Algoritmalar kadınları hedef gösteriyor, şirketler kazanıyor
Hak savunucusu Nejat Arari, algoritmaların kadınları metalaştırmaya hizmet ettiğini ve organize sanal ağların bu mekanizmaları kullanarak kadınlar üzerinden maddi kazanç sağladığını belirtti.
ZOUHOUR MECHERGUI
Tunus- Dünyanın en büyük teknoloji şirketleri, yıllık reklam gelirleri 200 milyar doları aşan bir ekonomik model üzerinden faaliyet yürütüyor. Bu şirketlerin algoritmaları büyük ölçüde, kadınları dijital birer metaya ve sürekli gelir kaynağına dönüştüren “dikkat ekonomisi”ne dayanıyor.
Hak ve teknoloji alanındaki veriler, kadınları hedef alan ya da kadınların görüntüleri ve bedenlerini istismar eden içeriklerin, sıradan içeriklere kıyasla yüzde 30 daha fazla etkileşim ve izlenme oranına ulaştığını gösteriyor. Bu nedenle algoritmalar, kullanıcıları platformlarda mümkün olduğunca uzun süre tutabilmek için bu tür içeriklere yayın ve görünürlük açısından öncelik veriyor.
Bu ekonomik sömürü iki düzeyde ortaya çıkıyor. Birincisi, kadınların kişisel verilerinin “eksiklik duygusu” üzerine kurulu yoğun tüketim reklamlarıyla kuşatılması yoluyla gerçekleşen doğrudan ticari sömürü. İkincisi ise dijital şiddetin kendisinden kar elde edilmesi. Algoritmalar; karalama kampanyaları, şantaj videoları ve kadınlara ya da kadın hakları savunucularına yönelik nefret söylemlerini daha fazla öne çıkarıyor. Çünkü bu içerikler daha fazla izlenme ve reklam geliri sağlıyor. Böylece mağdurların yaşadığı acılar ve toplumsal olarak dışlanmaları, platformlar ve kötü niyetli içerik üreticileri için gelir üreten rakamlara dönüşüyor.
‘Hedef gösterme ve itibarsızlaştırma’
Tunus’ta da kadınlara ait videolar, hem izlenme ve gelir elde etmek hem de kadınları dijital ortamda hedef göstermek ve itibarsızlaştırmak amacıyla kullanılıyor. Bu durum, kadınların metalaştırılmasına yol açan bu tehlikeli gerçekliğe karşı aktivistlerin uyarılarını artırmasına neden oluyor.
Kadınların nasıl algoritmalar ve dijital platformlar aracılığıyla metaya ve kar aracına dönüştürüldüğü, ayrıca bu teknolojik önyargının kadınlara yönelik şiddetle nasıl kesiştiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan sosyolog, feminist ve insan hakları savunucusu Nejat Arari, ajansımıza yaptığı açıklamada, Tunus’ta kadınlara yönelik dijital şiddetin artık yalnızca münferit düşmanca davranışlar ya da gerçek yaşamdan kopuk sanal uygulamalar olmadığını, kadınların metalaştırılması ve yaşadıkları mağduriyetlerin ticari kar ve sayılara dönüştürülmesi üzerine kurulu karmaşık bir ekonomik ve teknolojik sistem tarafından beslenen yapısal bir olguya dönüştüğünü belirtti.
Bu krizin yapısal boyutlarını ele alan Nejat Arari, siber dünyanın görünmeyen yüzüne dikkat çekerek, büyük teknoloji şirketlerinin mali çıkarlarının kadınlara ve kadın hakları savunucularına yönelik şeytanlaştırma ve karalama kampanyalarıyla kesiştiğini söyledi. Nejat Arari, bunun toplumu, mevcut geleneksel yaklaşımların ötesine geçen insani ve hukuki bir sorunla karşı karşıya bıraktığını ifade etti.
Dijital şiddetin toplumsal olarak normalleştirilmesi
Hak temelli değerlendirmelerin, New York’ta gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun 68’inci oturumunda tartışılan küresel eğilimlerle paralellik gösterdiğini belirten Nejat Arari, dijital medya platformları ve büyük teknoloji şirketlerinin tarafsız alanlar olarak işlemediğini vurguladı. Nejat Arari, bu yapıların “dikkat ekonomisi” tarafından yönlendirilen yatırım odaklı kuruluşlar olduğunu kaydetti.
Bu ekonomik sistem içerisinde kadınların verilerinin, fotoğraflarının, özel yaşamlarının ve kendilerine yönelik söylemlerin alınıp satılan birer “meta”ya dönüştüğünü belirten Nejat Arari, bunun daha fazla etkileşim ve görüntülenme elde etmek amacıyla yapıldığını söyledi. Nejat Arari, algoritmaların ve yazılım sistemlerinin tarihsel ve pratik olarak erkek egemen bir bakış açısının etkisi altında tasarlanması nedeniyle, platformların teknik yapısının kadın düşmanlığı ve nefret söylemlerinin yayılmasına doğrudan hizmet eder hale geldiğini ifade etti. Buna gerekçe olarak ise bu tür içeriklerin daha fazla tartışma yaratması, reklam gelirlerini artırması ve kâr odaklı finansman mekanizmalarını beslemesini gösterdi.
Kadınların görüntüleri ve verileri dijital sermayeye dönüşüyor
Nejat Arari, bu sistematik metalaştırmanın, algoritmaların işleyiş mekanizmalarını kullanarak kadınları hedef almak suretiyle doğrudan maddi kazanç elde eden organize sanal ağ ve grupların önünü açtığını söyledi. Bu grupların, mağdurların fotoğraflarını, özel videolarını ya da feminist aktivistler, hak savunucuları, gazeteciler ve avukatlara yönelik karalama içeriklerini kullanarak arama motorlarında görünürlük sağladığını ve bu görüntülenmeler üzerinden gelir elde ettiğini belirtti.
Nejat Arari, kar odaklı algoritmalar ile şiddet üreten gruplar arasındaki bu örtük ittifakın, dijital şiddetin toplumsal düzeyde normalleşmesine yol açtığını ifade etti. Kadınların onurunun ihlal edilmesinin, herhangi bir etik ya da hukuki engelle karşılaşmaksızın hem uluslararası platformlara hem de yerel çevrelere gelir sağlayan “tüketilebilir bir içerik”e dönüştürüldüğünü vurguladı.
Öte yandan bu dijital pazarın bedelini kadınların gerçek yaşamlarında ağır ve yıkıcı biçimde ödediğine dikkat çeken Nejat Arari, kadınların toplumun bakışı karşısındaki korku ve hukuki koruma mekanizmalarına duyulan güvensizlik nedeniyle sessizliğe itildiğini söyledi.
Bir mağdurun bu sessizlik çemberini kırarak ilgili güvenlik birimlerine başvurması halinde ise, teknolojik suçların değişken ve karmaşık yapısından kaynaklanan ciddi usul engelleriyle karşılaştığını belirten Nejat Arari, faillerin çoğu zaman sahte veya takma isimli hesaplar üzerinden şantaj ve dijital şiddet uyguladığını anlattı. Nejat Arari, faillerin haklarında yasal takip başlatıldığını öğrenir öğrenmez bu hesapları silerek ya da devre dışı bırakarak dijital delillerin ortadan kaybolmasına neden olduklarını ifade etti.
Cezasızlık için güvenli bir ortam
Nejat Arari, büyük teknoloji şirketlerinin verilerine erişerek saldırganların gerçek kimliklerinin tespit edilmesini sağlayacak egemenlik temelli uluslararası anlaşmaların bulunmaması nedeniyle, Tunus’ta bu tür davaların büyük bölümünün takipsizlikle sonuçlandığını belirtti. Bu durumun cezasızlığı besleyen güvenli bir ortam yarattığını söyleyen Nejat Arari, algoritmaların da bu süreçte karlı içerikleri dolaşımda tutmaya devam ettiğini ifade etti.
Bu kısır döngü karşısında mevcut resmi yaklaşımı eleştiren Nejat Arari, söz konusu politikaları “yama niteliğinde çözümler” olarak nitelendirdi. Siber suçların münferit ve geçici vakalar gibi ele alındığını belirten Nejat Arari, oysa mevcut teknolojik sistemin bizzat bu şiddetten beslenen bir yapıya sahip olduğunu vurguladı.
Kadınların metalaştırılması üzerine kurulu bu sistemin çözülmesi için kapsamlı bir ulusal stratejiye ihtiyaç olduğunu kaydeden Nejat Arari, öncelikle yasal alanda köklü reformlar yapılması gerektiğini söyledi. Nejat Arari, “Ceza Muhakemesi Kanunu” ile bilişim sistemleri suçlarını düzenleyen mevzuatın gözden geçirilerek sahte hesapların takibinin kolaylaştırılması, dijital delillerin ise hızlı ve sınır aşan mekanizmalarla korunmasının güvence altına alınması gerektiğini belirtti.
Nejat Arari ayrıca, çocuklar ve gençler arasında koruyucu farkındalık oluşturmak amacıyla eğitim sistemine “dijital okuryazarlık ve dijital eğitim” programlarının dahil edilmesi çağrısında bulundu. Özellikle kız çocuklarının hedef alınan pasif konumdan çıkarılmasının önemine dikkat çeken Nejat Arari, kadınların onurunun teknoloji piyasalarında alınıp satılan bir meta haline getirilmesini reddeden toplumsal bir kültürün inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.
‘Toplumsal değerler ve temel ilkeler çözülme tehdidiyle karşı karşıya’
Nejat Arari, dijital şiddetle mücadele ve algoritmaların yeniden yapılandırılması konusunda “sihirli çözümler” bulunmadığını belirterek, şiddeti sınırlandıracak ve bireylerin görüşlerini ihlale uğramadan ifade edebilme hakkını koruyacak ciddi, sistematik ve uluslararası bir yaklaşımın gerekli olduğunu vurguladı.
Teknolojinin çoğu zaman hukuki düzenlemelerin önünde ilerlediğine dikkat çeken Nejat Arari, teknoloji şirketlerinin sıklıkla bu şiddetin sorumlularının kimliklerini gizlemeye yarayan hukuki ve teknik mekanizmalar geliştirdiğini söyledi. Bu nedenle sorunun çözümünün, gerçek bir uluslararası siyasi irade ve tüm tarafların ortak çabasını gerektirdiğini ifade eden Nejat Arari, toplumsal değerler ve temel ilkelerin giderek çözülme tehdidiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.
‘Toplumsal bilinç oluşturulmalı’
Tunuslu kadın hakları savunucuları ise siber alanın yarattığı zorluklarla mücadelede dijital farkındalık ve dijital yurttaşlık eğitiminin temel bir unsur olduğuna dikkat çekiyor. Aktivistler, çözümün yalnızca hukuki veya teknik önlemlerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda toplumsal bilinç oluşturulmasını da gerektirdiğini vurguluyor.
Bu kapsamda bireylerin ifade özgürlüğü ile nefret söylemi ve şiddet arasındaki farkı ayırt edebilme kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini belirten aktivistler, insanların dijital içerikleri eleştirel biçimde değerlendirebilecek analiz ve sorgulama araçlarıyla güçlendirilmesinin önemine işaret ediyor. Böylece sanal alanın, kışkırtma ve toplumsal çözülmenin zemini olmaktan çıkarılarak birlikte yaşamı ve toplumsal inşayı destekleyen bir araç haline gelebileceğini ifade ediyorlar.