Gazze’de savaş koşulları kadına yönelik şiddeti artırıyor

Gazze’de savaşın kadına şiddeti artırdığını, güvenli alan eksikliği ve yasal mekanizmaların yetersizliğinin de suçların görünürlüğünü azalttığını kaydeden Avukat Wafaa Jad Al-Haq, kadınların ciddi bir koruma sistemine ihtiyaç duyduğunu söyledi.

RAFIF ESLEEM

Gazze- Ekim 2023’ten bu yana savaş koşullarının etkisiyle kadınlara yönelik şiddetin arttığı Gazze’de, 25 Mart’ta erkek kardeşi tarafından katledilen bir kız çocuğunun cenazesi çadırının içinde gömülü olarak bulundu. Olay, annenin yaptığı resmi şikayetin ardından ortaya çıktı. Medya kapsamının sınırlı olması ve yasal süreçlerin yetersizliği, bu tür olayların görünürlüğünü azaltıyor ve sorunun çözümünü güçleştiriyor.

‘Savaş şiddete zemin hazırlıyor’

Kadın İşleri Merkezi’nden Avukat Wafaa Jad Al-Haq, Gazze Şeridi’nde savaşın sadece askeri şiddeti değil, aynı zamanda yerinden edilme ve yabancı ortamlara taşınma gibi çok sayıda cinsiyete dayalı şiddet türünü de beraberinde getirdiğine dikkat çekti. Wafaa Jad Al-Haq, bu durumun kadınların hem fiziksel hem psikolojik sağlığını olumsuz etkilediğini ve erkeklerin çeşitli şiddet biçimlerini uygulaması için elverişli bir zemin yarattığını belirtti.

‘Canlı canlı gömüldü’

Wafaa Jad Al-Haq, olayla ilgili olarak, “Çadırında katledilen kız çocuğuyla fail arasında, daha önce çözülmemiş bazı anlaşmazlıklar nedeniyle sorunlar yaşandı. Ardından erkek kardeşi, kız çocuğunu katletti ve Ramazan ayının yedinci günü cenazesini gömdü. On gün sonra anne, kızının cenazesiyle yaşamaya daha fazla dayanamayarak en yakın polis karakoluna gidip oğlundan şikayetçi oldu. Fail tutuklandı. Cenaze gömüldüğü yerden çıkarılarak Adli Tıp’a sevk edildi. Yapılan ilk inceleme, kız çocuğunun aldığı darbe sonucu bilincini kaybettiğini ve ardından canlı canlı gömüldüğünü ortaya koydu. Bu süreçte, en yakın hastaneye götürülmesi gerekirken, gömülmüş olduğu belirlendi. Adli tıp soruşturması halen devam ediyor” dedi.

‘Çoğu şiddet olayı bildirilemiyor’

Askeri tırmanış, yerinden edilme ve İsrail güçleriyle bağlantılı milislerin varlığı gibi koşullar altında, diğer kız çocuklarına yönelik benzer çok sayıda suç işlendiğini kaydeden Wafaa Jad Al-Haq, “Ancak mağdurların sığınabileceği, ifade verebileceği ve yetkili makamlardan koruma talep edebileceği belirli mekanizmaların olmaması nedeniyle bu olayların çoğu bildirilemedi” ifadelerinde bulundu. Gazze Şeridi’nde bu tür suçların bildirilmesi ve faillerin takibi için güvenlik kurumları ile kadın ve insan hakları merkezlerinin devreye girmesi adına zaman tanındığını söyleyen Wafaa Jad Al-Haq, bu merkezlerin, mevcut koşullarda kadınlar için nispeten güvenli alanlar haline geldiğini dile getirdi.

‘En sık cinsel saldırı vakalarına rastlanıyor’

Şiddet suçlarının belirli bir yaş grubuyla sınırlı olmadığını ifade eden Wafaa Jad Al-Haq, sözlerine şöyle devam etti:

“Tecavüz ve katliam gibi ağır suçlar genç kadınlardan yaşlılara kadar geniş bir kesimi etkiliyor, reşit olmayan kız çocukları da bu şiddetin hedefi oluyor. Bu şiddetin temel nedenlerinden biri, kadınların ne günlük yaşamlarında ne de çadırlarda yeterli güvenliğe ve mahremiyete sahip olmamasıdır. Çadırlar yalnızca ince kumaşlardan oluşuyor ve gerçek bir koruma sağlamıyor, oysa geçmişte kadınlar kapılarını kapatarak kendilerini koruyabiliyordu. Bugün bu imkan da ortadan kalkmış durumda. En sık karşılaştığımız vakalar arasında taciz ve tecavüz gibi cinsel saldırılar yer alıyor ve bunlar kadın ve insan hakları merkezleri tarafından da belgeleniyor. Bunun ardından cinsel istismar geliyor. Ayrıca bazı hizmet sağlayıcılar, kadınların ihtiyaçlarını istismar ederek cinsel şantaja başvuruyor. Bu nedenle kadınların ve kız çocuklarının bu tür saldırılardan korunması ve herhangi bir baskı olmadan ihtiyaç duydukları hizmetlere erişebilmesi için kapsamlı bir koruma sisteminin oluşturulması hayati önem taşıyor.”

‘Failler gerekli cezaları almıyor’

Savaştan sonra kadınlara yönelik suç ve şiddetin artmasının nedenlerine dikkat çeken Wafaa Jad Al-Haq, “Suçların artmasının nedenlerinden biri; mahkumların, suçluların ve uyuşturucu kullanıcılarının topluca serbest bırakılarak yeniden topluma karışmasıdır. Ancak bu kişiler, yaptıklarından sorumlu tutulmayacaklarına inanarak hareket ediyor. Bu durum, Gazze’de farklı suç türlerinin artmasına yol açtı. Birinin bir cenazeyi gömüp üzerinde yaşamaya devam edebileceğini düşünmek bile bu tablonun ne kadar ağır olduğunu gösteriyor. Kız çocuğunun katledilmesinin ardından yayılan ve onun kıyafetine ya da nasıl görünmesi gerektiğine odaklanan nefret söylemi kabul edilemez, bu tür söylemler failin eylemlerini hiçbir şekilde meşrulaştıramaz. Aynı şekilde, kadın katliamlarını sözde ‘namus’ gerekçesiyle açıklamak da kabul edilemez. Bu tür gerekçeler, erkeklerin sorumluluktan kaçmak için başvurduğu bahanelerdir ve hiçbir şekilde bu suçları haklı çıkarmaz” diye belirtti.

‘Kadınlar bir çıkmazın içine sürüklendi’

İsrail güçleri ile Hamas’ın içinde bulunduğu mevcut savaş koşullarının kadınlara karşı işlenen suçların artmasında önemli bir rol oynadığını vurgulayan Wafaa Jad Al-Haq, “Askeri operasyonların tırmanması, kadınlar için güvenli sığınakların bulunmaması ve hapishanelerden suçluların serbest bırakılması, kadınların yaşadığı acıları daha da derinleştirdi. Bu durum, birçok kadını nasıl korunacağını bilemediği bir çıkmazın içine sürükledi” şeklinde konuştu.