Tunus’ta kadınlara yönelik karalama kampanyaları ve nefret söylemi
Tunus’ta kadınları hedef alan nefret söylemi ve kışkırtıcı kampanyalar yaygınlaştı. Bu girişimler, kadınları korkutmayı, seslerini kısmayı ve kamusal alandan uzaklaştırmayı amaçlayan açık bir çaba olarak değerlendiriliyor.
NAZİHA BOUSSAİD
Tunus - Son dönemde sivil toplum alanında faaliyet gösteren birçok kadın aktivist sistematik hedef gösterme kampanyalarına maruz kaldı. Bunlardan biri olan Ghofrane Ben Younes, hakkında yürütülen karalama kampanyası ve ihanet suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Ghofrane Ben Younes, yaptığı bir paylaşımda kendisine yönelik nefret söylemine tepki göstererek, fiziksel güvenliğini tehdit edecek durumlardan endişe duyduğunu ifade etti.
Benzer kampanyalar, Fransa’ya giderek ülkeyi zorunlu olarak terk etmiş kişilerle bir dizi röportaj gerçekleştiren gazeteci Houla Boukrim’i de hedef aldı. Dijital medya platformlarında yoğun saldırılara uğrayan Houla Boukrim, bu duruma tepki gösterdi.
Bugün bu tür suçları destekleyenlerin, yarın koşullar değiştiğinde kendilerini koruyacak kimse bulamayacağını söyleyen Boukrim, bunun tarihin verdiği açık derslerden biri olduğunu ifade etti.
Houla Boukrim ayrıca, yönettiği “Toumedia” haber sitesinin kadınların onuruna saldırmayı teşvik eden her türlü yorum ve paylaşım hakkında hukuki süreç başlatacaklarını belirtti.
Kadın hakları savunucusu Besma Khalfaoui ile avukat ve insan hakları aktivisti İman Kazzara da sistematik karalama kampanyalarının hedefi oldu. Bu kampanyalar, “ahlaki” bir görünüm altında yürütülürken hakaret, dijital şiddet ve kişisel onur ile insanlık haysiyetini hedef alan suçlamalarla desteklendi.
Tunus Demokratik Kadınlar Derneği ile Haklar ve Özgürlükler İçin Takato (Kesişim) Örgütü de son dönemde kadın aktivistleri hedef alan nefret ve şiddet dalgasını kınayan açıklamalar yayımladı.
58 sayılı yasa: Metin ile gerçeklik arasında
Avukat ve insan hakları aktivisti Hamida Şayib, Tunus’un, kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılmasını amaçlayan ve dijital şiddet de dahil olmak üzere farklı şiddet biçimlerini suç sayan 58 sayılı yasaya sahip olduğunu söyledi. Ancak bugün yaşananların, kadınları kamusal yaşama katılımdan uzaklaştırmak amacıyla yürütülen örgütlü susturma girişimlerini ortaya koyduğunu belirtti.
Hamida Şayib, kadınların karalama, damgalama ve onur kırıcı saldırılar nedeniyle ciddi korkular yaşadığını, hatta bazı kadınların dernek faaliyetlerinden ve sivil toplum çalışmalarından çekildiğini ifade etti.
Hamida Şayib, “Gençlerin siyasi yaşama ve sivil toplum faaliyetlerine katılımını güçlendirmemiz gerekiyor. Ancak bu şekilde zamanla Tunus’u demokratik temeller üzerinde inşa etmeyi sürdürebilecek nitelikli bir siyasi sınıf oluşturabiliriz” dedi.
Tunus’taki durumun son derece zorlaştığını belirten Hamida Şayib, buna rağmen şiddetin farklı biçimlerine maruz kalan tüm kadınlara bir dayanışma mesajı verilmesi gerektiğini söyledi. Hamida, “Bu mesaj, zincirlerin mutlaka kırılacağına, yeni bir günün geleceğine ve kaybettiklerimizi yeniden kazanacağımıza dair bir mesajdır” ifadelerini kullandı.
Tunus demokrasisinin önündeki ciddi tehlikeler
Kadın hakları ve insan hakları aktivisti Fethiya Hizem ise, Tunus’ta giderek yayılan nefret ve kışkırtma söyleminin ülkeyi “eleştirel düşüncenin olmadığı bir ortama” çevirdiğini söyledi.
Tunus’taki durumun artık kelimelerle tarif edilemeyecek kadar kötüleştiğini belirten Fethiya Hizem, nefret söyleminin iktidarın sorunları arttıkça daha da güçlendiğini vurguladı. Ekonomik ve sosyal kriz derinleştikçe nefret anlatılarının daha görünür hale geldiğini ifade etti.
Tunus’un geleceğinin önemli bir parçası olması gereken genç kadın aktivistlerin daha yolun başında hedef alındığını belirten Fethiya Hizem, soruşturmalarla baskı altına alınmalarının yanı sıra, itibarlarının da hedef alınmasının çok daha tehlikeli olduğunu söyledi.
Fethiya Hizem, “Toplumumuz, kaydettiği tüm ilerlemelere rağmen derinlerinde hâlâ kadınların mücadelesini suç sayan ve onları susturmak için itibarlarını silah olarak kullanan geleneksel ve zararlı bir zihniyet taşıyor. Bu anlayış kadınları siyasetten ve kamusal alandan uzaklaştırmaya çalışıyor” dedi.
Bu durumun gençler için ciddi bir engel oluşturabileceğini belirten Fethiya Hizem, nefret ve kışkırtma söylemlerinin Tunus’a yakışmadığını ifade etti.
Konuşmasının sonunda Fethiya Hizem, bugün resmi söylemin, Tunusluların temel sorunlarını unutmaları için Sahra Altı Afrika ülkelerinden gelen göçmenleri hedef gösterdiğini savundu. İnsanların “onlar gelip zenginliklerimizi tüketiyor” söylemiyle meşgul edildiğini belirten Fethiya Hizem, oysa ülkenin yaşadığı krizin çok daha derin ve yapısal nedenlere dayandığını söyledi.