Afganistan’da kadın olmak: Her gün bir ölüm, her gün cezasızlık
Afganistan’da kadınlara yönelik şiddet tırmanırken, aktivist Fevziye Rıza, “Her sabah bir kadının kamusal alanda kırbaçlandığı ya da öldürüldüğü haberleriyle güne başlıyoruz” diyerek, cezasızlık ve baskının bu tabloyu derinleştirdiğini söyledi.
BAHARİN LEHİB
Nangarhar - Taliban’ın iktidarda olduğu Afganistan’da kadınlara yönelik şiddet ve katliamlar her geçen gün artarken, bu durum giderek görünmezleştiriliyor. Resmi kayıtlara yansımayan çok sayıda vaka, “aile içi şiddet” ya da “gizemli ölüm” olarak örtbas ediliyor. Kadın hakları aktivisti Fevziye Rıza’nın sözleri, tablonun vahametini ortaya koyuyor: “Bugün Afganistan’daki kadınlar her sabah bir kadının kırbaçlandığı ya da öldürüldüğü haberleriyle güne başlıyor.” Kadın örgütleri ise bu sürecin yalnızca bireysel vakalar değil, sistematik bir şiddet rejiminin sonucu olduğuna dikkat çekiyor.
Şiddet görünenden çok daha yaygın
Medya ve sosyal ağlara bakıldığında, küçük kız çocuklarından yetişkin kadınlara kadar uzanan ardı ardına katliam haberleriyle karşılaşılıyoruz; bu durum Afganistan’da kadınlara yönelik şiddetin geniş ve endişe verici bir düzeye ulaştığını gösteriyor. Yayınlanan istatistiklerin mevcut gerçekliğin çok altında kaldığını söylemek mümkün. Birçok olay hiçbir zaman kayda geçmiyor ve medyaya yansımıyor; çünkü hakim olan atmosfer korku, sessizlik ve şiddet faillerini koruma üzerine kurulu. Kadın hakları aktivistleri, Taliban’ın kadın düşmanı yönetimi ve bağımsız bir adalet sisteminin yokluğunun, kadınlara yönelik katliam ve baskıların takipsiz kalmasına yol açtığını belirtiyor.
Tüzük şiddeti meşrulaştırıyor
Birkaç ay önce Taliban, mahkemeleri için bir tüzük yayımladı; insan hakları kuruluşlarına göre bu tüzük kadınlara yönelik şiddetin meşrulaştırılmasının önünü açıyor. Eleştirmenler, bu düzenlemenin erkeklere kadınlara şiddet uygulama imkanı tanıdığını ve bunun ciddi bir hukuki yaptırımla karşılaşmadığını ifade ediyor.
Taliban’ın tüzüğü erkeklere eşlerini dövme izni veriyor, ancak bunu vücutta iz bırakmama şartına bağlıyor; bu durum kadın hakları aktivistlerinin endişelerini daha da artırıyor.
Yüzlerce vaka, cezasızlık sürüyor
Afganistan Kadın Hakları İzleme raporuna göre, 2025 yılının başından itibaren Afganistan’da kadın haklarının sistematik ihlaline dair çok sayıda vaka kaydedildi. Raporda, kadınlara yönelik 511 şiddet vakasının belgelendiği; bunların 76’sının kasıtlı kadın cinayeti, 130’unun kamusal alanda kırbaçlama, 72’sinin keyfi gözaltı ve zorla kaybetme, 32’sinin ise ölümle sonuçlanan intihar olduğu belirtiliyor. Ayrıca 258 dosya herhangi bir resmi işlem ya da yargı takibi olmadan kapalı kalıyor.
Raporda, en fazla mağdurun 18 ile 36 yaş arasındaki kadınlar olduğu vurgulanıyor; bu kadınlar mevcut Afganistan koşullarında ağır sosyal, ekonomik ve siyasal kısıtlamalarla karşı karşıya bulunuyor.
BM raporu: Şiddet ve ihlaller artıyor
Bir başka raporda, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi de Afganistan’da artan şiddet ve hak ihlallerine dikkat çekiyor. 2025 yılının son üç ayını kapsayan bu rapora göre çatışmalarda 547 kişi hayatını kaybetti ya da yaralandı.
Aynı raporda 250 keyfi gözaltı vakasının kaydedildiği ve bunlardan en az 50 kişinin kötü muameleye maruz kaldığı ifade edildi; bu kişiler arasında kadınlar ve erkekler yer alıyor. Ayrıca 287 kişi kamusal alanda kırbaçlandı; bunlar arasında kadınlar ve çocuklar da bulunuyor. İki kişi ise idam edildi.
Çocuk yaşta evlilik ve ölüm: Muhaddese’nin hikayesi
Son katledilenlerden biri, Daykundi vilayetinde yaşayan 15 yaşındaki Muhaddese Gulamhuseyn adlı kız çocuğunun öldürülmesi oldu. 22 Nisan’da yaşamını yitiren Muhaddese Gulamhuseyn’in ölümü “aile içi şiddet” olarak kayda geçti ve evli olduğu erkek, katliamın faili olarak gösterildi. Görgü tanıklarına göre bedeninde hem yeni hem de eski işkence izleri bulunuyordu.
Bu rapor tamamlanırken bir başka sarsıcı haber daha yayımlandı; Badahşan vilayetinde 13 yaşındaki bir kız çocuğu tecavüze uğradıktan sonra katledildi. Bu olay, Afganistan’da kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin hala devam ettiğini ve katledilenlerin sayısının her geçen gün arttığını bir kez daha gösteriyor.
Hedefte eski sistemde çalışan kadınlar
Başka bir olayda, haklarını takip etmek için Afganistan’a dönen Bedriye adlı bir kadın Kabil’de suikasta uğradı. Daha önce Afganistan polisinde görev yapmış bir başka kadın da Kabil’de katledildi; bu olay özellikle eski sistemde görev yapmış kadınların güvenliği konusundaki kaygıları artırıyor.
‘Cinayetler toplum kültürüne dönüştürüldü’
Bu bağlamda, ajansımıza konuşan Nangarhar’da kadın hakları aktivisti ve protestocu kadınlardan biri olan Fevziye Rıza, “Fundamentalistler kadın cinayetini yavaş yavaş toplum kültürüne dönüştürdüler. Halkımız, Kabil’de Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na birkaç kilometre mesafede asılsız bir suçlamayla diri diri yakılan Ferhunde’yi ve Rukhşana’yı hala unutmuş değil” dedi.
Şöyle devam etti: “Cihadi gruplar Kabil’i ele geçirdiğinde tecavüz, cinayet ve hatta kadınların göğüslerinin kesilmesi gibi suçlardan geri durmadılar. Taliban da aynı düşüncenin devamıdır. Bugün Afganistan’daki kadınlar her sabah bir kadının kamusal alanda kırbaçlandığı ya da ülkenin bir köşesinde öldürüldüğü haberleriyle güne başlıyor.”
‘Şiddet sona ermedi’
Fevziye Rıza ayrıca şunları vurguladı: “27 Nisan 1978 darbesinden bu yana kadınlar Afganistan’daki otoriter yönetimlerin ilk kurbanları olmuştur. Son yirmi yılda demokrasi söylemleri olsa da kadınlara yönelik şiddet sona ermedi. Onlarca kadının kulak ve burunları kesildi, pek çoğu aile içi şiddet nedeniyle intihar ya da kendini yakma yoluna başvurdu.”
‘Afgan kadınları bu despotik sisteme son verecek’
Sözlerini şöyle tamamladı: “Tüm bu suçlara rağmen, bu baskı ve kadın düşmanlığının sonunun Afgan kadınlarının direnişi ve mücadelesiyle geleceğine inanıyorum. Afgan kadınları bir gün bu kadın düşmanı ve despotik sistemlere son verecek.”
Kadınlar susturulamayacak
Kadın katliamlarının artması, kamusal alanda kırbaçlama, keyfi gözaltılar ve şiddet dosyalarının sessiz kalması; Afganistan’daki kadınların çağdaş tarihinin en karanlık dönemlerinden birinde yaşadığını gösteriyor. Kadın hakları aktivistleri, adaletin yokluğu, kadın düşmanı ideolojinin hakimiyeti ve şiddet faillerinin cezasız kalmasının bu suçların devamını sağladığını belirtiyor. Buna rağmen Afganistanlı kadınlar baskıya karşı durmaya devam ediyor ve susturulan kadınların sesini canlı tutmaya çalışıyor; bu ses, tüm baskı ve tehditlere rağmen hala susturulamadı ve susturulamayacak.