Gözaltına alınan Kürt kadından 8 gündür haber alınamıyor

Gözaltına alınan Zehra Muhammedveli'den 8 gündür haber alınamıyor. Ailesi, gözaltı gerekçesi, tutulduğu yer ve sağlık durumuna ilişkin resmi makamlardan herhangi bir bilgi alamadıklarını belirtiyor.

Haber Merkezi- İlam eyaletinin Abdanan ilçesinden olan Kürt vatandaş Zehra Muhammedveli, 23 Mayıs tarihinde güvenlik güçleri tarafından Dehloran ilçesinde herhangi bir mahkeme kararı gösterilmeden gözaltına alınarak bilinmeyen bir yere götürüldü. Gözaltının üzerinden bir haftadan fazla süre geçmesine rağmen güvenlik ve yargı makamları, Zehra Muhammedveli'ye yöneltilen olası suçlamalar, bulunduğu yer veya sağlık durumu hakkında resmi bir açıklama yapmadı.

Aktarılan bilgilere göre, güvenlik görevlileri gözaltı sırasında herhangi bir yargı kararı ibraz etmedi. Zehra Muhammedveli'nin bilinmeyen bir yere götürülmesinin ardından ailesinin de kendisiyle iletişim kurmasına izin verilmedi.

Aile üyelerinin son günlerde kızlarının akıbetini öğrenmek amacıyla çeşitli kurumlara başvurduğu ancak şimdiye kadar net bir yanıt alamadığı bildirildi.

Telefon, avukat ve aile görüşü hakkı verilmedi

Yayınlanan bilgilre göre Zehra Muhammedveli, son sekiz gün boyunca telefon görüşmesi yapma, ailesiyle görüşme ve avukat desteğinden yararlanma haklarından mahrum bırakıldı. Bu durum, gözaltındaki vatandaşın fiziksel ve psikolojik durumu hakkında endişeleri artırıyor. Zehra Muhammedveli'nin akıbetine ilişkin belirsizlik sürerken, mahkeme kararı olmaksızın gerçekleştirilen gözaltılar, kişilerin bilinmeyen yerlerde tutulması ve temel haklardan yoksun bırakılması, insan hakları savunucuları ve tutuklu hakları alanında faaliyet gösteren kuruluşlar tarafından uzun süredir eleştirilen uygulamalar arasında yer alıyor.

Kürt vatandaşlara yönelik gözaltılar endişe yaratıyor

Son yıllarda farklı kentlerde Kürt vatandaşların güvenlik kurumları tarafından gözaltına alındığına ilişkin çok sayıda rapor yayımlandı. Bu vakaların önemli bir bölümünde ailelerin uzun süre bilgi alamadığı, gözaltındaki kişilerin avukat erişiminden mahrum bırakıldığı ve güvenlik merkezlerinde tutulduğu belirtiliyor.

İnsan hakları aktivistleri, keyfi gözaltı uygulamalarının sürmesinin ve gözaltındaki kişilerin durumuna ilişkin şeffaf bilgi verilmemesinin, hem aileler üzerinde ciddi psikolojik baskı oluşturduğunu hem de temel hak ihlallerine zemin hazırladığını vurguluyor.