirtti. Bir zamanlar hayatın ve kahkahaların eksik olmadığı evin neşesini kaybettiğini ifade eden Dünya Zehur, buna rağmen evlerin yeniden inşa edileceğine ve toprağın yeniden ürün vereceğine inandığını söyledi. Yatak odasının dağıtıldığını ve evin eşyalarının her yere saçıldığını aktaran Dünya Zehur, odalarda yaşanan tahribatı gördükten sonra evine girenlerin ne aradığını sorguladığını belirtti.
‘Tek dileğimiz savaşın sona ermesi’
Dünya Zehur, “En çok erzak odasının durumuna üzüldüm. Yıl boyunca kendi ellerimle hazırladığım zahter, keşki, makdus, reçel, komposto, orme, zeytin, zeytinyağı ve turşuların bulunduğu onlarca kavanoz kırılmış, yere saçılmıştı. Büyük emek ve para harcayarak hazırladığım yiyecekler yağla birbirine karışmıştı. Kızımın odasında kitapları ve defterleri her yere saçılmış, yatağı parçalanmıştı. Kızım enkazın arasında kurtarabileceği bir eşya arıyordu. Eve dönmüş olmanın sevincini bile tam yaşayamadım, çünkü günlük hayatımı paylaştığım komşularım da evlerini kaybetti. Şimdi hepimiz bu enkazın arasında anılarımızı ve hayatımızdan geriye kalanları arıyoruz. Tek dileğimiz savaşın sona ermesi, enkazın kaldırılması ve Zawtar El-Garbiye’de hayatın yeniden başlaması” dedi.