İran’da ihlaller, idamlar ve baskılar devam ediyor
İnsan hakları raporları İran’da idamların artarak sürdüğünü, cezaevlerinde şüpheli ölümler yaşandığını ve kadınlar ile siyasi tutsaklar üzerindeki baskıların yoğunlaştığını ortaya koyuyor.
Haber Merkezi- Uluslararası kamuoyunun büyük ölçüde bölgesel gerilimler ve müzakerelere odaklandığı bir dönemde, insan hakları raporları İran’da idamların devam ettiğini, cezaevlerinde şüpheli ölümler yaşandığını, kitlesel gözaltıların sürdüğünü ve kadınlar, gazeteciler, aktivistler ile adalet arayan aileler üzerindeki baskıların arttığını ortaya koyuyor. Eleştirmenlere göre, uluslararası sessizlik ortamı İran yönetiminin baskı politikalarını yoğunlaştırmasına zemin hazırlıyor.
İran cezaevlerinde artan idamlar
Son haftalarda İran’daki çeşitli cezaevlerinde idam infazlarının sürdüğü ve Zabol, Zahedan, Yezd, Birjand, Şirvan, Şiraz ve Maragheh hapishanelerinde toplam 16 tutsağın idam edildiği bildirildi. 23–31 Mayıs arasındaki dönemde ise 11 tutsağın idam edildiği aktarılıyor. Zahedan Merkez Cezaevi’nde bazı Beluc tutukluların siyasi olmayan dosyalar kapsamında idam edildiği, bazı tutukluların infazdan sadece bir gün önce hücreye alındığı ve ailelerine son görüş izni verildiği ifade edildi. Zabol’da ise yaklaşık 30 yıllık tutukluluk geçmişi bulunan bir Beluc tutuklunun idam edildiği, davada ciddi yargı süreci sorunları ve değişen kararlar olduğu kaydedildi. Yezd Merkez Cezaevi’nde üç tutsağın idam edildiği, ayrıca Şirvan, Birjand, Maragheh ve Şiraz’da da benzer infazların gerçekleştiği aktarıldı.
Zahedan: Beluc tutsaklar için idam merkezi
Sistan ve Belucistan eyaleti, İran’da idamların en yoğun yaşandığı bölgelerden biri olarak öne çıkıyor. Beluc İnsan Hakları Belgeleme Ağı verilerine göre yalnızca 2025 yılında 29 farklı cezaevinde 143 Beluc yurttaşın idam edildiği bildirildi. Bu kişilerin büyük çoğunluğunun siyasi olmayan dosyalardan hüküm giydiği ifade ediliyor.
İnsan hakları savunucuları, Beluc tutukluların çoğunun bağımsız avukata erişim, adil yargılama ve savunma haklarından yoksun bırakıldığını belirtiyor.
Amol’da siyasi tutsağın şüpheli ölümü
Son haftaların en dikkat çeken olaylarından biri, Amol Cezaevi’nde 57 yaşındaki bir siyasi tutsağın yaşamını yitirmesi oldu. Ocak ayı protestoları sonrası tutuklanan ve “ulusal güvenliğe karşı faaliyet” ile “kamu malına zarar verme” suçlamalarıyla 10 yıl hapse mahkum edilen kişinin ölümüne ilişkin yetkililerden net bir açıklama yapılmadı.
Ailesine cenazenin gecikmeli teslim edildiği ve defin işlemlerinin sıkı güvenlik önlemleri altında gerçekleştirildiği aktarıldı. Bağımsız otopsi yapılamaması ve şeffaflık eksikliği, olayla ilgili soru işaretlerini artırdı.
Kadınlar baskının sessiz mağdurları
İdamlar ve gözaltıların yanı sıra kadınların da sistematik baskıya maruz kaldığı belirtiliyor. Raporlara göre İran ile İsrail–ABD arasındaki savaş sürecinin başladığı dönemden bu yana 21 kadın aile içi ve toplumsal şiddet sonucu hayatını kaybetti. Ayrıca 7 kadının idam edildiği ve 7 kadının ölümünün şüpheli bulunduğunun kaydedildiği ifade edildi.
Kadın aktivistler, öğrenciler, gazeteciler ve siyasi tutsakların düzenli olarak gözaltı, sorgu, tehdit ve sosyal kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor.
Gözaltılar ve ağır kefalet baskısı
Son aylarda farklı kentlerde çok sayıda gözaltı vakası bildirildi. İnsan hakları örgütleri, serbest bırakma karşılığında istenen yüksek kefaletlerin aileleri ciddi ekonomik baskı altına soktuğunu ifade ediyor.
Ayrıca tutsakların ailelerinden habersiz başka cezaevlerine nakledilmesi, uzun süreli hücre cezaları ve zorla itiraf alma iddiaları da gündemde.
Cezaevlerinden ülke geneline yayılan baskı
Son raporlar, idamlar ve baskıların Zahedan, Zabol, Saravan, Birjand, Yezd, Şiraz, Maragheh, Amol ve diğer birçok şehirde görüldüğünü ortaya koyuyor. Bu durum, insan hakları ihlallerinin ülke geneline yayıldığı yönünde değerlendiriliyor.
Uluslararası sessizlik eleştirisi
İnsan hakları savunucuları, Batılı ülkelerin müzakerelerde daha çok nükleer ve güvenlik dosyalarına odaklandığını, insan hakları ihlallerinin ise geri planda kaldığını belirtiyor.
Bu durumun İran yönetiminin iç baskıları artırmasına olanak sağladığı ifade ediliyor. Eleştirmenlere göre, uluslararası desteğin zayıflığı, mağdurların yalnız kalmasına ve ihlallerin artmasına neden oluyor.