Afganistan'da kadın katliamlarına ‘intihar’ kılıfı: Faillere ceza yok

The Guardian ve Zan Times araştırmasına göre, Taliban'ın yeniden iktidara gelmesinden bu yana Afganistan'da en az 231 kadın katliamı belgelendi. Araştırmaya göre katledilen kadınların ölümü kayıtlara “intihar” olarak geçirildi.

Haber Merkezi - Taliban'ın 15 Ağustos 2021'de yeniden iktidara gelişinin yıl dönümü yaklaşırken, İngiliz gazetesi The Guardian, Afganistan'da kadın katliamları, faillerin cezasız kalması ve çok sayıda ölümün intihar olarak kayıtlara geçirilmesine ilişkin kapsamlı bir araştırma yayımladı.

Raporda, Taliban'ın Ağustos 2021'de yeniden yönetimi ele geçirmesinden bu yana Afganistan'da yaşanan kadın katliamları incelendi. Kadınları koruyacak etkili mekanizmaların bulunmaması ve faillerin hesap vermemesinin, kadınlara yönelik şiddetin sürmesine ve cezasızlık kültürünün derinleşmesine yol açtığı vurgulandı.

Araştırma, Zan Times gazetecileri tarafından yürütüldü. Afganistan'ın 34 vilayetinden 10'unda bildirilen vakalar incelenirken, toplam 231 kadın katliamı belgelendi. Bunların 174’ü yerel medya tarafından duyurulurken, 57’si ise gazeteciler tarafından doğrudan belgelendi.

Belirlenen vakalardan 53’ü resmi kayıtlara “intihar” olarak geçti. Sadece 58 olayda gözaltı işlemi yapıldığı, birçok dosyada ise gözaltına alınan faillerin kısa süre içinde serbest bırakıldığı belirtildi.

Kadın katliamlarının en fazla görüldüğü vilayetler Cevzcan (36), Herat (32), Bedahşan (28) ve Gazne (26) oldu. Katledilen kadınların yaşları 5 ile 65 arasında değişirken, 165’i, yani yaklaşık her 10 kadından 7'si ev kadınıydı. Ayrıca bağımsız geliri bulunmayan ya da aile içi şiddete karşı resmi kurumlara erişim imkanı olmayan kadınların da öldürülenler arasında önemli bir yer tuttuğu kaydedildi.

Liza Şems'in ölümü: Şüpheli bir vaka

Araştırmada yer verilen vakalardan biri de 33 yaşındaki Liza Şems’in ölümü. Liza, yaşamını yitirmeden birkaç hafta önce gönderdiği sesli mesajlarda, evli olduğu Hasibullah Sarvari tarafından maruz bırakıldığı şiddeti anlatmıştı.

Yakınlarından kendisi için dua etmelerini isteyen Liza, eşinin hamileliği sırasında kendisini dövdüğünü, ardından günlerce bir odada tek başına bırakarak tecrit ettiğini aktardı.

1 Şubat’ta komşuları Liza'nın çığlıklarını duymalarının ardından polisi aradı. Babası ise daha sonra paylaştığı bir videoda, kızını ağır yaralı halde gördüğünü anlattı. Babasının aktardığına göre Liza'nın çenesi kırılmıştı ve konuşmakta güçlük çekiyordu. Liza, hastaneye kaldırıldıktan yaklaşık bir saat sonra yaşamını yitirdi.

Tıbbi raporda, yüz kemikleri ve sinüs duvarlarında çok sayıda kırık bulunduğu, vücudunun morluklarla kaplı olduğu ve yüzü ile bedeninde çok sayıda ara tespit edildiği belirtildi. Buna karşın adli raporda olası ölüm nedeni olarak “fare zehirlenmesi” gösterildi. Raporda ayrıca, ailenin talebine rağmen otopsi yapılmadığı kaydedildi.

Taliban, Afganistan'da her yıl öldürülen kadınların sayısına ilişkin resmi veri paylaşmıyor. Bu verileri toplayan Afganistan Başsavcılığı ise 2023 yılında kapatıldı. Araştırma bulgularına göre kadın cinayetlerinin büyük bölümü ev içinde işleniyor ve birçok vakada failler eş, baba ya da erkek kardeş oluyor.

Cevzcan vilayetinde görev yapan bir sağlık çalışanı da, “intihar” denilerek hastaneye getirilen çok sayıda kadının bedeninde darp, yara ve morluk izleri bulunduğunu ifade etti.

Ferişte Emadi'nin şüpheli ölümü birçok soruyu yanıtsız bıraktı

Araştırmada incelenen vakalardan biri de Kabil'de Birleşmiş Milletler için çalışan 33 yaşındaki Ferişte Emadi’nin ölümü oldu. Ferişte Emadi, 31 Mayıs’ta evinde ölü bulundu. Eşi, Taliban polisine Ferişte Emadi'nin psikolojik sorunları nedeniyle intihar ettiğini öne sürdü.

Ancak Ferişte Emadi'nin ailesi ve arkadaşları, onu eşinin öldürdüğüne inanıyor. Yakınlarından beşi, Ferişte'nin 17 yaşında zorla evlendirildiğini, 15 yıl boyunca eşi tarafından şiddete, boğma girişimlerine ve sürekli baskıya maruz kaldığını anlattı.

Araştırma, bazı durumlarda aile içi şiddetten kaçan kadınları korumaya çalışan aile üyelerinin de hedef alındığını ortaya koydu. Sarepul vilayetinde 16 yaşındaki Sara ile annesi Çaman’ın, Kandahar'da ise 14 yaşındaki bir kız çocuğunun Taliban mensupları tarafından katledilmesi buna örnek gösterildi. Bu vakalarda faillerin gözaltına alınmadığı belirtildi.

Şiddetten kaçan kadın daha ağır mı cezalandırılıyor?

Taliban'ın yeni ceza düzenlemelerine göre, eşini darbederek kırık ya da ağır yaralanmaya neden olan bir erkek en fazla 15 gün hapis cezası alıyor.

Buna karşılık, bir kadın eşinin izni olmadan ailesinin evine gider ve ailesi onu eşine teslim etmeyi reddederse, hem kadın hem de aile üyeleri üç aya kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabiliyor.

Bu düzenlemeleri eleştiren hukukçular ve insan hakları savunucuları, söz konusu uygulamanın aile içi şiddetten kaçan kadınların, maruz kaldıkları şiddetten daha ağır cezalarla karşı karşıya kalmasına yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Kadınları koruyan mekanizmalar çöktü

Taliban'ın yeniden iktidara gelmesinin ardından kadınları korumaya yönelik mevcut mekanizmaların büyük bölümü ortadan kaldırıldı. Kadın İşleri Bakanlığı, Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Savcılığı ve kadın sığınma evleri ağı kapatıldı. Ayrıca yaklaşık 250 kadın hakim görevden uzaklaştırılırken, kadın savcılar da işlerinden çıkarıldı.

Mevcut hukuki düzenlemeler kapsamında kadınlar, doğrudan dava açma konusunda da ciddi engellerle karşı karşıya kalıyor.

Tahar vilayetinde, Mayıs 2025’te evli olduğu erkek tarafından bıçaklandıktan sonra yakılarak öldürülen 23 yaşındaki bir kadının annesi, yerel mahkemenin davayı takip edebilmesi için kızının eşine vekalet vermesini istediğini anlattı. Gerekçe olarak ise kadının davada doğrudan taraf olamayacağı gösterildi. Anne, dosyanın aylardır herhangi bir ilerleme kaydedilmeden bekletildiğini söyledi.

Veriler gerçeğin yalnızca bir bölümünü yansıtıyor

Zan Times gazetecileri, belgelenen 231 kadın katliamının, Afganistan'daki gerçek kadın cinayeti sayısını yansıtmadığını, yalnızca krizin sınırlı bir tablosunu ortaya koyduğunu vurguladı. Ailelerin medya ile konuşmaları halinde karşılaşabilecekleri baskılar ve gazetecilere yönelik tehditler nedeniyle birçok vakaya ulaşılamadığı belirtildi.

Liza Şems dosyasında da ailesinin adalet arayışı baskıyla karşılaştı. Liza'yı hastaneye götüren iki kadın akrabası daha sonra Taliban tarafından ifadeye çağrıldı ve güvenlik gerekçesiyle saklanmak zorunda kaldı.

Liza'nın babası ise ailesinin, medyaya konuştuğu için yoğun baskı gördüğünü belirterek, Taliban'ın kadınlara yönelik şiddet vakalarının kamuoyuna yansımasını istemediğini söyledi.