İran sokaklarında artan vekil güç varlığı: Güvenlik krizi ve gerilim tırmanıyor

Dış baskılar ve iç protestolarla ilgili endişeler, İran sokaklarında bağlı ve vekil güçlerin varlığının arttığına dair raporlar var. Bu varlık, bir güç gösterisinden ziyade, güven krizinin ve güvenlik ortamının tırmanmasının bir işareti olarak görülüyor.

ŞİVA ELİASİ

Kirmanşan- ABD, anlaşmaya varmak ve İran İslam Cumhuriyeti'ni taleplerini kabul etmeye zorlamak için belirlediği iki haftalık süre içinde, İran hükümeti, vekil güçlerine güvenerek iktidarını korumak için son gücünü kullanmaya çalıştı. Savaşın başlangıcından bu yana halk protestolarının yeniden canlanması korkusuyla İran hükümeti, baskı ve tehditler uygulayarak her gün İran sokaklarına destekçilerini konuşlandırmaya çalıştı. Devlet çalışanları, bağlı güçler ve ücretliler, idari ve askeri tehditlerle her gece araç konvoyları veya organize yürüyüşler şeklinde sokaklarda görünmeye zorlandı. Ayrıca, "kitlesel bir kamu varlığı" imajı sunmak için enerji santralleri ve hassas merkezlerin etrafında insan çemberleri oluşturuldu. Bu, meşruiyet krizi ve çökme riskiyle karşı karşıya olan bir hükümet değil, istikrarlı bir hükümet imajı çizmeyi amaçlayan bir görüntüdür.

Sahaya birçok güç konuşlandı

Bu önlemlere ek olarak, İran hükümeti liderinin ölümü nedeniyle birçok şehirde yas yürüyüşleri düzenledi. Ancak bu yürüyüşler yalnızca dini bir nitelik taşımamaktadır. Birçok durumda, hükümete bağlı unsurlar sivil kıyafetler ve yas giysileri içinde sahaya sürülerek trafiği kontrol etmek, insanları izlemek ve farklı bir güvenlik varlığı oluşturmak amacıyla kullanıldı. Bununla birlikte, iç güçlerin seferber edilmesi sürecin yalnızca bir yönünü oluşturmaktadır. Kamuya yansıyan raporlar ve görgü tanıklarının ifadeleri, hükümetin sokaklardaki güç yoğunluğunu artırmak için ülke dışındaki vekil unsurlardan da destek talep ettiğini ortaya koymaktadır. Bu gruplar arasında Halk Seferberlik Güçleri ve diğer müttefik milis yapılarının yer aldığı belirtilmektedir. Söz konusu raporlara göre, bu güçlerin ülkeye batı sınırları üzerinden giriş yaptığı ve ardından çeşitli şehirlerde konuşlandırıldığı ifade edilmektedir.

Amaç olası protestoları bastırmak

Bazı görgü tanıklarının ifadelerine göre, söz konusu kişilerin bir bölümü kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere aileleriyle birlikte İran’a giriş yaptı ve Kasr-ı Şirin ile Kirmanşah gibi şehirlere yerleştirildi. Bu durum, geçici bir konuşlanmadan ziyade daha uzun vadeli bir planlama ve yerleşim ihtimaline işaret ediyor olabilir. Bu çerçevede, hükümetin söz konusu unsurları toplumun merkezine yerleştirerek, dışarıdan gelmiş olsalar dahi kendi bağlı güçlerinin varlığını daha görünür ve kalıcı hale getirmeye çalıştığı ileri sürülebilir. Son yıllarda yaşanan halk ayaklanmaları sırasında sokaklarda bulunan silahlı unsurların temel amacının protestoları sert biçimde bastırmak olduğu sıkça dile getirilmektedir. Özellikle Kirmanşah gibi şehirlerde, protestolar sırasında meydan ve sokaklarda konuşlanan bazı grupların Arapça konuştuğuna dair çok sayıda tanıklık aktarılmıştır. Bu durum, bazı gözlemciler tarafından bastırma operasyonlarında vekil güçlerin yer aldığına dair bir işaret olarak yorumlanmaktadır. Anlatımlara göre bu unsurlar, gizli bir şekilde değil, açık ve belirgin bir varlık sergileyerek sokaklarda bulunmakta ve bulundukları alanlarda kontrol sağlamaya çalışmaktadır.

Çocuklar da kullanıldı

Mevcut durumda ve artan istikrarsızlık riski karşısında, hükümet halk protestolarının yeniden başlaması ihtimalini öngörerek, olası gösterileri bastırmak amacıyla müttefik paramiliter unsurları hazır tutmaya çalışmıştır. Ancak bu güçlerin tamamı yeni değildir, bir kısmı uzun süredir İran’da konuşlandırılmış, eğitilmiş ve zamanla güvenlik yapısının bir parçası haline gelmiştir. Çeşitli görgü tanıklarının aktarımlarına göre, özellikle “Jin, Jiyan, Azadî” olarak bilinen protesto dalgasının ardından, kışlalarda ve askeri bölgelerde 10 ila 18 yaş arasındaki çocukların bulunduğu gözlemlenmiştir. Bu çocukların, küçük yaşlardan itibaren itaatkar ve baskı uygulayabilecek unsurlar olarak yetiştirilmek üzere eğitildiği iddia edilmektedir.

Ocak ayında gerçekleşen protestolar sırasında, Kirmanşah şehrinde yer alan Noubahar Caddesi, Rezaei Bulvarı ve Kaşani çevresinde, Arapça ya da farklı diller konuşan oldukça genç unsurların görüldüğü de çeşitli anlatımlarda dile getirilmiştir. Son çatışma sürecinde ise, birçok şehirde hükümet yanlısı gösterilerde Haşd el-Şaabi bayrağının açıkça taşındığı, bunun yanı sıra kontrol noktalarında görev yapan bazı unsurların da bu tür vekil gruplarla bağlantılı olduğuna dair gözlemlerin bulunduğu ifade edilmektedir.

Niteliksel değişim

İran’da vekil güçlerin varlığı, son yıllarda görgü tanıkları tarafından defalarca rapor edilmesine rağmen, artık “sınırlı varlık” aşamasını aşmış ve güvenlik yapısının daha bütünleşik bir parçası haline gelmiş gibi görünmektedir. Bu dönüşüm, niteliksel bir değişime işaret etmektedir. Bu değişimin birkaç önemli boyutu olabilir. Bunlardan biri, hükümetin iç güvenliği ve iktidarını koruma konusunda yalnızca yerel unsurlara değil, aynı zamanda ulusötesi ya da dış bağlantılı güçlere de dayandığına inanmasıdır. Bu durum, ya yerel güvenlik güçlerinin kapasitesinde bir zayıflamaya ya da yönetimin kendi iç kurumlarına duyduğu güvenin azalmasına işaret ediyor olabilir.

Hükümetin bağımlı hale gelmesi

Öte yandan, hükümetin toplumu kontrol etmek ve itaat altına almak amacıyla paramiliter güçlere yönelmesi, protestolarla başa çıkma sürecinde şiddet düzeyinin belirgin biçimde artmasına yol açabilir. Bölgesel çatışmalarda deneyim kazanmış bu tür unsurlar, genellikle iç güvenlik ya da hukuki ilkelerden ziyade savaş koşullarının mantığıyla hareket eder. Bu kişilerin, İslam Cumhuriyeti’nin güvenlik yapıları içerisinde eğitilip şekillendirildikleri düşünüldüğünde, koşulsuz güç kullanımına daha yatkın olmaları ve hükümeti korumayı insani ya da toplumsal kaygıların önünde tutmaları muhtemeldir. Bu nedenle, bu tür güçlerin toplum içindeki varlığı, en azından görünürde idari ve denetim mekanizmalarına bağlı olan resmi askeri yapılara kıyasla daha yüksek riskler barındırabilir. Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken soru, hükümetin neden bu tür güçlere bu denli bağımlı hale geldiğidir. Bu durum, iç meşruiyet sorunları, yerel güvenlik aygıtlarına duyulan güvensizlik, olası kitlesel hareketlere karşı daha sert ve esnek müdahale kapasitesi arayışı ya da bölgesel güç dengeleriyle bağlantılı stratejik tercihler gibi çeşitli nedenlerle açıklanabilir.

Devletin kendi güçlerine güvensizliği

Son yıllarda, artan kamuoyu hoşnutsuzluğu ve iç güvenlik ve askeri yapılanmanın aşınmasıyla birlikte, İslam Cumhuriyeti'nin kendi yerli güçlerine karşı güvensizlik düzeyine ulaştığı varsayılabilir. Meşruiyetin azalması riski ve iç ve yerli güçlerin itaatsizlik veya pasiflik gösterme olasılığı göz önüne alındığında, hükümet vekil güçlere dayanarak alternatif, sadık ve güvenilir bir güç yaratmaya çalışmıştır. Bu güçler sadece ideolojik olarak hükümete bağımlı olmakla kalmayıp, ekonomik ve güvenlik açısından da varlıklarını iktidar yapısının varlığına bağlı görmektedirler. Bu nedenle, kriz durumlarında, toplumda güç gösterisi yapmak ve korku yaratmak için bir araç olarak kullanılabilirler.

Vekil güçler baskının aracı haline geliyor

Genel olarak, özellikle şiddetli baskı yaşamış şehirlerde, yerli olmayan güçlerin sokaklarda bulunması, güvensizlik ve toplumsal öfke duygularını yoğunlaştırır. Bu varlık, önceki baskı döngülerinin bir hatırlatıcısı olabilir ve şiddetin tekrar etme olasılığını artırabilir. Bu güçlerin rolü şu anda çoğunlukla hükümet mitinglerinde, kontrol noktalarında, yas yürüyüşlerinde ve güç gösterilerinde bulunma şeklinde görülse de, huzursuzluk yayıldıkça, bu aynı güçlerin baskının ana aracı haline gelmesi ve topluma yeni bir boğucu baskı ve zulüm dalgası dayatması beklenebilir.