4 günde 11 kadın katledildi: Şiddete karşı komünler kurulsun
Son 4 günde 11 kadın katledildi ve şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Wan’da sağlık emekçisi kadınlar katliamların artış nedeninin hükümetin kadın politikaları olduğunu belirterek, çözüme dair ise “Şiddete karşı komünler kurulabilir” önerisinde bulundular.
MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN
Wan - Kadına yönelik şiddet ve katliamlar artarak devam ediyor. Ancak hükümet kadınları koruyacak yeni politikalar üretmek yerine, kadın haklarını geriye çeken uygulamalara imza atıyor.
4 Haziran’da Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanan eşlere verilen yoksulluk nafakasının “süresiz” uygulanmasına ilişkin düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. Kararın gerekçesi daha sonra açıklanacak. Kadın örgütleri ise karara, “Türkiye’de kadınlar hâlâ eşitsiz istihdam koşulları, ücretsiz bakım emeği ve derinleşen yoksullukla mücadele ederken; çözüm kadınların mevcut haklarını daraltmak değil, eşitsizlikleri ortadan kaldırmaktır” diyerek tepki gösteriyor.
Kadınlar bu kararların özellikle ev içi şiddeti artıracağı kaygısını taşıyor. Veriler ise bu kaygıların yerinde olduğunu gösteriyor. Türkiye ve Kürdistan’ın çeşitli kentlerinde sadece 4 günde
11 kadın katledildi ve şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
5 Haziran’da 3 kadın katledildi
*Denizli’nin Pamukkale ilçesinde Sabit Ö., Metanet Altınpolat'ı ateşli silahla katletti.
*Bursa’da Niyazi Kaysuk, evli olduğu Yağmur Demirkıran’ı ateşli silahla katletti. Gözaltına alınan failin başka suçlardan da kayıtları çıktı.
*Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde Binnaz Demir, şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
*Şirnex’de Felek Yağbasan evinde şüpheli bir şekilde yaşamını yitirmiş olarak bulundu.
*Konya’da Yüksel Sarıkaya, boşanma aşamasında olduğu Ali Sarıkaya tarafından ateşli silahla katledildi. Failin uzaklaştırma kararı olduğu öğrenildi.
*Erzirom’un Yakutiye ilçesinde de Hacer Tikankuş (71) evinde çıkan yangında şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.
6 Haziran’da saldırı sonucu 3 kadın ağır yaralandı
*Mersin’in Silifke ilçesinde Ulaş D., boşanma aşamasında olduğu Latife D.'yi kesici aletle katletme girişiminde bulunarak yaraladı.
*Muğla’nın Yatağan ilçesinde Gülayşe Çoban şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu.
*Riha’nın Sewreg ilçesinde H.T. isimli erkek, evli olduğu E.T. ve kızı M.T.’yi ateşli silahla katletmeye çalışarak ağır yaraladı.
7 Haziran’da 2 şüpheli kadın ölümü
*Agirî'nin Xamûr (Hamur) ilçesinde kadrosunun bulunduğu köye zorla geri gönderilen 24 yaşındaki Irmak Ayşe Koparan şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
*İzmir’de Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde okuyan Zeynep D.Ç., kaldığı KYK yurdunda şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.
8 Haziran’da 2 kadın yaşamını yitirdi
*Muğla'nın Menteşe ilçesinde Muğla-Aydın kara yolu Çevre Yolu mevkisinde saldırıya uğrayan S.G., ağır yaralı kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
*Colemêrg'te Hamide Çiftçi, şüpheli bir şekilde yaşadığı evde yaşamını yitirmiş halde bulundu.
‘İktidar üzerine düşeni yapmıyor’

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Wan Şube Eşbaşkanı Figen Çolakoğlu, kadın katliamlarının artışındaki nedenlere dikkat çekti.
İktidarın kadın politikalarının toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirdiğini söyleyen Figen Çolakoğlu, “İktidarlar, kadından korkuyor ve bu korkuyla kadınların etrafına duvar örüyorlar. Bu saldırıların önüne geçmek için öncelikle kolektif bir şekilde direnişi ve kadın mücadelesini örgütlü bir zemin dahilinde örmek gerekiyor” dedi.
Figen Çolakoğlu, “Kadın katliamları politiktir. İktidar şiddeti politikalarıyla çok kolay bertaraf edebilecekken, bu mekanizmayı işler hale getirmiyor ve cezasızlık politikalarıyla şiddeti besliyor.
Sadece yaşananları dile getirmek yetmez, bu cinayetlerin aydınlatılması gerekiyor, cezasızlık son bulmalı ve caydırıcılık yaratabilecek politikalar üretilmeli” diye belirtti.
‘Mücadeleyi büyütmek gerekiyor’
Figen Çolakoğlu, iktidarın politikalarıyla “faillerle dayanışma” içinde olduğunu kaydederek şunları söyledi: “Kadınların emeği sömürülüyor. Ev içi sömürülen bir emek var. Ciddi bir eksiklik olduğunu ifade etmek gerekiyor. Şu noktada yapılacak tek şey kolektif bir dayanışma örmek. Bu dayanışmayla örgütlü bir mücadeleyi büyütmek gerekiyor. Mücadelenin devamlılığının sağlanmasının çözüm olabileceğine inanıyoruz.”
SES Üyesi Fatma Arslan ise, erkeklerin iktidarı elden bırakmamak için kadınları baskı altına almaya çalıştığını söyledi. Fatma Arslan,
“Erkek iktidarı kaybetme hissine kapıldığı noktada katletme girişiminde bulunuyor. Kadına zulüm etme, katletme üzerinden kendi iktidarını başka bir erkeğe kanıtlamış oluyor” dedi.
‘Kadına yönelik suçlarda cezasızlık politikası var’

Kadınlara karşı işlenen suçlarda cezasızlık politikasının devreye girdiğini kaydeden Fatma Arslan konuşmasına şöyle devam etti: “Bir kadın katledildiğinde toplumla yasalar arasında uzlaşı oluyor. Çünkü ortaya atılan ‘namus’ kavramıyla erkek bir şekilde haklı bulunuyor. Kadın katliamlarına yönelik sessizlik ise en çok burada ortaya çıkıyor. Bunu aşmak için öncelikle gerekçelerden arınmak lazım. Üstelik bu ‘namus’ kavramını doğru tanımlamak lazım. Bir bilinçlendirme kampanyası yapmak gerekiyor. Yıllardır yapılıyor ama henüz toplum tarafından anlaşılmış değil. Toplumsal baskılarla ve kodlanmış öğretilerle hala bu sorun güncelliğini koruyor.”
‘Şiddete karşı komünler kurulabilir’
Kadına yönelik suçlarda yargı sistemini de eleştiren Fatma Arslan, “Hukuk sistemi görünürde bir şeyler yapıyor ama yeterli değil. Kadınları bir arada kolektif bir mücadele ağı örerek bunu karşısında durması gerekiyor. Kadınların omuz omuza o şiddet ağını parçalaması gerekiyor. Son zamanlar komünleşmeyi çok tartışıyoruz. Bence kadın katliamlarının ve kadına şiddetinin önünü almak için şiddet kömünleri kurulabilir. Kadınlar olarak buna yönelik çalışmalar yapmak, şiddetin önüne geçebilir” şeklinde konuştu.
Şüpheli kadın ölümleri dosyalarına da dikkat çeken Fatma Arslan, bu dosyaların arkasında “cinayet” gerçeğinin çıktığını belirtti. Fatma Arslan, “Rojin Kabaiş, Gülistan Doku ve Rojwelat Kızmak için ‘intihar’ dediler. Ancak zamanla ortaya çıktı ki intihar değil, katliammış. İntihar dendiğinde toplum da bunu kabul ediyor, bir kadının yaşama sarılamamasını doğal buluyor” dedi.