Mariana Conti: Direnişinizin sesi Brezilya’da da yankılanıyor
MES/PSOL’lu siyasetçi Mariana Conti, Kürt kadınlarının mücadelesinin tüm dünyaya ilham verdiğini belirterek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için yürütülen kampanyaya destek mesajı gönderdi: "Direnişinizin sesi Brezilya'da da yankılanıyor."
Brezilya - Brezilya’da önde gelen feminist siyasetçilerden MES/PSOL’lu Mariana Conti, Kürt kadın hareketinin kazanımlarını “dünyadaki tüm kadınlar için ilham kaynağı” olarak değerlendirdi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için yürütülen uluslararası kampanyaya destek veren Mariana Conti, Kürt halkının mücadelesinin sınırları aşan bir dayanışma yarattığını belirterek, “Direnişinizin sesi Brezilya’da da yankılanıyor” dedi.
Brezilya’daki Sosyalizm ve Özgürlük Partisi (PSOL) bünyesinde faaliyet yürüten Sosyalist Sol Hareketi’nin (MES) üyesi olan Mariana Conti, kadınların siyasetteki temsili, aşırı sağa karşı mücadele, Kürt kadın hareketinin kazanımları ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için yürütülen uluslararası kampanyaya ilişkin ajansımızın sorularını yanıtladı.
*Brezilya’da kadınların siyaset alanında karşılaştığı kazanımlar ve zorluklar nelerdir? Parlamenter olarak deneyimlerinden bahseder misin?
Brezilya, hem toplumsal hem de siyasal açıdan son derece eşitsiz bir ülkedir. Bir fikir vermesi açısından, Oxfam Brezilya’nın yayımladığı bir araştırmaya göre Brezilya dünyanın en eşitsiz beşinci ülkesidir ve ulusal servetin yüzde 63’ü nüfusun yalnızca yüzde 1’inin elinde toplanmıştır.
Bu yoğunlaşma toplumsal cinsiyet, etnik köken ve ırk açısından da kendini göstermektedir. Ülkedeki yoksulların büyük çoğunluğunu kadınlar, özellikle de siyah, yerli ve ırksallaştırılmış kadınlar oluşturmaktadır. Ülke hala derin biçimde ırkçılık ve ataerkil ilişkiler tarafından şekillendirilmektedir.
Bu eşitsizlik siyaset alanına da yansımaktadır. Nüfusun çoğunluğunu oluşturmamıza rağmen, kadınlar parlamentolarda ve hükümetlerde mutlak bir azınlık durumundadır.
Son on yıl boyunca bu durum önemli toplumsal itirazlara, güçlü feminist mücadelelere ve temsil hakkını savunan anti ırkçı hareketlerin yükselişine yol açtı. Bu süreç yeni perspektifler kazandırırken yeni çelişkiler de yarattı.
Örneğin kadın parlamenterlerin maruz kaldığı cinsiyete dayalı siyasi şiddet (PSOL üyesi Marielle Franco’nun öldürülmesi bunun en acı örneğidir) ya da sağ ve merkez siyasetin kadınların temsili gündemini sahiplenmeye çalışması gibi durumlar ortaya çıktı.
Ancak bu çelişkiler karşısında da olgunlaştık. Bugün temsil mücadelesinin aynı zamanda kadınlara yönelik siyasi şiddete karşı mücadele olduğunu biliyoruz. Sadece kadın olmak yeterli değildir; emekçi kadınları temsil etmek gerekir. Ayrıca aşırı sağın (kadın temsilcileri de dahil olmak üzere) ülkemizde kadınların kazanımlarının en büyük düşmanı olduğunu da biliyoruz.
Parlamenterlik deneyimim bu saydığım tüm süreçlerden geçti. Feminist kimliğimle kadınların ataerkilliğe karşı mücadelesinin yükseldiği bir dönemde seçildim. 2018’de Bolsonaro’nun yükselişine ve aynı yıl Marielle Franco’nun öldürülmesine tanıklık ettim. Bolsonaro hükümeti dönemini ve eşitsizlikleri derinleştiren pandemi sürecini yaşadım.
2022’de Bolsonaro’yu seçimlerde yenilgiye uğrattık, ancak aşırı sağ etkinliğini sürdürdü; hatta seçilmiş devlet başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’ya karşı darbe girişiminde bulunacak kadar ileri gitti.
Bugün ise Trump’ın Latin Amerika üzerindeki saldırıları ve Bolsonaro’nun oğlunun bu süreçteki faaliyetleriyle karşı karşıyayız.
Tüm bu süreçlerde kadınlar mücadelenin ön saflarında yer aldı. Ben de parlamenter olarak rolümü feminist, antifaşist, enternasyonalist ve ekososyalist bir perspektifle böyle görüyorum.
*Halkını temsil eden bir kadın ve Brezilya’da PSOL parlamenteri olarak Kürdistanlı kadınların siyasi, hukuki ve toplumsal kazanımlarını nasıl değerlendiriyorsun?
Kürdistanlı kadınlar, emperyalizmi ve onun yerel müttefiklerini yenmenin; kadınlara onur ve tam bir özne olma hakkı tanıyan bir siyasal düzen kurmanın mümkün olduğunu tüm dünyaya gösteren bir örnek haline gelmiştir.
Dünyanın dört bir yanındaki feministler olarak Rojava Devrimi’ni ve IŞİD’e karşı mücadele eden kadınların cesaretini yakından takip ettik. Bu kadınlar, Suriye ve Türkiye hükümetlerine karşı kendi bölgelerinin siyasi özerkliğini ve bu özerkliğin yönetimindeki kadın öncülüğünü savundular.
Kürdistanlı kadınlar dünyadaki tüm kadınlar için ilham verici bir örnektir.
*Brezilya’da halkların özsavunmasında kadınların rolü nedir? Rojava’daki kadın hareketlerinin başlattığı “Hepimiz YPJ’yiz” kampanyasının önemi nedir?
Mücadele alanlarının, işgallerin, öğrenci hareketlerinin, sendikal ve halk hareketlerinin her cephesinde kadınlar ön saflardadır.
Çünkü şiddetin, emperyalist sömürgeciliğin, iklim krizinin, savaşların ve neoliberal politikaların sonuçlarından en fazla etkilenenler bizleriz.
Brezilya’da da durum aynıdır. Aşırı sağın ve faşizmin saldırılarına karşı ilk savunma hattını kadınlar oluşturmaktadır.
“Hepimiz YPJ’yiz” kampanyası özellikle bugün büyük önem taşımaktadır. Çünkü bir yandan Rojava Devrimi’nin kazanımları hedef alınırken diğer yandan dünya çapında emperyalist saldırılar yoğunlaşmaktadır.
Uluslararası dayanışma bu mücadelede izlenecek yoldur.
*Bolsonaro ile Erdoğan’ın faşist politikaları arasında ne gibi benzerlikler vardır? Halkların kendi bölgelerinde demokratik sistemler kurabilmeleri için karşılaştıkları zorluklar nelerdir?
Erdoğan, 2000’li yılların başında ekonomik kriz ve derin toplumsal hoşnutsuzluk ortamında Türkiye’de iktidara geldi. İktidara geldikten sonra otoriterlik, militarizasyon ve siyasi baskıyı giderek artırdı. Bu yönleriyle Bolsonaro’ya benzemektedir; elbette ulusal ve tarihsel farklılıklar da vardır.
Hem Bolsonaro hem de Erdoğan, açıkça sömürgeci, emperyalist, ABD yanlısı ve otoriter bir proje etrafında birleşen küresel aşırı sağ liderler akımının parçalarıdır.
*Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü konusunda ve barış sürecine ilişkin mesajınız nedir?
Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve umut hakkı için verilen mücadele demokratik bir mücadeledir. Öcalan, Kürt halkının meşru lideridir ve 27 yıldır devam eden tutukluluğu siyasi bir baskı ve Kürt halkının kendi kaderini tayin mücadelesini zayıflatma girişimidir.
Brezilya’dan, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için yürütülen uluslararası kampanyayı destekliyorum.
Göndermek istediğim mesaj şudur:
Yalnız değilsiniz. Direnişinizin sesi Brezilya’da da yankılanıyor ve bize ilham veriyor.
Zafere kadar!
Mariana Conti kimdir?
Mariana Conti, Brezilya'daki Sosyalizm ve Özgürlük Partisi (PSOL) bünyesinde faaliyet gösteren Sosyalist Sol Hareketi'nin (MES) üyesi ve Campinas Belediye Meclisi üyesidir. 2017 yılında başladığı belediye meclisi üyeliğini üç dönemdir sürdüren Mariana Conti, son iki yerel seçimde kentte en yüksek oyu alan meclis üyesi oldu. Kadın hakları, sosyal adalet, antifaşizm ve ekososyalizm alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan Mariana Conti, 2025 yılında Filistin'le dayanışma amacıyla düzenlenen uluslararası insani yardım girişimi Küresel Sumud Filosu'nun Brezilya delegasyonunda da yer aldı. 2026 seçimlerinde São Paulo eyalet milletvekilliği için aday adayları arasında bulunuyor.