Êzîza Ebdullah: Önder Öcalan’ın fikirleri insanlığın doğal karakterine çok yakın

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın düşünce ve fikirlerini çocuk yaşta benimseyen Ezîza Ebdullah, “Önder Apo’nun düşünce ve fikirleri insanın doğal karakterine yakın, çünkü ahlak, sevgi ve dayanışma üzerine kuruludur” dedi.

RONÎDA HACÎ

Hesekê- Her hareketin ve siyasi oluşumun bir temeli vardır ve bu temel güç ile inancın dayanağı olarak görülür. Kürdistan İşçi Partisi (PKK), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikir ve düşünceleri üzerine kurulmuş, yurtsever ailelerin ve özellikle yurtsever annelerin desteğiyle büyümüştür. Hareket, çeşitli baskı ve saldırılara rağmen zaman içinde genişleyerek varlığını sürdürmüştür.

Kuzey ve Doğu Suriye’nin Hesekê kentinden 55 yaşındaki Ezîza Ebdulah’ın yaşam öyküsü de dikkat çekici bir örnek olarak öne çıkıyor. Yurtsever bir ailede büyüyen ve 7 çocuk annesi olan Ezîza Ebdulah, 12 yaşından itibaren hareketle tanıştı. Süreç içinde pamuk ve mercimekte toplayan Ezîza Ebdulah, aynı zamanda evini örgüt kadrolarına açarak dayanışma içinde onlara anne, kardeş ve sağlıkçı rolü üstlendi.

Kızının adıyla tanınıyor

Ezîza Ebdulah, hareket içinde “Dayîka Bêrîvan” (Bêrîvan’ın annesi) olarak tanındığını belirterek, kızının ismiyle anılmasının kendisi için bir onur olduğunu söyledi. Parti öncesi dönemde kadınların toplumda düşük bir değere sahip olduğunu ve bağımsız bireyler olarak görülmediklerini ifade eden Ezîza Ebdulah, o dönemde kız çocuklarının kendi isimleriyle değil, genellikle erkek çocukları üzerinden tanındığını, kız isminin dahi bir “utanma” unsuru olarak görüldüğünü belirtti.

Kimliklerini kazandılar

PKK’nin kuruluşu ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fikirlerinin tanınmasıyla birlikte kadınların kendi kimlikleriyle varlık kazandığını vurgulayan Ezîza Ebdulah, kadınların haklarını elde ettiğine dikkat çekti. Kadınların geçmişte kendi ana dillerinde dahi özgürce konuşamadığını dile getiren Ezîza Ebdulah, Abdullah Öcalan’ın ortaya koyduğu fikirler ve partinin kuruluşuyla birlikte yaşamı, varlığı ve bu ideolojiyi benimseyen bir sürecin başladığını söyledi.

PKK ile ilk tanıştığı dönemi anlatan Ezîza Ebdulah, “Partiyle ilk kez tanıştığımda 12 yaşındaydım. O zamanlar Dirbesiyê’de yaşıyorduk ve onlara xwendekar (öğrenci) deniliyordu. Yardım için babamın yanına geliyorlardı. Birçok arkadaş Çatliyê sınırlarında şehit oldu. Grup halinde bölgeye gelip örgütlenmelerini güçlendirmeye ve kendilerini toplumla tanıtmaya çalışıyorlardı. Bêrîvan adında kadın bir kadro vardı. Zorluklarla ama büyük bir emek ve sevgiyle çalışıyordu. Onu tanıyan herkes onu sever ve partiye bağlanırdı. Evlendiğimde de doğan kızıma Bêrîvan ismini verdim” dedi.

‘Onların destekçisi oldum’

Parti kadrolarının yüksek ahlaki değerlere sahip olduğunu ve bunun kendisini onlara bağlayan en önemli etkenlerden biri olduğuna dikkat çeken Ezîza Ebdulah, evlendikten sonra da partiyle bağını sürdürdüğünü belirterek, şöyle devam etti:

“Onlara destek olabilmek ve ideolojilerini geliştirmelerine yardımcı olmak için evimi açtım. Eve geldiklerinde kendi hizmetlerini kendileri görür, bulunduğumuz evin şartlarına saygı gösterirlerdi. Bizim onlara hizmet etmemizi kabul etmezlerdi. Güvenilir olmaları, onların izlediği yola karşı sevgi duymama neden oldu. Yaralı arkadaşlar vardı; onlar için bir tür sağlık desteği sağlıyorduk. Evim adeta bir hastane gibi yaralıların tedavi edildiği bir yerdi. Devletin baskısından ve evlerimize yapılan sürekli baskınlardan korku duymama rağmen, onlara her zaman anne, kardeş ve bir nevi sağlık destekçisi oldum.”

‘Bu hareket sevgiyle yaşayan bir ruhtur’

Ezîza Ebdulah, partiye destek amacıyla yürütülen çalışmalara dikkat çekerek, rejimin her zaman bu faaliyetlerin önünü kesmeye çalıştığını, ancak başarılı olamadığını söyledi. Ezîza Ebdullah, yaşanan baskılar ve buna karşı geliştirilen direnişi ise şu sözlerle anlattı:

“Sabahın erken saatlerinden itibaren Amûdê çevresindeki köylere kadar gidip araçlarda işçi gibi çalışıyorduk. Amacımız partiye destek sağlamaktı. Baas rejimi bizi durdurmaya çalıştı ama bir şeyi gerçekten isteyen ve ona inanan insanların önünde kimse duramaz. Çalıştık ve halktan destek istedik. Kimi insanlar evlerini açtı, kimi kapılarını kapattı ama biz defalarca giderek insanlara partiyi ve Önder Apo’nun ideolojisini anlatmaya çalıştık, bu harekete katılmalarını sağladık. Halkın güçlü ve dayanışma içinde bir ruhu vardı. Aylık bir gelir olmamasına rağmen halk kendi imkanlarıyla partinin büyümesine katkı sundu. Bu hareket sevgiyle yaşayan bir ruhtur, para bunun yanında hiçbir şeydir. Bu nedenle her geçen gün büyüdü. Bu partinin nasıl başladığını, hangi şartlarda geliştiğini ve nasıl bu noktaya geldiğini unutmamalıyız ki inancımız ve gücümüz yenilensin.”

‘Kadınlar her zaman baskılara karşı durdu’

Baas rejiminin baskı ve saldırılarına rağmen kadınların güçlü bir irade ortaya koyduğunu kaydeden Ezîza Ebdulah, “Ulusal günümüz olan Newroz’u kutlamak istediğimizde rejimin saldırılarıyla karşılaşıyorduk. Ancak kadınlar her zaman bu baskılara karşı durdu. Bayraklarımızı kıyafetlerimizin içinde gizleyerek kutlama alanlarına götürüyor ve alanları süslüyorduk. Devletin tüm engelleme çabalarına rağmen kutlamalar devam etti. Gençlerimizi irademizi kırmak için tutukladılar, ancak bizim irade ve gücü yaratan taraf olduğumuzu anlayamadılar” şeklinde konuştu.

‘Onu gördüğümde büyük mutluluk yaşadım’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı görme anısını da anlatan Ezîza Ebdulah, 15 Ekim 1990’da kendilerine Lübnan’a gitme imkanı sunulduğunu belirterek, o anlara dair gözlemlerini şu şekilde aktardı:

“Onlarca aile hazırlık yaptı. Başka gitmek isteyenler de vardı, ancak Kürt oldukları ve Suriye vatandaşı sayılmadıkları için izin alamadılar. Sınıra ulaştık fakat resmi olarak geçişimize izin verilmedi. Biz de farklı yollarla Lübnan’a geçerek Mahsum Korkmaz Akademisi’ne ulaştık. Orada Önderliği gördük, ancak çok sayıda insan olduğu için yanına yaklaşamadık. Onu gördüğümde hem korku hem şaşkınlık yaşadım ama aynı zamanda büyük bir mutluluk hissettim. Çok etkileyici bir duruşu vardı, güçlüydü ama aynı zamanda sakindi. Önder Apo, konuşmasında kadınların rolüne ve otoriter zihniyetin değişimine değindi. Konuşmasında kadınların varlığı ve özgürlüğünün önemine dikkat çekerek, eğitimin kadınlar üzerinden şekillendiğini ve eğitimin herkes için önemli olduğunu söyledi. Önderlik, yaptığı konuşmada birkaç kez kendisine yönelik eleştirilerin açıkça dile getirilmesini istedi. ‘Kendinize güvenin, kendinizi eğitin ve birbirinizi eleştirin. Partimiz, eleştiri ve özeleştiri temelinde kuruldu ve bu şekilde büyüdü’ dedi.”

‘Düşünce ve felsefesinden vazgeçmedik’

Kendisini hareketin bir parçası olarak gördüğünü ve bu yapı içinde yer alan herkesin hem kendisi hem çocukları hem de halkı için çalıştığını kaydeden Ezîza Ebdulah, “Önderliğin sözlerini unutamayız. Önder Apo, uzun yıllardır İmralı Cezaevi’nde tutulmasına rağmen, biz onun düşünce ve felsefesinden vazgeçmedik. Bu düşünce, insanın doğal karakterine yakın; ahlak, sevgi ve dayanışma üzerine kurulu. Bu nedenle onu tanıyan herkes benimser ve daha derinlemesine bağ kurar” ifadelerini kullandı.

‘Bu süreç varlığımızı ve birliğimizi hedef alıyor’

Ezîza Ebdulah, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik son saldırılara da değinerek, bu süreçte Kürt kadınlarının rolüne dikkat çekti. Ezîza Ebdullah, “Bu dönemde Önderliğe yönelik uluslararası komplo, Kürt halkına dönük saldırılarla yeniden devreye konuldu. Biz anneler, yurtseverlik ruhuyla hareket ettik. Silah alarak askeri güçlerimize destek verdik. Kendimizi, çocuklarımızı ve toprağımızı korumak bizim görevimizdi. Gösterdiğimiz direniş düşmanın içine korku saldı ve saldırılarını durdurmak zorunda kaldılar. Yurtsever aileler, Önderliğin düşünceleri etrafında kenetlenmiş durumda, bu süreç varlığımızı ve birliğimizi hedef alıyor. Zor zamanlarda partimiz için nasıl mücadele ettiysek, bugün de onu korumak bizim sorumluluğumuzdur” sözleriyle direnişin önemine vurgu yaptı.

Ezîza Ebdulah, konuşmasının sonunda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile yeniden görüşme isteğini dile getirerek, bir gün onu yeniden görüp dinleyebileceğine olan inancını koruduğunu ifade etti.