Gemlik yürüyüşüne çağrı: Bu bir statü yürüyüşüdür
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için Gemlik’e yürüyüş düzenlenecek. Kürt siyasetçi Sultan Yaray, “Sesimiz duyulmazsa eylemlerimiz devam edecek. Özgürlük ve barış isteyen herkes Gemlik yürüyüşüne katılmalı” dedi.
ARJÎN DİLEK ÖNCEL
Amed - Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999 yılında uluslararası komplo ile Türkiye’ye teslim edilmesinin ardından özgürlüğü için kesintisiz bir mücadele başlatıldı.
27 Şubat 2025 sonrası başlayan ve bir yılı aşkın süredir devam eden “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin baş müzakerecisi olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın durumunun bir statüye kavuşması isteniliyor. Başta Kürt kadınları olmak üzere halklar, sürecin ilerlemesi için Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü talep ediyor.
Bu kapsamda Abdullah Öcalan’ın doğum günü olan 4 Nisan’da doğduğu topraklar olan Amara köyünde 4 gün süren festival yapıldı. Festivalin ardından binlerce kişi özgürlük taleplerini haykırarak yürüyüş yaptı.
Aynı taleplerle Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA), “Kadın zamanı, özgürlük ve özgür Önderlikle buluşma zamanıdır” şiarıyla 19 Nisan’da Gemlik’te olacak.
Kürt siyasetçi ve dil aktivisti Sultan Yaray, Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün kadınlar için önemini değerlendirerek, 19 Nisan Gemlik yürüyüşüne katılım çağrısı yaptı.
‘Kürtler varlık mücadelesi verdi’

Kürt toplumunun dünden bugüne varlık mücadelesi verdiğini, bu mücadele sonucu birçok isyanın tarihe geçtiğini söyleyen Sultan Yaray, bu yok saymaya karşı Kürtler tarafından birçok isyan ve başkaldırı olduğunu hatırlattı. Son 50 yıllık mücadelenin ardından Kürt sorunun savaş ve çatışma yöntemleriyle değil, barış ve demokrasi ile çözümü için bir sürecin başladığını belirten Sultan Yaray, 27 Şubat çağrısının bu bakımdan önemli olduğunu kaydetti.
Sultan Yaray, “Abdullah Öcalan’ın bu çağrısı yeni değildi, geçmiş tarihlerde de çok fazla barış çağrısı oldu. Ancak bu kez çağrı silah bırakma yönünde oldu. Kürt hareketi de, Türk devleti de bu çağrıyı olumlu karşıladı” dedi.
“Barış ve Demokratik Toplum” süreci kapsamında Kürtlerin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, ancak devlet kanadından bir adımın atılmadığını vurgulayan Sultan Yaray, sürecin uzatılmasının halkların çıkarına olmadığını belirtti.
‘Bu çürümüş sistem artık kabul görmüyor’
Sultan Yaray, “Orta Doğu’da yeniden bir diyazn müdahaleleri var. Bu müdahaleye Kürtler de dahil edilmek isteniliyor. Ancak Kürtler bu oyunun farkında ve kabul etmiyorlar. Kürtler hiçbir gücün maşası olmayı kabul etmiyor, aynı zamanda savaşın yanında da yer almıyor. Amerika İran’a karşı Kürtleri kullanmak istedi, Kürtlere ‘isteklerimizi yaparsanız, biz de sizin için bir şeyler yaparız’ mesajı veriyorlar. Tüm güçler kendi çıkarlarını düşünüyor, bu çıkarlar karşısında Kürtleri kullanmak istiyorlar. Türkiye’de süreç sürerken de Kürtlerin eli havada kaldı. Oysa Kürtler, ‘Biz barış ve demokrasiyi inşa etmek istiyoruz’ diyor. Ancak görüyoruz ki hala demokrasi için bir adım atılmış değil. Türk devleti kendi varlığını başka halkların yokluğu üzerinden kurmak istiyor. Bu çürümüş sistem artık kabul görmüyor” dedi.
‘Devlete çağrımızdır; Kürtlere çıkar sağlama anlayışıyla yaklaşmayın’
Kürt direnişinin süreç başarıya ulaşsa da ulaşmasa da devam edeceğine dikkat çeken Sultan Yaray, başarıya ulaşması için Kürt kadın hareketinin mücadelesinin artarak süreceğini kaydetti.
Sultan Yaray şöyle dedi: “Buradan devlete ve Meclis’e çağrımız; Artık Kürtlere bu çıkar anlayışı ile yaklaşmayın, komisyonun oluşturduğu raporun ardından harekete geçin, ‘Alavere dalavere, Kürt Memet nöbete’ anlayışı kabul edilemez. Kürtler kimsenin nöbetini tutmayacak. Statü sahibi olana kadar mücadelelerini sürdürecekler. Bu mücadele de geri değil sürekli ileri gidecek bir noktaya gelmiş. Şex Said İsyanı, Seyid Rıza İsyanı’na baktığımızda hepsi bir varlık mücadelesi sonucu açığa çıktı.”
‘Anadil statüye kavuşturulmadan demokrasiden söz edilemez’
Kürtlerin süreçten beklentilerini de sıralayan Sultan Yaray, “Kürt halkı anadili için bir mücadele verdi tarih boyunca. Ancak dilimiz resmi dil olmadığı sürece, statü kazanmadığı sürece hep tehlikede olacak. Süreçten beklenen, Kürtçenin resmi dil olması ve üzerindeki baskıların kalkması. Kürtler farklı bir şey istemiyor, bir halkın dilinin tanınmasını istiyorlar. Kısacası biz anadil için de eşitlik ve demokrasi istiyoruz. Anadil statüye kavuşturulmadan demokrasiden söz edilemez” değerlendirmesinde bulundu.
‘Abdullah Öcalan’ın çağrısına ve sürece ciddi yaklaşılmalı’
Türk devletinin barış sürecine ve Abdullah Öcalan’ın çağrısına daha ciddi yaklaşması gerektiğini vurgulayan Sultan Yaray, “Ülkede sosyal krizler yaşanıyor, kadınların katledilmediği bir gün bile yok. Fuhuş ve uyuşturucu yaygınlaştı. Sadece Kürdistan’da değil, Türkiye’nin genelinde bu sorunlar yaşanıyor. Gençler geleceklerinden umutsuz. Eğitim sistemi çökmüş durumda. Bu sistem çürüyor artık. Artık Kürtlere kulak vermeleri gerekiyor, bu sistem değişecek, değişmek zorunda nereye kadar halkları kandıracaklar. Türkiye kendi geleceği için de harekete geçmeli, Abdullah Öcalan’ın çağrısına ve sürece daha ciddi yaklaşmalı” dedi.
‘19 Nisan yürüyüşü bir statü yürüyüşü’
Hem barış ve özgürlük hem de Önderlik’lerinin özgürlüğü için Kürt kadınlarının öncülüğünde 8 Mart, 21 Mart ve 4 Nisan’da büyük eylemler yapıldığını hatırlatan Sultan Yaray, “Kürt kadınlarının eylemleri bunlarla sınırlı değildi. Adalet nöbetlerinden tutalım da 15 Şubat eylemlerine kadar Kürt kadınları hep sokaklardaydı. Bu kararlılık sürüyor. 19 Nisan’da Gemlik’te bir yürüyüş olacak. Bu yürüyüş çok önemli, bu yürüyüş bir statü yürüyüşü. Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü her gündem olduğunda, ‘İmralı’da ev yapılacak’ deniliyor. Abdullah Öcalan’ın derdi ev ya da daha konforlu alanlar değil, statüdür buradaki asıl mesele” diye belirtti.
Gemlik yürüyüşünün önemine de vurgu yapan Sultan Yaray, “Bizler tecrit derinleşince tüm tutsaklar üzerinde baskıların arttığını görüyoruz. Kürtler üzerinde de bu baskılar hissediliyor. Ancak görüşmeler yapılmaya başlanınca bu topluma da yansıyor. Onun şahsında Kürtlerin özgürlüğü tartışılıyor, o nedenle onun özgürlüğüne sıradan bir bireyin özgürlüğü olarak bakmamak lazım. Statüsünün belirlenmesi Kürtlerin de özgürlüğü anlamına geliyor. Baskı altında olan halkların da özgürlüğü anlamına geliyor.
‘Halk Önderliğine, onun paradigmasına güveniyor’
Abdullah Öcalan’ın paradigmasının yeni bir toplumsal yaşamın inşası anlamına geldiğini kaydeden Sultan Yaray, “Halk Önderliğine, onun paradigmasına güveniyor. Abdullah Öcalan da başta kadınlar olmak üzere halkına güveniyor. Bu nedenle yürüyüşe kadınlar öncülük ediyor. Kadınlar yalnız onun değil, kendi özgürlükleri için de alanlardalar. Bu süreci bu noktaya getiren Kürt Halk Önderi ve Kürtlerin mücadelesi oldu. Kürt kadınları ona inanıyor, kendilerine de güveniyorlar her şartta kadınlar özgürlüğünün peşinden gidiyor, onun özgürlüğü tüm baskı altındaki kadınların özgürlüğüdür, yok sayılanların özgürlüğüdür” ifadelerini kullandı.
“Kendimize güveniyoruz, Kürt kadınları bu oyalayıcı ve yok sayan zihniyete karşı mücadele edecek” diyen Sultan Yaray, Gemlik yürüyüşüne katılım çağrısı yaptı.
‘Özgürlük ve barış isteyen herkes yürüyüşe katılmalı’
Sultan Yaray konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Tüm baskılara rağmen yıllardır 4 Nisan kutlanıyor. Bu yıl da festival kutlandı. Bu eylem kadınlar öncülüğünde yapıldı. 7’den 70’e herkes katıldı. Yaşı ilerlemiş kadınlar genelde hastalıklarından sağlık sorunlarından dert yanar, ancak onlar bile bu yürüyüşte büyük bir irade ortaya koydu. Söz konusu Öcalan’ın özgürlüğü olunca kadınlar engel tanımıyor, hastalıklarını da unutuyorlar. Gençlerden daha güçlü görünüyorlar. Bu özgürlüğe olan inancın verdiği bir güçtür.
Gemlik yürüyüşü için de yaşı ilerleyen kadınlar bile, ‘Bu yürüyüşe katılacağız’ diyor. Biz de buradan çağrımızı yeniliyor; Özgürlük ve barış isteyen herkes yürüyüşe katılmalı. Özgürlük talep eden sesimiz duyulmazsa eğer eylemlerimiz devam edecek. Başta Kürt kadınları olmak üzere herkes yürüyüşe katılmalı. Gemlik yürüyüşü devletin süreç kapsamında adım atması için de önemli.”