Gazze’ye geri getirilen prematüre bebekler: Aileler kimlik tespitinde zorlanıyor

Gazze’de hastanenin kuşatılmasıyla prematüre bebekler ailelerinden koparıldı ve kimliklerin kaybolduğu bir belirsizlik süreci başladı. Heba Saleh, kızının hikayesi üzerinden yaşanan ayrılıkların ailelerde bıraktığı yıkımı ve kayıp duygusunu anlattı.

RAFIF ESLEEM

Gazze- 2023 yılının Kasım ayında Gazze’deki El-Şifa Tıp Hastanesi, İsrail güçleri tarafından kuşatıldı ve ardından baskına uğradı. Bu durum hastanedeki hayati sağlık hizmetlerinin durmasına yol açtı. Günler sonra 28 ila 35 prematüre bebek, güney Gazze’ye tahliye edilirken, elektrik ve oksijen desteğindeki kesintiler nedeniyle bazıları hayatını kaybetti. Bebekler daha sonra Kızılay aracılığıyla Mısır’a sevk edildi. Gazze’deki bazı aileler, uzun süren ayrılığın ardından bebeklerini sevinç ve gözyaşlarıyla karşıladı.

Bebek Azhar da gidenler arasındaydı

Bebek Azhar da 22 Kasım 2023’te prematüre bebeklerle birlikte Gazze Şeridi’nden Mısır’a götürüldü. Doğumundan kısa süre önce dünyaya gelen Azhar’ın akciğerleri tam gelişmediği için yenidoğan yoğun bakımında tedavi altında tutuldu. Güney Gazze’ye geçerek bebeğini almak isteyen anneye, bebeğin tedavisinin sürmesi gerektiği gerekçesiyle sağlık personeli tarafından izin verilmedi.

Mısır’a sevk edildi

Heba Saleh, kızı Azhar’ın El-Şifa Tıp Hastanesi’nden güney Gazze’deki Refah’ta bulunan Ebu Yusuf El-Necar Hastanesi’ne nakledildiğini ve burada oksijen yetersizliğine bağlı kan zehirlenmesi geçirdiğini söyledi. Bebeğinin daha sonra Mısır’ın Yeni İdari Başkenti’ndeki bir hastaneye sevk edilerek tedavi altına alındığını kaydeden Heba Saleh, “Bebeğime eşlik etmem istendi, ancak dört çocuğumu yalnız bırakamadım. Azhar’ın tek başına sevk edilmesine izin veren belgeleri imzalamak zorunda kaldım” dedi.

‘Geri dönmesi benim için bir mucizeydi’

Heba Saleh, kızını aylar süren ayrılığın ardından ilk kez gördüğünde onu sadece üzerinde adı yazılı doğum bileziğinden tanıdığını söyleyerek şunları anlattı:

“Kızımı ilk gördüğümde onu sadece bileziğindeki isimden tanıyabildim. Çok zor bir durumdaydı, fiziksel ve psikolojik olarak yıpranmıştı. Onun diğer çocuklar gibi koşup oynadığını hayal bile edemiyordum. Onun geri dönmesi benim için bir mucizeydi, günlerce ağladım. Gazze’de bulunduğum süre boyunca bir arkadaşım aracılığıyla onunla iletişim kurabiliyordum. Ama hastane kuşatılınca ve kuzey ile güney ayrılınca haberler kesildi. Sonrasında Mısır’a götürüldü. Savaş yoğunlaştıkça onun geri dönebileceğine dair umudumu uzun süre kaybettim. Kızım ilk başta beni kabul etmedi. Bana yaklaşmak istemiyordu. Her şeyden korkuyordu, yıkımdan, elektrik kesintilerinden ve hatta çadırda yaşamaktan. Şimdi hem benimle hem de kardeşleriyle olan bağı güçlendi, ancak bazen çadırların atmosferinden korkarak çığlık atarak uyanıyor.”

Kimlik tespitinde belirsizlik yaşanıyor

Heba Saleh, geri dönüş sürecinde bazı çocukların karşılanma sırasında hayatını kaybettiğini, iki çocuğun ise refakatsiz şekilde ayrıldığını söyledi. Kimlik bilekliklerinin El-Şifa Tıp Hastanesi’nden yapılan nakil sırasında kaybolduğunu belirten Heba Saleh, bu nedenle çocukların kimliklerinin tespitinde ciddi belirsizlikler yaşandığını ifade etti. DNA testi imkanının bulunmaması nedeniyle bazı çocukların hangi aileye ait olduğunun netleştirilemediğine dikkat çeken Heba Saleh, bu süreçte dört ailenin çocuklar üzerinde hak iddiasında bulunduğunu aktardı.