‘Abdullah Öcalan, bize özgürlükçü düşünceyi ilk sunan kişiydi’
Kobanêli Nimet Alluş, Abdullah Öcalan’la tanıştıkları dönemde kimliklerinin inkâr edildiğini ve dillerinin yasaklı olduğunu belirterek, “Bize özgürlükçü düşünceyi ilk sunan oydu; bu yüzden onun yoluna inandık” dedi.
SİLVA EL İBRAHİM
Kobanê – 4 Nisan, Kürtler için yalnızca bir doğum günü değil; umutların, direnişin ve yeniden doğuşun simgesi olarak hafızalarda yer ediyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü olan bir tarih, kimlik ve aidiyet duygusunun yeniden kurulduğu özel bir gün olarak anlam buluyor. Onun siyasi ve toplumsal felsefesi, kendisiyle yakın temas kuran ailelerin yaşamında belirgin bir iz bırakmış; kişisel anılar ile düşünsel inançlar iç içe geçerek, kuşaklar boyunca aktarılan insani ve siyasi bir deneyim oluşturmuştur.
‘Kimliğimiz yok sayılmıştı, dilimiz yasaktı’
Kobanêli 47 yaşındaki Nimet Alluş, Abdullah Öcalan ile tanışma fırsatı bulan isimlerden biri. Sözlerine onunla ilk tanışmasını anlatarak başlıyor ve şunları söylüyor:
“Abdullah Öcalan, kuzenimle birlikte Suriye’ye geldi. İkisi de Kuzey Kürdistan’da siyasi mücadele yürütüyordu. Bizi defalarca ziyaret etti ve günlerce bizimle kaldı. O dönemde Baas rejiminin baskıcı politikaları nedeniyle ailemiz, bu durumu başkalarının yanında dile getirmememiz konusunda bizi uyarıyordu.”
Nimet Alluş, o günleri şöyle anlatıyor: “Kitap okuduklarını ve halkla gizli toplantılar yaptıklarını hatırlıyorum.”
Abdullah Öcalan’ın düşüncelerine neden güvendiklerini ise şu sözlerle ifade ediyor:
“Abdullah Öcalan, bize özgürlükçü düşünceyi ilk sunan kişiydi. O dönemde Baas rejimi altında baskı ve zulüm görüyorduk; kimliğimiz yok sayılıyor, dilimizi konuşmamız yasaktı. Bu nedenle onun yoluna inandık ve bu uğurda fedakârca mücadele ettik. O, ne kendisi ne de ailesi için çalıştı; her şeyi halkı ve toplumu için yaptı.”
Nimet Alluş ayrıca sözlerine şunları ekliyor:
“Onun ailesinin topraktan yapılmış evini gördüğümüzde mücadelesinin gerçekliğini anlıyoruz. Halk için çalıştığını söyleyip saraylarda yaşayan liderlerden çok farklıydı.”
Nimet Alluş kardeşinin de bu yolu izlediğini ve 1990’lı yıllarda hayatını kaybettiğini belirtiyor.
Nimet Alluş, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile ilişkilerinin yalnızca ev ziyaretleriyle sınırlı kalmadığını; her yıl Halep’te ya da Lübnan’da da kendisini ziyaret ettiklerini ifade ediyor. Eşi ve çocuğuyla birlikte çekildikleri fotoğrafı hâlâ sakladığını belirten Nimet Alluş, onun sözlerini şöyle hatırlıyor:
“Her zaman barış ve demokrasi üzerine konuşurdu. Hak ve çözüm için askeri yöntemleri hiçbir zaman öncelikli görmedi, ancak karşı taraf buna yanıt vermedi.”
‘Onun fikirleri olmasaydı kendimizi koruyamazdık’
Nimet Alluş, Abdullah Öcalan’ın mücadelesine dair şunları söylüyor:
“Eskiden dilimizi konuşamazdık, şimdi ise kendimizi yönetebiliyor, koruyabiliyor ve dilimizde eğitim alabiliyoruz. Bu, büyük bedeller ödeyerek elde ettiğimiz bir kazanımdır.”
Abdullah Öcalan’a dönük yapılan uluslararası komploya ilişkin de konuşan Nimet Alluş, duygularını şöyle dile getiriyor:
“Bu haber bizim için bir şoktu. Bu, sadece ona değil; onun fikirlerine ve Kürt halkının haklarına yönelik bir saldırıydı.”
Nimet Alluş’a göre barış ve demokratik toplum çağrısı, yalnızca Kürtler için değil, bölgede yaşayan tüm halklar için bir çözüm yoludur.
Nimet Alluş, “Bu kadar mücadele ve fedakârlıktan sonra Kürtler hak ettikleri yasal ve anayasal haklara kavuşmalıdır. Liderimizin de özgür olması gerekir” diyor.
‘Yeni bir başlangıç’
Nimet Alluş, sözlerini şu ifadelerle tamamlıyor:
“Onun doğumu, ezilen halklar için yeni bir başlangıçtır. Bu yüzden 4 Nisan sadece bir doğum günü değil, özgürlük ve onur arayışının sembolüdür.”
Bugün, bu tarih birçok kişi için yalnızca bir anma günü değil; aynı zamanda özgürlük, demokrasi ve daha adil bir gelecek arayışının simgesi olarak görülmeye devam ediyor.