Yemen’de basın özgürlüğü: Gazeteciler tehdit, kaçırılma ve suikastlarla karşı karşıya

Yemen’de gazeteciler, tehdit, kaçırılma, suikast ve baskılarla karşı karşıya. Güvenlik boşluğunun derinleştiği ülkede basın çalışanları, gerçeği aktarmaya çalışırken sistematik saldırıların hedefi oluyor.

RANİA ABDULLAH

Yemen - Yemen’de gazeteciler, tarihinin en tehlikeli ve ağır ihlallerin yaşandığı dönemlerinden biriyle karşı karşıya. Gazetecilik faaliyeti; ölüm tehditleri, kaçırılma, baskı ve sistematik takiplerin gölgesinde, güvenlikten yoksun ve düşmanca bir ortamda yürütülüyor.

Korku ve sansür ortamı

Ajansımız, Yemen’de gazetecilik faaliyetlerini ve baskıları gazeteci ve medya çalışanları ile konuştu.

Gazeteci Sally el-Nebhani, Yemen’de genel olarak basın özgürlüğünün bulunmadığını belirterek, gazetecilerin yaşadıkları bölgenin dışına çıkmasının engellendiğini söyledi. Bazı durumlarda ise belirli konulara dikkat çekmeleri halinde gazetecilerin kaçırıldığını ve ya da suikaste uğradığını söyledi. Sally el-Nebhani, “Medyanın verdiği mesajlardan her zaman rahatsız olan taraflar bulunuyor. Bu nedenle gazeteciler kaçırılma veya öldürülme riskiyle karşı karşıya kalıyor” dedi.

Bu durumun gazetecileri ya belirli güçlere bağlı çalışmaya ya da tamamen mesleklerini bırakıp evlerine çekilmeye zorladığını vurgulayan Sally el-Nebhani, gerçeğin özgürce aktarılabilmesi için güvenli bir alan ve gazetecilerin çalışmalarını herhangi bir konu sınırlaması olmadan sürdürebileceği açık bir hukuki koruma talep etti.

‘En büyük engel ifade özgürlüğünün kısıtlanması’

Gazeteci Süreyya el-Ömerani ise kadın gazetecilerin karşılaştığı özel zorluklara dikkat çekti. Yemen’de kadın gazeteciler açısından en büyük engelin ifade özgürlüğünün kısıtlanması olduğunu belirten Süreyya el-Ömerani, ülkedeki siyasi bölünmüşlük ve mevcut koşulların bu baskıları artırdığını söyledi.

Süreyya el-Ömerani, Husilerin kontrolündeki bölgelerde kadın gazetecilerin özgürlüklerinin ve çalışmalarının tamamen sınırlandırıldığını, hükümet yanlısı bölgelerde ise gazetecilerin belirli konular hakkında konuşmaya yönlendirildiğini ifade etti. Gazetecilerin kendi görüşlerini açıklamalarına veya bu bölgelerde yaşanan ihlalleri gündeme getirmelerine izin verilmediğini belirtti.

‘Gazeteciler yeterli koruma görmeden tehlikelerle karşı karşıya kalıyor’

Gazeteci F.M.A ise 9 yıl önce gazetecilik mesleğini bıraktığını söyledi. Yemen’deki güvenlik koşullarının gazetecilik yapmayı büyük bir risk haline getirdiğini belirten gazeteci, “Güvenlik durumları ve gazeteciler için herhangi bir korumanın bulunmaması nedeniyle mesleği bırakmak zorunda kaldım” dedi.

F.M.A., “Ne yazık ki her grup veya otorite, kendi anlayışına göre yazılmasını istiyor. Gazeteci buna karşı çıktığında risklerle karşılaşıyor. Gazeteciler, çalıştıkları medya kuruluşlarından bile yeterli koruma görmeden tehlikelerle karşı karşıya kalıyor” ifadelerini kullandı.

72 gazeteci öldürüldü

Gazetecilik faaliyetinin fiziksel saldırı ve suikastlara kadar varan birçok risk taşıdığı belirtilirken, Medya Özgürlükleri Gözlemevi’nin verilerine göre 2015’ten 2026’nın ortalarına kadar Yemen’de gazeteciler ve medya kuruluşlarını hedef alan yaklaşık 2 bin 717 ihlal kaydedildi. Bu ihlaller arasında 72 gazetecinin öldürülmesi de bulunuyor.

Gözlemevi ayrıca Husiler tarafından gerçekleştirilen 422 tutuklama ve gözaltı vakasını, hükümet ve bağlı güçler tarafından gerçekleştirilen 118 vakayı belgeledi. Halen 10 gazetecinin cezaevinde olduğu, bunlardan 9’unun Husilerin kontrolündeki hapishanelerde bulunduğu belirtildi.

Fatma Mutahhar: Saldırılarla gazeteciler susturulmak isteniyor

Yemen Gazeteciler Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Fatma Mutahhar, gazetecilere yönelik saldırıların ülkede tarihsel olarak en tehlikeli aşamaya ulaştığını belirtti.

Fatma Mutahhar, saldırıların sistematik bir nitelik taşıdığını ve suikastların önceden planlandığını ifade ederek, bunun gazetecilik faaliyetleri için son derece tehlikeli ve güvensiz bir ortam oluşturduğunu söyledi.

Gazetecilere yönelik saldırılara örnek veren Fatma Mutahhar, gazeteci Rasha el-Harazi’nin içinde bulunduğu araca yerleştirilen patlayıcı sonucu öldürülmesini ve eşi gazeteci Mahmud el-Atmi’nin saldırıdan kurtulmasını hatırlattı. Ayrıca geçici başkent Aden’de gazeteci Sabir el-Hayderi’nin benzer yöntemle öldürüldüğünü belirtti.

Bu suçların, gerçeği aktaran özgür seslerden duyulan korkudan kaynaklandığını ifade eden Fatma Mutahhar, saldırıların gazetecileri susturma ve basın çevresini sindirme girişimi olduğunu vurguladı.

İhlallerin izlenmesi ve belgelenmesi

Medya Özgürlükleri Gözlemevi, Yemen’de ihlallerin belgelenmesi sürecinde ciddi zorluklarla karşılaşıldığını açıkladı. Birçok saldırının, mağdurların ve ailelerinin intikam tehdidi korkusu nedeniyle bildirilmediği belirtilirken, güvenlik koşullarının kötü olması ve yurttaşların tutuklanma korkusu nedeniyle tanıklara ulaşmanın da zorlaştığı ifade edildi.

Gözlemevi Sekreteri Büşra el-Eğberi, en büyük sorunun yargı sisteminin bağımsızlığının zayıf olması ve siyasallaştırılması olduğunu belirtti. Büşra El-Eğberi, özellikle Husilerin kontrolündeki bölgelerde yargının gazetecileri bastırmak için bir araç olarak kullanıldığını söyledi.

Gazetecilerin korunmasının öncelikle cezasızlık politikasına son verilmesi ve faillerin hesap vermesiyle mümkün olacağını belirten Büşra el-Eğberi, gazetecilere hızlı hukuki ve güvenlik desteği sağlanması ile saha çalışanlarına mesleki güvenlik eğitimleri verilmesi gerektiğini vurguladı.