Kayıp yakınlarından ‘adalet’ eylemi

Amed, Riha ve Êlih’te açıklama yapan İHD ve kayıp yakınları, katledilen ve kaybedilenler için adaletin yerini bulmasını istedi.

Haber Merkezi - Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD), kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla düzenledikleri eylemlerini, bu hafta Amed, Elih ve Riha’da sürdürdü.

Amed

İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 903’üncü haftasında Rezan (Bağlar) ilçesine bağlı Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Gözaltında kaybettirilen ve katledilenlerin fotoğraflarının taşındığı eylemde, 1 Haziran 1994 tarihinde Amed’in Pasûr (Kulp) ilçesinde Bolu Tugayı'na bağlı askerler tarafından gözaltına alındıktan sonra bir daha haber alınamayan Vasıf Öztürk’ün akıbeti soruldu. Açıklamada ilk olarak konuşan Şube Eşbaşkanı Ercan Yılmaz, uzun yıllardır bu alanlarda seslerini yükseltmeye çalıştıklarını belirterek, “Bayramlarda ilk ziyaret edilen hep yaşamını yitirenler oluyor. Ama ailelerimizin bir mezarı bile yok. Amacımız sadece mezarlar bulunsun değil aynı zamanda failleri de bulunsun. Kayıpların bulunması ve sebep olanların yargılanmasını istiyoruz” dedi.

Daha sonra Öztürk’ün oğlu Erol Öztürk, bu meydanda bulunan herkesin aynı kaderi paylaştıklarını söyledi. Bu coğrafyada 1980’lerden bu yana insan yaşamını hiçe sayan şeyler yaşadıklarını belirten Öztürk, “32 yıldır babamın bulunmasını bekliyoruz. Temennimiz odur ki burada resimleri olan ya da olmayanların bir mezarının olmasıdır. Adalet bir gün herkes için tecelli edecektir. Umuyoruz ki 1990 yılların dosyaları raflardan indirilip adalet için açılır” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından Öztürk’ün hikayesini İHD Yönetim Kurulu üyesi Fırat Akdeniz, şöyle aktardı: “Evli ve yedi çocuk babası Vasıf Öztürk, Amed’in  Pasûr ilçesine bağlı Cimar (Uzunova) köyünde yaşıyordu. 1 Haziran 1994 tarihinde, Bolu Tugayı'na bağlı askerler tarafından yürütülen bir operasyon sırasında Kulp’a bağlı Salkım mezrasında bulunan Vasıf Öztürk, Cembeli Tuncer ve Efendi Şen gözaltına alındı. Aynı gün çevredeki bazı köylere de askeri baskınlar yapıldı. Gözaltına alınan köylüler, gece boyunca köyün okul binasında tutuldu. Ertesi sabah Cembeli Tuncer ve Efendi Şen serbest bırakıldı. Ancak Vasıf Öztürk, elleri ve gözleri bağlanarak bir askeri helikoptere bindirildi. Kulp’a götürüleceği söylendi. O günden sonra Vasıf Öztürk’ten bir daha haber alınamadı. Aynı dönemde gözaltında tutulan görgü tanıkları, Vasıf Öztürk’ün Lice Jandarma Karakolu’nda olduğunu ve işkence gördüğünü anlattı. Tanık ifadelerine göre Vasıf Öztürk, burada 25 gün boyunca gözaltında tutuldu. Resmi kurumlar tanık ifadelerine rağmen Öztürk’ün gözaltına alındığını inkar etti. Ailesi; Kulp, Lice ve Diyarbakır’daki askerî yetkililere, Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne, Diyarbakır Valiliği’ne ve OHAL Bölge Valiliği’ne başvurdu. Ancak yapılan tüm başvurular sonuçsuz kaldı. 14 Ekim 1994 tarihinde, OHAL Valiliği tarafından ailenin başvurusu üzerine verilen yanıtta şu ifadelere yer verildi: ‘Olağanüstü Hal Bölge Valiliği’ne vermiş olduğunuz ve Valiliğimize intikal eden 26 Eylül 1994 tarihli dilekçeniz üzerine yapılan tahkikat sonucunda; oğlunuz Vasıf Öztürk’ün herhangi bir nedenle gözaltına alınmadığı, aranan şahıslardan olmadığı anlaşılmıştır.’ Bizler, hem kayıp yakınları hem de insan hakları savunucuları olarak, 32 yıl önce gözaltında zorla kaybedilen Vasıf Öztürk için adalet arayışımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Vasıf Öztürk’ün akıbeti açıklanana ve sorumlular hesap verene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Vasıf Öztürk için adalet istiyoruz.”

Açıklama oturma eylemiyle sona erdi.

Êlih

Êlih'te eylem 739'uncu haftasında Gülistan Caddesi'nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde gerçekleşti. Bu haftaki eylemde, Haziran 1994'te Êlih'te kaybettirilen İsa Gök'ün akıbeti soruldu. İHD Yöneticisi Ali Karadoğan, Gök’ün hikayesini eşi Ferican Gök’ün anlatımlarıyla şöyle aktardı: “Eşim İsa Gök esnaflık yapıyordu, evinden işine işinden evine gider gelir, ailesine bağlı, çocuklarının geleceğini düşünen, topluma faydalı birer birey olarak yetiştirmeyi ilke edinen mükemmel bir babaydı. Kaybolmadan 2 ay önce gözaltına alınmıştı, 11 günlük sorgulamanın sonunda suç teşkil edecek herhangi bir delile rastlanılmadığı tespitine varılmıştı, bu yüzden serbest bırakılmıştı. Ancak Haziran 1994 yılında bir sabah evden işe diye çıktıktan sonra bir daha geri dönmedi. Her tarafta onu aramaya başladık. Batman’daki bütün hastaneleri dolaştık, emniyet müdürlüğünden, bütün karakollardan sorduk, akrabalarımızı aradık ama maalesef hiçbir yerde izine rastlayamadık. O dönemde Batman’da her gün sokak ortalarında faili meçhul cinayetler işleniyor, karanlık güçler tarafından insan kaçırma olayları yaşanıyordu. Aradan birkaç gün geçtikten sonra eşimin kaçırıldığının kanaatine vardık. Ben ve çocuklarım yıllarca bir gün eve döneceğini beklerken bütün aramalarımız sonuç vermediği gibi bugüne değin teselli bulabileceğimiz bir mezar taşına dahi sahip olamadık.’’

Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.

Riha

Riha’da eylem 75’inci haftasında Novada Park AVM önünde gerçekleşti. Gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarının taşındığı eyleme çok sayıda insan hakları savunucusu katıldı. Bu hafta Riha’nın Pîrsûs (Suruç) ilçesinde gözaltında kaybedilen Mustafa Saygı’nın akıbeti soruldu. Açıklamayı okuyan İHD Riha Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Komisyonu Sözcüsü Demet Aykut, inkar ve cezasızlık politikalarına karşı meydanlarda olduklarını söyledi. Demet Aykut, “Bu toprakların en uzun hakikat ve adalet arayışını sürdürüyoruz. 1969 yılında Urfa’nın Suruç ilçesinde dünyaya gelen Mustafa Saygı, geçimini sağlamak için Suriye ile Türkiye arasında ticaret yaptı; zamanla tanınan bir esnaf haline geldi. Ancak onun yaşamında belirleyici olan yalnızca ticaret değil, insanlara yardım etme isteği ve adalet duygusuydu. 1985’li yıllarda yurtsever çevrelerle tanışmasının ardından toplumsal sorunlara daha fazla duyarlılık göstermeye başladı; ihtiyaç sahiplerine destek olmak için elinden geleni yaptı. 3 Haziran 1994 tarihinde, Suruç’un Yoğurtçu köyünden kendi köyüne giderken gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı” diyerek, Saygı’nın hikayesini anlattı.

Açıklama, oturma eyleminin ardından son buldu.