Enfal katliamında eşini kaybeden Şukriya: Babasız iki çocuk büyüttüm
Enfal sürecinin Koye ve çevresinde yarattığı yıkım ve zorunlu göçler, aradan geçen 38 yıla rağmen bölge halkının hafızasında canlılığını koruyor. Şukriya Osman Hassan, yaşadığı kayıplar ve zor koşullara rağmen mücadele etmeye devam ediyor.
ŞİYA KOYİ
Koye - Enfal süreci, 1980’li yılların ikinci yarısında Irak’ta Kürt halkına yönelik yürütülen askeri operasyonlar ve zorla yerinden etmelerle şekillenen bir dönem olarak biliniyor. Bu süreçte çok sayıda yerleşim yeri boşaltıldı, siviller yaşamını yitirdi ve geniş çaplı göçler yaşandı. 1988 baharı da sürecin en yoğun dönemlerinden biri olarak kaydediliyor.
Federal Kürdistan’a bağlı Koye ve çevresi de bu operasyonlardan etkilenirken, bölgede ciddi yıkım ve can kayıpları yaşandı. Enfal sürecinin dördüncü aşaması üç gün sürdü ve Koye ilçesini etkiledi. Koye’nin merkezi, kasabaları ve köyleri 69 farklı noktada bu süreçten etkilenirken, toplam 856 kişi yaşamını yitirdi.
Enfal sürecinde yaşananlar, aradan geçen 38 yıla rağmen bölge halkının hafızasında tazeliğini koruyor. O dönemde birçok aile zorla yerinden edilirken, kadınlar ve çocuklar ağır koşullar altında göç etmek zorunda kaldı. Şukriya Osman Hassan, 1968 yılında Koye’nin Galnaghazi köyünde doğduğunu, 1984 yılında Kani Hanjir köyünde evlendiğini ve Şirin ile Ferhad adında iki çocuğu olduğunu anlatıyor.
‘Koye’de karanlık bir gündü’
Şukriya Osman Hassan, o dönemde yaşadıklarını ise şöyle aktarıyor:
“Bize köyleri terk etmemizi söylediler, çünkü Enfal operasyonu yürütülüyordu. Saat 22.00’de köylülerle birlikte araçlarla yola çıktık. Hepimiz kadın ve çocuklardık. Erkekler ise ancak daha sonra bize katılabildi. Eşim traktörün direksiyonundaydı ve o gece ondan ayrıldım. Şehre yaklaştığımızda, oradan ayrılanların tutuklandığını söylediler. İki çocuğumla birlikte nereye gideceğimi bilmiyordum. Koye’de karanlık bir gündü. İnşaat halindeki bir eve sığındım, bir kadın beni içeri çağırdı ve çocuklarıma baktı.
Ondan sonra hayatımız çok kötü oldu
Birkaç gün sonra Bayraq, Koye’deki Enfal operasyonundan sorumlu kişi olarak helikopterle Koye üzerinde uçuyordu. O dönem insanlara çok yardım eden ve kimsenin tutuklanmasına izin vermediği söylenen Mam Mohiya Mustashaar’ın karargahına gittim. Ne yazık ki, Bayraq’ın tutsakları karargaha götürüp hepsini katlettiği söylendi. Ondan sonra eşimi bir daha hiç göremedim. Ondan sonra hayatımız çok kötü oldu. Babam, Enfal kurbanı olan kız kardeşimle birlikte bizi yanına aldı. Kız kardeşimin beş çocuğu ile Enfal kurbanı olan teyzemin kızı da bizimleydi. Babam onu dört yaşına kadar büyüttü. Hepimizi evinde barındırdı.”
‘Güçlü olun ve çocuklarınızı en iyi şekilde yetiştirin’
Oğlu Ferhat bir yaşına geldiğinde çalışmaya başladığını dile getiren Şukriya Osman Hassan, “Çalışmaya başlayınca çocuklarımı anneme bıraktım. Kadınlarla birlikte Harmota köyüne gittik ve günde iki dinar karşılığında çalıştık. Çok kötü bir hayat yaşadık. Çocuklarımı Koye’deki okula gönderdim. 1996’da insani yardım kuruluşları geldi ve bize evler inşa etti. Bu bizim için çok iyi oldu. Babasız iki çocuk büyüttüm ve bu çok zor oldu. Çocuklarımı babalarının sevgisinden mahrum bırakmadan yetiştirmeye söz verdim. Onları çok seviyorum ve onlardan memnunum, ama ölene kadar eşimi asla unutmayacağım” dedi.
Şukriya Osman Hassan, sözlerinin sonunda kendisi gibi acı yaşayan tüm kadınlara seslenerek, “Güçlü olun ve çocuklarınızı en iyi şekilde yetiştirin” dedi.