Gazeteci Rashan Oshi’ye verilen cezaya tepki: Basın özgürlüğü tehdit altında
Sudan’da gazeteci Rashan Oshi hakkında verilen bir yıl hapis cezası, gazetecilik camiasında tepkiye yol açtı. Basın ve Yayınlar Yasası’nın uygulanmasını isteyen kadın gazeteciler, artan baskıların basın özgürlüğünü tehdit ettiğini söyledi.
AYA İBHARİM
Sudan- Sudan’da gazeteci Rashan Oshi hakkında verilen bir yıl hapis ve para cezası kararı, gazetecilik camiasında tartışma yarattı. Yetkililere, Rashan Oshi’nin cezasını çekmesi için derhal kadın cezaevine nakledilmesi talimatı verildi. Kararın, 2018 Siber Suçlar Yasası’nın 25 ve 26. maddeleri ile 2020’de yapılan değişiklikler kapsamında, söz konusu hükümlerin ihlal edildiği iddiasıyla açılan bir şikayet üzerine verildiği belirtildi.
Karar tepkiyle karşılandı
Gazeteci Rashan Oshi’ye yönelik karar, özellikle kadın gazeteciler arasında geniş tepkiye yol açtı. Çok sayıda gazeteci, medya çalışanlarının Siber Suçlar Yasası kapsamında yargılanmasına karşı çıkarak, gazetecilik faaliyetlerinin düzenlenmesinde doğal hukuki çerçeve olarak Basın ve Yayınlar Yasası’nın uygulanması çağrısında bulundu. Kadın gazeteciler, Siber Suçlar Yasası’na başvurulmasının mesleki hakların ihlali anlamına geldiğini savundu.
‘Yeterli hukuki koruma yok’
Gazeteci Rania Abdel Razek, gazetecilerin uzun süredir karşı karşıya olduğu kısıtlamalar ve “koşullu özgürlük” ortamında, basın özgürlüğünün medya çalışmalarının temel dayanağı haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Gazetecilere makul sınırlar içinde mesleki görevlerini yerine getirebilecekleri yeterli alan tanınmasının önemine dikkat çeken Rania Abdel Razek, gazetecilere yönelik ihlallerin yaygın olmasına rağmen yeterli hukuki korumanın bulunmadığını belirtti. Rania Abdel Razek, özellikle kadın gazetecilerin haklarını koruyan ve güvence altına alan bir yasal çerçeveye ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
‘Korku ve endişe yaygınlaştı’
“Halkın sesi biziz” diyen Rania Abdel Razek, ihlale maruz kalan herkesle dayanışma içinde olduklarını söyledi. Gazetecilerin, vatandaşların yaşamını etkileyen ve toplumsal gerçekliği yansıtan meseleleri aktarmak için çalıştığını belirten Rania Abdel Razek, medya çalışanlarına yönelik baskıların ifade özgürlüğü açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu dile getirdi. Rania Abdel Razek, tekrarlanan ihlaller nedeniyle birçok kadın gazeteci arasında korku ve endişenin yaygınlaştığını, bu nedenle güvenli ve adil bir çalışma ortamı sağlamak için önümüzdeki dönemde Basın ve Yayınlar Kanunu'nun acilen yürürlüğe konmasının gerekli olduğunu vurguladı.
Uygulama çatışmalardan etkilendi
Basın ve Yayınlar Kanunu'nun uygulanması, Nisan 2023'te Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında çıkan çatışmadan bu yana ülkenin yaşadığı karmaşık güvenlik durumundan etkilendi. Bu çatışma, birçok alanda devlet kurumlarının ve medya kuruluşlarının faaliyetlerinin aksamasına yol açtı. Bu aksamaya rağmen, bazı hukuk uzmanları 2009 tarihli Basın ve Yayınlar Kanunu'nun yasal olarak geçerliliğini koruduğunu ve yürürlükten kaldırılmadığını veya değiştirilmediğini belirtiyor. Kanun, gazetecilik çalışmalarını düzenleyen orijinal yasal çerçeve olmaya devam ediyor.
‘Kadın gazetecilerin yargılanması daha yaygın hale geldi’
Gazeteci Jaida Ahmed ise, ülkedeki çatışmaların başlamasından bu yana Siber Suçlar Yasası kapsamında kadın gazetecilerin yargılanmasının daha yaygın hale geldiğini, Basın ve Yayınlar Yasası'nın ise fiilen uygulanmadığını belirtti. Bunu birçok durumda adaletsizlik olarak değerlendiren Jaida Ahmed, kadın gazetecilerin haklarını güvence altına alan ve görevlerini yerine getirirken onları koruyan bir çerçeve olarak bu yasanın yeniden yürürlüğe konulmasının gerekliliğini vurguladı.
Basın özgürlüğü zorluklarla karşı karşıya
Sudan'da basın özgürlüğü, hükümet kurumlarını eleştiren veya soruşturma haberleri yayınlayan gazetecilerin sık sık tutuklanması ve taciz edilmesiyle giderek artan zorluklarla karşı karşıya. Bu vakalar arasında, çeşitli kurumlardaki suistimalleri ve yolsuzlukları ortaya koyan bir dizi makale nedeniyle hakkında şikayetler açılmasının ardından tutuklanan ve daha sonra kefaletle serbest bırakılan gazeteci Hajar Suleiman da yer alıyor.
Bu durum, finans kurumlarında şeffaflık ve hesap verebilirlik konusunda geniş bir tartışmayı tetikledi. Birçok kadın gazeteci bu gerçeği son derece kırılgan ve tehlikeli bir meslek ortamı olarak görüyor ve gazetecilerin korku veya tehdit olmadan denetim rollerini yerine getirmelerini sağlayacak daha fazla koruma ve yasal güvenceye duyulan ihtiyacın altını çiziyor.
Kadın gazeteciler için tehdit
Bu bağlamda, Kuzey Eyaleti Kültür ve Medya Yüksek Konseyi yetkilisi Ghada Osman, kadın gazetecilerin Siber Suçlar Yasası kapsamında yargılanmasının, profesyonel ve güvenilir çalışmalarına rağmen onlara karşı bir "caydırıcı önlem" haline geldiğine inanıyor. Bu nedenle, mesleği düzenlemek ve uygulayıcılarını korumak için "en uygun" yasa olarak gördüğü Basın ve Yayınlar Yasası'nın yürürlüğe konmasının gerekliliğini vurguluyor.