Tunuslu kadınlar, ‘İş, özgürlük, onur’ talebiyle meydanlarda
İşsizlik ve yıllardır süren bekleyişe karşı harekete geçen Tunuslu kadınlar, toplumsal kısıtlamaları aşarak yürüyüş ve oturma eylemlerinin ön saflarında yer aldı. Kadınlar, iş ve onurlu yaşam talebiyle protestolara öncülük ediyor.
NEZİHA BOUSSAİDİ
Tunus - İstihdam edilme ve iş sahibi olma hakkını bekleyen Tunuslu kadınların sabrı tükendi. İşsiz kadınlar, uzun yıllar süren eğitimin karşılığını alabilmek için daha fazla bekleyecek zamanlarının kalmadığını düşünüyor. Yıllardır biriken öfke ve gerçekleşmesi imkansız hale gelen bir hayalin peşinde geçen zaman, kadınları kitlesel biçimde yürüyüşlere ve protesto eylemlerine katılmaya yöneltti.
İş ve özgürlük talepleri
Kadınlar, “İş, özgürlük, ulusal onur” sloganını taşıyarak eylemlerin ön saflarında yer aldı. İşsiz kadınların dikkat çekici biçimde sokağa çıkması ve protesto hareketine öncülük etmesi Tunus’ta beklentilerin ötesine geçti. Hatta birçok eylemde kadınların katılım oranı yüzde 100’e ulaştı. Protesto hareketlerinin ön saflarında yer alan ve iş ile istihdam hakkı talebini yüksek sesle dile getiren çok sayıda kadın, “meydanların özgür kadınları” olarak anılmaya başladı. Bu kadınlar arasında Neceva El-Kuki, Sekine Şamhi, Sara Trablusi, Şirin Ganimî, Nuha Ulad Nasr ve Naime Dayfullah da bulunuyor.
Tunuslu işsiz kadınlar, güneşin altında mücadele etmekten kurumların önünde tekrar tekrar eylem yapmaya, hatta çalışma ve onurlu yaşam haklarını savunmak için 400 kilometreye ulaşan uzun yürüyüşlere katılmaya kadar pek çok zorlukla karşı karşıya kalıyor. Taleplerini karşılayamadan geri dönmek zorunda kalan Naime Dayfullah gibi eylemci kadınlar hayal kırıklığı yaşasa da protestocuların kararlılığı sürüyor. Gafsa, Cenduba, Menzel Buzeyane, Kayrevan ve Kef gibi birçok bölgede eylemler bugün de devam ediyor.
Genç kadınlar güvencesiz iş olanaklarından bile yoksun
Eylemci Sekine Şamhi, Kayrevan ve başkent Tunus’taki protestolarda işsiz kadınların sayıca önde olmasını Tunuslu kadınların mücadeleci yapısına ve üniversite diplomasının geleceğe yönelik bir kazanım olduğuna ilişkin bilinçlerinin yüksek olmasına bağladı. Üniversite mezunlarının yüzde 60 ila 70’ini kadınların oluşturduğuna dikkat çeken Sekine Şamhi, bunun kadınların iş hakkı talebiyle yürütülen harekete yoğun katılımını açıkladığını söyledi.
Erkeklerin işsiz kalmamak için inşaat ve ticaret gibi alanlarda çalışmaya yöneldiğini, bu nedenle protestolara katılmakta zorlandığını belirten Sekine Şamhi, genç kadınların ise bu tür güvencesiz iş olanaklarından yoksun olduğunu ifade etti. Bu durumun kadınlara halk hareketlerine katılmak için daha fazla zaman bıraktığını kaydeden Sekine Şamhi, bazı eylemlerde her 20 kadına karşılık yalnızca bir erkeğin bulunduğunu dile getirdi.
‘Protestolara katılan kadınlar güvenlik güçlerinin tacizine maruz kalıyor’
İşsiz kadınların ekonomik şiddetle ve özellikle muhafazakar toplumlarda yaygın olan erkek egemen zihniyetle karşı karşıya kaldığını ifade eden Sekine Şamhi, şöyle konuştu:
“Bu toplumlarda genç kadınların eğitim almasına ve çalışmasına izin veriliyor, ancak protestolara katılmaları engellenebiliyor. Buna rağmen çok sayıda kadın farklı yöntemlerle bu kısıtlamalara karşı çıkıyor. Bazı kadınlar eylemlere katılmak için evlerinden gizlice çıkıyor veya bölgesel protestolara katılabilmek amacıyla kendilerini gizliyor. Uzun mesafeler nedeniyle ulusal düzeydeki eylemlere katılmak kadınlar için daha zor. Protestolara katılan kadınlar güvenlik güçlerinin tacizine, zorbalığa ve alaya maruz kalıyor; ayrıca çok sayıda kişisel ve psikolojik zorlukla karşılaşıyor.”
Sivil toplum aktivisti Hayat El-Attar da işsiz kadınların yanı sıra tarım ve fabrika işçilerinin ve çevresel sorunlardan etkilenen kadınların da protestolara geniş ölçüde katıldığını vurguladı. Kadınların, hakların kendilerine verilmesini beklemek yerine mücadele ederek kazanılması gerektiğine inandığını söyleyen Hayat El-Attar, karşılaştıkları damgalama ve şiddete rağmen aynı harekette üç kuşağın, yani anne, kız ve torunun birlikte yer alabildiğine dikkat çekti.
‘Kadınların sahadaki katılımı kalıplaşmış yargıları kırıyor’
Kadınların sayısal ve niteliksel açıdan güçlü katılımının, Ulusal Kadınlar Günü vesilesiyle Kadın Bakanlığı önünde işsiz kadınlar tarafından düzenlenen protestoda açıkça görüldüğünü belirten Hayat El-Attar, “Kadınların sahadaki katılımı kalıplaşmış yargıları kırıyor. Kadınlar eylemlerin ön saflarında yer alan liderlere dönüşüyor ve kendi koşullarını iyileştirmek için etkili bir baskı gücü oluşturuyor. İşsiz kadınlar mücadelelerini sürdürüyor. Başkentteki Belediye Tiyatrosu önünde geceyi sokakta geçirmeye varan eylemler gerçekleştiren kadınlar, şiddetin ve güvenlik baskısının çeşitli biçimlerine katlanıyor” dedi.
“Yollar tıkandığında ve işsizlik uzadığında Tunuslu kadını ön saflarda görüyoruz. Kadınlar karşı koyuyor, mücadele ediyor ve haklarını talep ediyor. Hakkı konusunda sessiz kalmamaya alışmış bir kadın, bugün marjinalleştirilmenin ve dışlanmanın kurbanı olmayı kabul edemez” ifadeleriyle sözlerine başlayan Ulusal İşsiz Yükseköğrenim Mezunları Derneği Sözcüsü Afaf Ammami ise, protestocu kadınların Sidi Buzid, Rakkab, Cenduba, Kef, başkent Tunus ve Gabes’in Hamma bölgesi gibi farklı yerlerde günlük eylemlerin ve oturma eylemlerinin ön saflarında yer aldığına vurgu yaptı. Afaf Ammami, kadınların bu eylemlerle marjinalleştirilmeyi protesto ettiğini ve onurlu bir yaşam hakkına sahip çıkmaya devam ettiğini kaydetti.
İşsiz bir kadının yaşamda yalnızca bir sayıdan ibaret olmadığını vurgulayan Afaf Ammami, “İşsiz kadın, ülkesinde ve geleceğinde iş ve onur hakkını talep eden bir sestir. Kadınlar, ‘İş, özgürlük, ulusal onur’ sloganını yüksek sesle dile getirerek eylemlerin ön saflarında yer alıyor ve bu slogan anlamını ve etkisini hala koruyor. İşsiz kadınlar bugün bilinçleri ve güçlü kişilikleri sayesinde haklarını talep etme cesaretine sahip. Toplumun kıyısında kalmayı ve onurlu bir yaşam sürme konusundaki temel haklarından vazgeçmeyi reddediyorlar” şeklinde konuştu.