‘Suriye’de kadınların hakları yasal güvence altına alınmalı’

Kobanê’de öğretim görevlisi Nesrin Dib, Suriye’de kadınların maruz kaldığı baskı ve ihlallere dikkat çekerek, kadınların yeni Suriye’nin inşasında aktif rol üstlenebilmesi için haklarının yasal ve anayasal güvence altına alınması gerektiğini vurguladı.

NURŞAN ABDİ

Kobanê - Suriye'nin birçok bölgesinde kadınlar, geçici yönetimi temsil eden cihatçı Heyet Tahrir El-Şam'a (HTŞ) bağlı çetelerin saldırı ve ihlalleri nedeniyle ağır koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Kadınların rolünü dışlayan ve ülkenin geleceğinin şekillendirilmesi ile yeni anayasanın hazırlanmasına katılımlarını engelleyen bu uygulamalar, kadınların siyasi ve toplumsal değişim süreçlerindeki varlığını da sınırlandırıyor.

Suriye'nin yeniden inşa sürecinde toplumun temel unsurlarından biri olan kadınlar, özellikle sahil bölgeleri, Süveyda ve Humus'ta kaçırma, öldürme, işkence, tutuklama ve tecavüz gibi çok sayıda ihlalle karşı karşıya kalıyor.

Kobanê Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim görevlisi Nesrin Dib, Suriye'de kadınların durumunun yıllar içerisinde köklü değişimler geçirdiğini belirtti.

Nesrin Dib, Suriye’de savaş patlak vermeden önce kadınların, ülkede uzun yıllar süren baskıya rağmen toplumun inşasında ve çevreleri üzerinde etkili bir rol oynadığını ifade etti.

Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınların kimliklerini savunmak için silahlı mücadeleye katıldığını ve değerlerini savunduğunu ifade eden Nesrin Dib, Suriye’nin diğer bölgelerinde ise kadınların çocuklarını eğiterek, savaşın etkileriyle mücadele edebilecek bir nesil yetiştirdiğini kaydetti. Nesrin Dib, kadınların aynı zamanda ailenin her alanda temel dayanağı olduğunu vurguladı.

Suriye’de kadınların mücadele çeşitliliği

Bu mücadele yöntemlerindeki çeşitliliğin kadınların toplumdan ayrı düşünülemeyecek bir güç olduğunu gösterdiğini dile getiren Nesrin Dib, kadınların çocuklarını, eşlerini ve babalarını kaybetmesine ve çeşitli ihlallere maruz kalmasına rağmen bilinçleri ve kararlılıkları sayesinde kendilerini korumayı başardıklarını ifade etti.

Nesrin Dib, Kuzey ve Doğu Suriye’de Özerk Yönetim bölgelerindeki kadınların olağanüstü bir mücadele deneyimi ortaya koyduğunu dile getirdi. Kadınların geniş kapsamlı bir direniş yürüttüğünü ve toplumun siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda inşasında öncü bir rol üstlendiğini ifade eden Nesrin Dib, bu ileri düzeydeki rolün Kuzey ve Doğu Suriyeli kadınların deneyimini her Suriyeli kadının ilham alabileceği bir modele dönüştürdüğüne vurgu yaptı.

‘Rojava Devrimi deneyimi Suriyeli kadınların mücadelesine katkı sunabilir’

Nesrin Dib, bu deneyimin kadınların yeni Suriye'de haklarını talep etmek için mücadelelerini güçlendirmelerine, ülkenin geleceğinde etkin bir varlık ve bağımsız bir kadın kimliğinin güvence altına alınmasına katkı sunabileceğini anlattı.

Suriye'de kadınların bugün geçici yönetimin kontrolündeki bölgelerde yoğun baskı ve zulümle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Nesrin Dib, bu korku ortamının kadınların aktif rol almasını engellediğini söyledi.

Bu durumun kadınların toplum içerisindeki ötekileştirilmesini yeniden ürettiğini söyleyen Nesrin Dib, “Suriye’deki kadınlar kendilerine ve düşünsel kapasitelerine olan inançlarını güçlendirmeli. Kadının sorumluluklarının ve toplumu değiştirmedeki rolünün farkına varması, yeni Suriye’nin inşasında temel bir unsur olmasını sağlayacaktır. Kadınlar, geçici yönetimin uyguladığı dışlayıcı politikalardan kurtulmalı, kendilerinin ve diğer kadınların ortaya koyduğu emeğin değerini anlamalı ve bu mücadeleyi sürdürme sorumluluğunu üstlenmelidir” dedi.

‘Kadınları koruyan yasalar çıkarılmalı’

Kadınların son derece ağır koşullarda yaşadığına dikkat çeken Nesrin Dib, “Kadınlar kaçırma, işkence, şiddet ve tutuklamalara maruz kalıyor, erkeklerin dilediği gibi kullanabileceği birer mal gibi görülüyor. Bu uygulamalar özellikle Sünni olmayan kadınları hedef alıyor ve ihlaller Suriye’nin sahil bölgeleri ile Humus’ta daha yaygın. Bu bölgelerde kız çocuklarının kaçırıldığı vakalar da kaydediliyor. Tüm bunlar, kadınların karşı karşıya olduğu durumun vahametini ortaya koyuyor. Caydırıcı bir yasanın olmaması koşulların daha da kötüleşmesine yol açacak. Yeni devlet yapısı içerisinde kadınları koruyacak açık ve net yasalar çıkarılmalı. Bu yasalar, kadınların yurttaş olarak haklarını ve sorumluluklarını güvence altına almalıdır” ifadelerinde bulundu.

Toplumun haklarını güvence altına alan bir kişisel statü yasasının çıkarılması ve ihlallerin son bulması çağrısında bulunan Nesrin Dib, bu düzenlemelerin yalnızca kağıt üzerinde kalmaması, fiilen uygulanması gerektiğinin de altını çizdi.