Uluslararası Af Örgütü: İran’da baskılar benzeri görülmemiş boyutlara ulaştı

Uluslararası Af Örgütü, İran’da savaş koşullarının hükümet tarafından iç muhalefeti susturmak için kullanıldığını belirterek, binlerce kişinin keyfi olarak gözaltına alındığını ve siyasi saiklerle idamların arttığını açıkladı.

Haber Merkezi- Uluslararası Af Örgütü, yayımladığı son raporda İran yönetiminin "savaş koşulları" olarak nitelendirilen ortamı kullanarak ülke içindeki baskı ve güvenlik politikalarını önemli ölçüde artırdığını öne sürdü.

Rapora göre, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik askeri saldırılarının başlamasından bu yana ülke genelinde 6 binden fazla kişi keyfi şekilde gözaltına alındı. Aynı dönemde, adil yargılanma standartlarını karşılamadığı belirtilen süreçler sonucunda siyasi gerekçelerle 39 idam cezasının infaz edildiği kaydedildi.

Uluslararası Af Örgütü, İran’daki güvenlik ve yargı kurumlarının savaş ve kriz ortamını; eleştirileri susturmak, gazeteciler, kadın hakları savunucuları, sivil toplum aktivistleri ve siyasi muhalifler üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla kullandığını savundu.

88 günlük internet kesintisi

Raporda öne çıkan başlıklardan biri de İran’da uygulanan geniş çaplı internet kısıtlamaları oldu. Af Örgütü, 88 gün boyunca milyonlarca kişinin küresel internete erişiminin engellendiğini ve bunun dünyadaki en ağır dijital baskı örneklerinden biri olduğunu belirtti.

Kuruluşa göre, internet erişiminin kısıtlanması 90 milyondan fazla kişiyi iletişim açısından izole ederken, haberlerin, görüntülerin ve insan hakları ihlallerine ilişkin belgelerin paylaşılmasını da zorlaştırdı.

İnternet izleme kuruluşu NetBlocks ise son haftalarda bağlantıların kısmen yeniden sağlandığını ancak kullanıcıların hala yoğun filtreleme ve çeşitli erişim engelleriyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.

Raporda ayrıca VPN kullanımı, uydu internetine erişim veya zarar gören bölgelerin görüntülenmesi gibi faaliyetlerin bazı durumlarda “düşmanla iş birliği” ya da “casusluk” suçlamalarıyla ilişkilendirildiği ve bunun ağır cezalara yol açabildiği belirtildi.

Kadınlar ve insan hakları savunucuları hedefte

Uluslararası Af Örgütü, kadın hakları aktivistleri, insan hakları avukatları ve sivil toplum temsilcileri üzerindeki baskının da arttığını bildirdi.

Raporda adı geçen kişiler arasında, insan hakları savunucusu ve avukat Nasrin Sotoudeh de yer aldı. Örgüte göre Nasrin Sotoudeh, Nisan 2026’da gözaltına alındıktan sonra yaklaşık altı hafta boyunca zorla kaybetme niteliği taşıyan koşullarda tutuldu ve daha sonra kefaletle serbest bırakıldı.

Raporda ayrıca Astareh (Maryam) Ansari ve Elham Zeraatpisheh isimli iki insan hakları savunucusunun gözaltına alındıktan sonra akıbetlerine ilişkin bilgi alınamadığı ifade edildi.

Hristiyanlığı seçen sivil toplum aktivisti Mary Mohammadi hakkında da Şubat 2026’dan bu yana net bilgi bulunmadığı öne sürüldü.

Örgüt, özellikle kadın hakları savunucularının son dönemde artan güvenlik baskılarının hedefinde olduğunu belirterek bunun kamusal alandaki kadın seslerini susturmaya yönelik bir girişim olarak değerlendirildiğini kaydetti.

İşkence iddiaları ve şüpheli ölümler

Raporda, gözaltı merkezlerinde işkence, zorla alınan itiraflar ve şüpheli ölümlere ilişkin iddialara da yer verildi.

Af Örgütü, bazı tutukluların zorla kaybetme kapsamına girebilecek koşullarda tutulduğunu ve ağır fiziksel ile psikolojik baskıya maruz bırakılarak itirafa zorlandığını ileri sürdü.

Kuruluş, bazı vakalarda televizyonlarda yayımlanan itiraf görüntülerinin idam cezalarının infazıyla aynı döneme denk geldiğini belirterek bunun insan onuru ve adil yargılanma ilkeleri açısından ciddi ihlaller oluşturduğunu savundu.

Ağır cezalar ve mal varlıklarına el koyma iddiaları

Raporda, güvenlik politikalarının sertleşmesine paralel olarak uzun süreli hapis cezalarının arttığı, bazı kişilerin mal varlıklarına el konulduğu ve gözaltındaki kişilerin aileleri üzerinde ekonomik baskı oluşturulduğu da öne sürüldü.

Af Örgütü, İran’ın Semnan eyaletinde iki kadının hükümet karşıtı gruplarla bağlantılı oldukları iddiasıyla ağır hapis cezalarına çarptırıldığını belirtti.

Ayrıca “Seham” adı verilen bir sistem aracılığıyla, devlet tarafından “düşman unsuru” olarak tanımlanan kişilerin mal varlıklarının tespit edilerek el konulmasının hedeflendiği ve bu kapsamda yüzlerce kişinin varlıklarının dondurulduğu iddia edildi.

Uluslararası topluma çağrı

Uluslararası Af Örgütü, raporunun sonunda uluslararası topluma İran’daki insan hakları ihlallerine karşı daha güçlü bir tutum alma çağrısında bulundu.

Kuruluş, idamların durdurulması, siyasi tutukluların serbest bırakılması, internet kısıtlamalarının kaldırılması ve vicdan mahkumlarının koşulsuz olarak özgürlüğüne kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

Raporda, İranlı yetkililerin savaş ortamını toplumsal baskıyı artırmak ve korku atmosferini derinleştirmek için kullandığı öne sürülürken, bu süreçten en fazla kadınlar, gazeteciler, sivil toplum temsilcileri ve hükümet karşıtı gösterilere katılanların etkilendiği ifade edildi.