74. Ferman’dan kimlik ve adalet davasına – 4

15 yaşında IŞİD'in kaçırdığı Nesrin Feysel Mîa, iki buçuk yıl süren esaretin ardından kurtuldu. Ancak ailesinden beş kişi hala kayıp. Nesrin, her 3 Ağustos'ta yaşadığı acıların yeniden canlandığını belirterek, kayıpların bulunmasını istiyor.

‘40 gün kilitli tutulduk’

CÎHAN ZEMO / GULÎSTAN EZÎZ

Şengal - Bugün de kameramızı alıp yola çıktık. Bu kez rotamız Sibayê köyüydü. Şêx Xidir nahiyesine bağlı Sibayê... 3 Ağustos 2014'te Êzidî direnişçilerinin, çok sayıda şehidin, kaybın ve Şengal'in en ağır yaralarının yaşandığı yerlerden biri. Bize, IŞİD'in elinden kurtulan Êzidî bir kadının adı verildi: Nesrin Feysel Mîa. Onun sesi duyulmalı.

IŞİD'in Êzidîlere yönelik ferman saldırısını başlatmasının ardından çok sayıda Êzidî kadın ve kız çocuğu Telafer, Rakka ve Musul başta olmak üzere farklı bölgelere götürüldü. Ancak tüm saldırılara rağmen Şengal, özgürlük gerillalarının direnişi sayesinde IŞİD'in tamamen denetimine girmedi ve kurtarıldı. Şengal'in özgürleştirilmesinin ardından ise YPG, YJŞ ve YBŞ öncülüğünde esir alınan Êzidîlerin kurtarılması için çalışmalar sürdürüldü. Bu çalışmalar sonucunda çok sayıda kadın ve çocuk kurtarılarak yeniden Şengal'e döndü.

15 yaşındayken IŞİD tarafından kaçırıldı

IŞİD'in elinden kurtarılanlardan biri de, ailesinin çabalarıyla özgürlüğüne kavuşan Nesrin Feysel Mîa oldu. Nesrin, 22 kişiden oluşan tüm ailesiyle birlikte IŞİD tarafından esir alındı. O sırada henüz 15 yaşındaydı; daha çocuktu.

3 Ağustos gecesi saat 03.00 sıralarında IŞİD, Sibayê köyüne saldırdı. Kaçmaya fırsat bulamayan aile, daha yola bile çıkamadan IŞİD'in eline geçti. Nesrin'in kız ve erkek kardeşleri, annesi, babası ve halaları da esir alınanlar arasındaydı. Önce Sibayê'deki merkeze götürüldüler, ardından Şengal kent merkezindeki parka sevk edildiler. Burada kadınlar, erkekler ve çocuklar birbirinden zorla ayrıldı.

Nesrin Feysel Mîa, Şengal'den önce Telafer'e, ardından Baduş'a götürüldü ve burada 40 gün tutuldu. O günleri anlatan Nesrin, “O 40 gün çok zordu. Ne su vardı ne de yiyecek. Küçük kız kardeşim açlıktan sürekli ağlıyordu. Ona verecek süt bile yoktu” dedi.

Aile fertleri tek tek birbirinden koparıldı

Daha sonra Baduş'ta, aileleri bulunanların yakınlarının yanına gitmesine izin verileceği söylendi ve esirler Telafer'deki bir okula götürüldü. Nesrin burada ailesinin tüm üyelerine yeniden kavuştu. Bir eve yerleştirildiler ve Şiayan köyünden yağmalanan eşyalar ile hayvanları burada gördüler. Bu durum yaklaşık dokuz ay sürdü.

Bir gün IŞİD mensupları, “Erkekler camide toplansın” talimatını verdi. O günden sonra aile yeniden parçalandı ve herkes farklı yerlere götürüldü. Artık birbirlerinden hiçbir haber alamıyorlardı.

Nesrin Feysel Mîa yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Dokuz ay sonra bizi yeniden Telafer'e götürdüler. Babamı başka bir yere götürdüler. Ben, kız kardeşlerim, annem ve halalarım yalnız kaldık. Burada genç kadınları ayırıp farklı yerlere götürdüler. O günden sonra babamdan, iki kız kardeşimden ve iki halamdan bir daha hiç haber alamadık. Devlet bugüne kadar onların akıbeti hakkında bize hiçbir bilgi vermedi. En azından hayatta mı, öldüler mi bilmek istiyoruz. Eğer öldürüldülerse, kemiklerini bize versinler ki bayramlarda mezarlarını ziyaret edebilelim.”

‘Kız kardeşimin gözlerini oydular’

 Nesrin ile kız kardeşi, yaklaşık iki buçuk yıl boyunca IŞİD çetelerinin elinde kaldı. Kız kardeşini kurtarabilmek için onu kendi kızı gibi göstermeyi düşündü. Ancak yaşadıklarının ayrıntılarını anlatmak istemiyor. Konuşmaya başladığında sesi düğümleniyor, gözleri doluyor. Söylemek istemediği acıları sessizliğine bırakıyor. Çünkü Êzidî kadınların ve kız çocuklarının IŞİD tarafından alınıp satıldığı, cinsel şiddet ve sistematik işkenceye maruz bırakıldığı bilinen bir gerçek.

Henüz kendisi de bir çocuk olan Nesrin Feysel Mîa, küçük kız kardeşine annelik yapmak zorunda kaldığını şöyle anlatıyor:

“Verecek süt yoktu. Bu yüzden her seferinde unla suyu karıştırıp ona içiriyordum. Daha sonra onun benim kızım olmadığını anladılar. Gözlerimin önünde kız kardeşimin gözlerini çıkardılar. Penseyle vücudundan et parçaları kopardılar. Şimdi kız kardeşim tek gözle yaşıyor. Onu bu halde her gördüğümde içim parçalanıyor, defalarca ağlıyorum. Yaşadıklarımız tarif edilemezdi. Her gün bize işkence ediyorlardı.”

‘40 gün boyunca kilitli kaldık’

 Nesrin Feysel Mîa, yaşadıklarının ayrıntılarını anlatmak istemediğini belirterek şöyle devam ediyor:

“Ne anlatabilirim ki? Êzidî kadınların alınıp satıldığı biliniyorsa, bizim nasıl bir yaşam sürdüğümüz de anlaşılır. Daha fazlasını anlatmak istemiyorum. Bize zorla Müslüman olmayı dayatıyorlardı. Savaşa gittiklerinde kapıyı üzerimize kilitliyorlardı. Bir defasında tam 40 gün boyunca susuz ve aç şekilde bir evde kilitli kaldık.”

Yıllar sonra eve dönüş ve yaraları birlikte sarmak

Yıllar sonra ailesiyle yeniden bağlantı kurabilen Nesrin, bu sayede kurtarıldı. Eve döndüğünde annesinin de kurtulduğunu gördü.

Nesrin, annesinin verdiği mücadeleyi şu sözlerle anlattı:

“Annem tek başına bize sahip çıktı. Kardeşlerimi büyüttü. Bir insanın babası olmayınca hayat çok zor oluyor. Annem bizim için elinden gelen her şeyi yaptı. Bugün de bizim için büyük fedakarlıklar yapmaya devam ediyor. Annemle gurur duyuyorum.”

Aile, yaşadıkları derin acıları birlikte aşmaya çalışıyor ve birbirlerine destek oluyor. Nesrin Feysel Mîa, toplumun kendilerine yaklaşımının da iyileşmelerinde önemli rol oynadığını belirterek şunları söyledi:

“İlk zamanlarda IŞİD'in eline düşen kadınların geri dönemeyeceği ya da evlenemeyeceği söyleniyordu. Ama toplumumuz bizi çok iyi karşıladı. Ben evlendim, Allah bana bir çocuk da nasip etti. Toplumun bize verdiği değer, taşıdığımız yükü büyük ölçüde hafifletti.”

Nesrin Feysel Mîa, sözlerini hala IŞİD'in elinde bulunan Êzidî kadınlara çağrıda bulunarak tamamladı ve evlerine, ailelerinin yanına dönmeleri çağrısını yaptı.

‘İki yaşında kaçırılan kız kardeşim büyüdü, artık bizi tanımıyor’

Nesrin'in erkek kardeşlerinden biri de yıllar sonra kurtulmayı başardı. Ancak IŞİD'in ağır işkenceler nedeniyle akıl sağlığını yitirdi. Nesrin, kardeşinin bu nedenle serbest bırakıldığını söylüyor. Buna rağmen aileden hala beş kişinin akıbeti bilinmiyor. Ailenin tek isteği ise onlardan bir haber alabilmek.

Nesrin Feysel Mîa, her yıl 3 Ağustos yaklaştığında yaşadıkları acıların yeniden canlandığını belirterek şöyle konuştu:

“Fermanın yıldönümü yaklaştıkça o günleri yeniden yaşıyoruz. Ne yaparsak yapalım yaşadıklarımızı unutamıyoruz. Babam, kız ve erkek kardeşlerim her zaman aklımda. Onların hala IŞİD'in elinde olduğunu düşünüyorum. Küçük kız kardeşim götürüldüğünde henüz yürüyemiyordu, iki yaşına bile girmemişti. Adı Navîn'di. Şimdi büyüdü ama bizim hakkımızda hiçbir şey bilmiyor. Diğer kız kardeşim Rengîn bugün 25 yaşında olmalı. Halalarım Cano ve Zeytûn'un da akıbetini bilmiyoruz.”

Fermanın yıldönümü yaklaştıkça yalnızca günler değil, saatler bile Nesrin ve onun gibi hayatta kalanlar için daha ağır geçiyor. En büyük dileği ise yıllardır haber alınamayan yakınlarının bulunması ve kayıp Êzidîlerin ailelerine kavuşması.

Devam edecek…