Lübnan sığınaklarındaki binlerce hamile kadın acil yardım bekliyor
Lübnan’daki sığınaklarda yaklaşık 14 bin hamile kadın, hem bombardıman tehlikesiyle hem de yetersiz sağlık hizmetiyle mücadele ediyor. Hamileler, sınırlı yardımlar ve zor yaşam koşulları altında günlük hayatta kalma mücadelesi veriyor.
FADİA JUMAA
Lübnan- Saldırılar yayılmaya devam ederken ve yerinden edilme dalgaları artarken, Lübnan’daki sığınaklar binlerce yerinden edilmiş kişinin ve kaygı dolu öykülerin merkezi haline geliyor. Bu krizin en savunmasız kesimi ise hamile kadınlar. Doğmamış çocukları için duydukları korku ve sınırlı kaynaklar arasında, hamilelik günlük bir hayatta kalma sınavına dönüşüyor. Saldırılar ve yerinden edilmeler arasında binlerce kadın, hem bombardıman tehlikesiyle hem de yetersiz sağlık hizmetiyle mücadele etmek zorunda. Yaklaşık 14 bin yerinden edilmiş hamile kadın, hem kendi hayatları hem de çocuklarının hayatları için ciddi bir insani baskı altında yaşıyor.
Sığınakta 1300 kişi bulunuyor
Sidon’daki bir sığınakta ajansımıza konuşan Kalkınma ve Yardım Dernekleri Birliği’nin hukuk koruma koordinatörü Malak el-Halabi, yardım ekiplerinin saldırıların ilk gününden beri bölgede bulunduğunu söyledi. Malak el-Halabi, merkezin aralarında çok sayıda çocuk, kadın ve yaşlı ile özel bakıma ihtiyaç duyan hamile kadınların da bulunduğu, Güney Lübnan’dan yaklaşık bin 300 yerinden edilmiş kişiyi kabul ettiğini kaydetti.
Zor koşullar altında hamile kadınlara gerekli rehberliği sağlamak için tıbbi ve insani yardım kuruluşlarıyla koordinasyonun devam ettiğini ifade eden Malak el-Halabi, önceki ve mevcut savaşlar sırasında gönüllü olarak yaptığı çalışmaların hamile kadınların çektiği acıları daha iyi anlamasına yardımcı olduğunu açıkladı. Rolünün yalnızca gıda ve ilaç gibi temel yardımları sağlamakla sınırlı olmadığını söyleyen Malak el-Halabi, özellikle Cenevre Sözleşmeleri dahil uluslararası ve insani hukukun silahlı çatışmalar sırasında hamile kadınlar için özel koruma öngördüğünü vurgulayarak, hukuk bilincinin de çalışmalarının önemli bir parçası olduğunu kaydetti.
Kadın ve çocukların yaşamları tehdit altında
Malak el-Halabi, askeri hedef olmasalar bile sivillerin hedef alınmasının devam etmesine karşı uyarıda bulunarak, “Hamile kadınları içeren son olaylar bunun en somut örnekleri. Savaşın uzaması veya yardımların kesilmesi durumunda insani durum daha da kötüleşecek ve özellikle tıbbi bakım eksikliği, kadınların ve çocukların yaşamlarını ciddi şekilde tehdit edecek tehlikeli senaryolara yol açabilir. Sığınaklarda asgari düzeyde koruma ve destek sağlamadaki sivil toplum kuruluşlarının rolü kritik. BM’nin kadın, barış ve güvenlik kararlarına uygun olarak çalışması çok önemli. Çatışmalar sırasında kadınların korunmasını güçlendirmek için hepimizin üzerine düşen sorumluluklar var” sözlerine dikkat çekti.
‘Hamilelik daha da zor hale geliyor’
Yerinden edilen yedi aylık hamile Amira Bashir, sığınakta yaşadığı zorlukları anlattı. Amira Bashir, bazı yardımlar aldığını, ancak bunların sınırlı olduğunu ve hamile bir kadın olarak ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirtti. Zorlu yaşam koşulları nedeniyle sadece iki şilte üzerinde uyumak zorunda kaldığını, gerekli tıbbi muayeneleri yaptıramadığını ifade etti. Amira Bashir, psikolojik baskının çok büyük olduğunu, sürekli fiziksel acının da buna eşlik ettiğini vurgulayarak, “Tüm bunlar yerinden edilmiş bir ortamda hamilelik deneyimimi daha da zor ve karmaşık hale getiriyor” dedi.