İsrail’in Lübnan’a yönelik hava saldırıları sürüyor
İsrail’in Lübnan’ın güneyi ve Bekaa bölgesine yönelik hava saldırıları sürüyor. Son saldırılarda yaşamlarını yitirenlerin olduğu belirtilirken, aralarında sağlık çalışanlarının da bulunduğu 17 kişi yaralandı.
Haber Merkezi- İsrail, Hizbullah ile varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’ın farklı bölgelerine yönelik hava saldırılarını sürdürmeye devam ediyor. Özellikle ülkenin güney kesimlerini hedef alan saldırılar, her gün yeni can kayıplarına ve yaralanmalara yol açıyor.
İsrail savaş uçakları, bu sabah Nebatiye ve Cibşit başta olmak üzere Güney Lübnan’daki çeşitli bölgelere yoğun hava saldırıları düzenledi. Daha sonra operasyonların kapsamı genişletilerek ülkenin güneyindeki diğer yerleşim alanları ile Bekaa bölgesi de hedef alındı.
Lübnan basınında yer alan bilgilere göre, Sur kentindeki Hiram Hastanesi yakınlarına düzenlenen saldırıda bir kişi hayatını kaybetti, aralarında 10 sağlık çalışanının bulunduğu 17 kişi yaralandı.
Öte yandan Tayr Debba, Abbasiye ve Bekaa’daki bazı noktalara da hava saldırıları düzenlendiği bildirildi. Saldırılarda çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiği veya yaralandığı belirtilirken, Lübnan sınır hattındaki gerilim de sürüyor.
Yaşamını yitirenlerin sayısı 3 bin 700’ü aştı
Lübnan Sağlık Bakanlığı, savaşın başlangıcından bu yana yaşamını yitirenlerin sayısının 3 bin 711’e, yaralı sayısının ise 11 bin 483’e yükseldiğini açıkladı. Askeri operasyonların yoğunlaşmasıyla birlikte ülkede insani koşulların da giderek ağırlaştığı belirtiliyor. Süregelen bombardıman nedeniyle bazı yerlerinden edilmiş aileler, cenazelerini ana mezarlıklara ulaştıramadıkları için geçici mezarlara defnetmek zorunda kalıyor. Sayda’nın Haret Sayda bölgesindeki bir mezarlığın üst kısmında, artan can kayıpları nedeniyle onlarca yeni mezarın kazıldığı bildirildi.
Yerinden edilme krizi derinleşiyor
Son güvenlik gelişmeleri, bazı bölgelerde yeni göç dalgalarına yol açarken, yerinden edilen kişileri kabul eden yerel topluluklar üzerindeki baskıyı da artırıyor.
İnsani yardım alanında çalışan kuruluşlar, zorunlu göçün yalnızca barınma sorunuyla sınırlı olmadığını; gelir kaynaklarının kaybedilmesi, eğitimin aksaması ve sosyal bağların zayıflaması gibi uzun vadeli sonuçlar doğurduğunu belirtiyor. Uzmanlar, bu etkilerin güvenlik krizlerinin sona ermesinin ardından da uzun süre devam edebileceğine dikkat çekiyor.