Akademisyen Rûbar Mecît: Abdullah Öcalan’ın tezleri eğitim sistemini dönüştürebilir

Silêmanî Üniversitesi’nden öğretim üyesi Rûbar Mecîd, Abdullah Öcalan’ın eğitim, anadil ve kadın özgürlüğüne ilişkin tezlerinin eğitim sisteminin dönüşümünde önemli bir çerçeve sunduğunu söyledi.

HÊVÎ SALAH

Silêmanî- Federal Kürdistan’da eğitim sistemi, merkeziyetçi miras ile klasik modeller arasında kimlik krizini aşmaya çalışırken, üniversitelerin toplumsal dönüşümün öncüsü olup olamadığı tartışması sürüyor. Silêmanî Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Rûbar Mecîd, eğitimin özgür birey ve özgür toplum inşasının temel dayanaklarından biri olduğunu belirterek, mevcut sistemin ezberci ve diplomaya dayalı yapısının aşılması gerektiğini söyledi. Rûbar Mecîd’e göre, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın tezleri eğitimi yalnızca teknik öğrenim olmaktan çıkarıp özbilinç, eleştirel akıl ve toplumsal özgürleşme sürecine dönüştüren bir perspektif sunuyor.

‘Eğitim, özbilinç ve insanın hakikatine dönüş sürecidir’

Abdullah Öcalan’ın felsefesine göre toplumun ve özgür bireyin eğitimi, radikal dönüşümlerin temel sütununu oluşturuyor. Bu yaklaşıma göre düşünsel ve bilgisel bir eğitim olmadan kapitalist modernite sistemiyle yüzleşmek mümkün değil. Eğitim, yalnızca okuma-yazma öğretimi değil; insanın ve toplumun binlerce yıllık iktidar ilişkileri altında bozulmuş hakikatine dönmesini sağlayan bir özbilinç süreci olarak tanımlanıyor.

Bu yaklaşımda bireyin özgürlüğü, toplumun düşünsel ve toplumsal zincirlerden kurtuluşuyla doğrudan bağlantılı görülüyor. Aynı şekilde, bilinçli ve iradeli bireyler olmadan özgür bir toplumun kurulamayacağı vurgulanıyor.

‘Bireyin eğitimi, kapitalist moderniteye karşı kimliğin korunmasıdır’

Abdullah Öcalan’ın demokratik ulus yaklaşımı da çok kültürlü eğitim ve bütün toplumsal kesimlerin barış içinde bir arada yaşamı temelinde şekillenen siyasal-toplumsal bir model olarak tanımlanıyor. Bu modelde milliyetçilik yerine ahlaki ve politik toplum anlayışı öne çıkıyor. Demokratik eğitim sayesinde bireylerin baskıcı bir iktidara ihtiyaç duymadan kendi yaşamlarını örgütleyebilecekleri belirtiliyor.

Bu modelin eşbaşkanlık sistemiyle erkek egemen iktidar tekeline karşı da bir denge zemini sunduğu ifade ediliyor. Kadın ile erkeğin eşit biçimde süreçlere öncülük etmesiyle tekçi zihniyetin yerini demokratik zihniyete bırakacağı savunuluyor. Aynı zamanda bireyin kendi kimliğini ve kültürünü kapitalist modernitenin kültürel saldırılarına karşı koruyabilmesinin de eğitimle mümkün olduğu vurgulanıyor.

Ajansımıza konuşan Silêmanî Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Rûbar Mecîd, eğitimdeki sistem sorunlarına ve Abdullah Öcalan’ın tezlerinin eğitim alanındaki önemine değindi.

‘Kadın özgürlüğü tezlerin en temel noktası’

Rûbar Mecîd, Abdullah Öcalan’ın tezlerinde kadın özgürlüğünün merkezi bir yerde durduğunu belirtti. Rûbar Mecîd, Abdullah Öcalan’ın “Bir toplumun özgürlük düzeyi, o toplumdaki kadın özgürlüğüyle ölçülür” yaklaşımını hatırlatarak, kadının tarih boyunca baskı ve köleliğe maruz bırakılan ilk toplumsal kesim olarak tanımlandığını söyledi. Rûbar Mecîd’e göre bu yaklaşım, kadın eğitimi ve kadın özgürlüğü sağlandığında tüm toplumun da özgürleşme yönünde ilerleyeceği fikrine dayanıyor.

Rûbar Mecîd, bu çerçevede jineolojinin de önemli bir yerde durduğunu ifade etti. Jineolojinin, yani kadın ve yaşam biliminin, özgür toplumun eğitiminde temel dayanaklardan biri olarak ele alındığını söyleyen Rûbar Mecîd, bunun yalnızca teorik bir alan olmadığını vurguladı. Rûbar Mecîd, jineolojinin kadının kendi kimliği ve iradesine yeniden ulaşmasını hedefleyen pratik bir eğitim süreci olarak değerlendirildiğini, bu bilinçle güçlenen kadının da toplumun tüm alanlarında özgürlük ve gerçek eşitliğin önünü açacağını kaydetti.

‘Eğitim sana kendini tanıtmalı’

Rûbar Mecîd, eğitimin her toplumun temel taşı olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Hiç kuşkusuz eğitim her toplumun temel taşıdır. Eğitimin de sağlıklı bir eğitim olması gerekir. Bu süreç aileden ve anaokulundan başlar, okul ve üniversitelere kadar devam eder. Eğitim üretken ve sağlıklı bireyler yetiştirecekse, kendisinin de sağlıklı ve amaçlı olması gerekir. Amacı, toplumun eksiklerini tamamlayacak bir insan yetiştirmek olmalıdır; yalnızca klasik bir eğitim ve sınırlı bazı bilgiler vermek olmamalıdır. Elbette herkesin bilgi sahibi olması gerekir, özellikle de belirli bir alanda. Ancak sağlıklı bir eğitim, bu bilgiyi toplumun hizmetine sunabilecek bir kişilik değişimi de yaratmalıdır. Sadece diploma almak, eski bilgileri tekrar etmek ve sonra bir işe girmek için olmamalıdır. Robot gibi kendisine verilen bilgiyi tekrarlayan insanlar yetiştiren klasik eğitim, kişinin kendi özüne sahip olmasını sağlamaz. Bu insanlar yaşamlarında ciddi ve etkili kararlar veremez, öncü ve lider bir kişilik geliştiremez. Diploma, yaşamlarında bir dönüm noktası olmalı ve toplumsal sorunların çözümünde kullanılmalıdır. Eğitim sana kendini tanıtmalı. Eğer bir eğitim sana kendini tanımayı, sorunları çözmeyi ve toplumun ciddi sorunlarıyla yüzleşmeyi öğretmiyorsa, o eğitimin bir yararı olmaz.”

‘Eleştirel kişilik yaratmayan sistem başarı getirmez’

Rûbar Mecîd, eğitim kurumlarının yalnızca diploma veren yapılara dönüşmemesi gerektiğini vurgulayarak, müfredat ve sistemde köklü değişim çağrısı yaptı. Rûbar Mecîd, şunları kaydetti:

“Öğrencinin eleştirel ve yaratıcı bir kişilik geliştirmesi gerekir. Anlamadığı noktalarda durmalı, kendisine verilen bilgi ve bilimi eleştirebilmelidir. Yalnızca ezberleyip sınavda yazmak ve bir aşamadan ötekine geçmek, yaratıcı ve başarılı öğrenci yetiştirmez. Dünyada bugün izlenen yeni sistem, öğrenciye eleştiri hakkı tanıyan sistemdir. Biz öğrenciyi eleştirel bir kişilik haline getirmedikçe eğitimi ileri taşıyamayız. Çünkü yaratıcılığın temel taşı eleştiridir.”

‘Rêber Apo’nun düşüncelerinden eğitim sisteminin dönüşümünde yararlanılabilir’

Rûbar Mecîd, Abdullah Öcalan’ın eğitim ve bilgiye ilişkin yaklaşımlarının eğitim sisteminin dönüştürülmesinde değerlendirilebileceğini belirterek şöyle konuştu:

“Rêber Apo’nun eğitim ve öğretime dair çok önemli mesajları var. O, eğitimin insanı kölelikten ve bağımlılıktan kurtaran bir araç olarak kullanılabileceğini düşünüyor. İnsan böylece siyasal özne haline gelebilir ve halkının kaderinin değişiminde söz sahibi olabilir. Rêber Apo’nun çözüm önerilerinden biri de ana dilin kullanılmasıdır. Bir yerde eğitim görüyorsan ve bu eğitim ana dilinde değilse, öğrencinin ana diliyle eğitim talep etmesi gerekir. Çünkü kendi dilimizi reddedersek, kendi varlığımızı ve özümüzü de reddetmiş oluruz.”

 

Federal Kürdistan’da Abdullah Öcalan’ın özgür ve yaratıcı birey inşasını esas alan fikirleri üzerinde yeterince çalışılmadığını belirten Rûbar Mecîd, buna rağmen bu fikirlerden eğitim sisteminin dönüştürülmesi ve ilerletilmesi için yararlanılabileceğini söyledi. Kuzey ve Doğu Suriye deneyimine işaret eden Rûbar Mecîd, Kürdistan’ın diğer parçalarında da benzer bir perspektiften yararlanılabileceğini dile getirdi.

‘Eğitim toplumla güçlü bağ kurmalı’

Rûbar Mecîd, eğitimin diğer bütün alanlar gibi dönüşüm yaratması ve toplumla güçlü bir bağ kurması gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu bağ olmadan etkili bir sonuç yaratamayız. Ne yazık ki eğitim, bugüne kadar toplumdaki erkek egemen zihniyeti azaltmakta ve ortadan kaldırmakta yeterince başarılı olamadı. Bu nedenle değişim gerekiyor. Toplum içinde denge ve eşitlik sağlanmalı, bireyler arasında ayrım yapılmamalıdır. Bizim ihtiyacımız olan şey, sistemi kişilere göre değil, eğitimi merkeze alan bir anlayışla kurmaktır. Eğitim amaç haline gelmedikçe değişim yaratamayız ve hep birlikte toplumun ve eğitimin gelişimi için çalışamayız.”