Kirmanşan’da kadınlar artan yaşam maliyetleri nedeniyle göç ediyor

Kirmanşan’da artan kira ve yaşam maliyetleri, kadınları daha küçük evlere ve kentin çeperlerine iterken, bazıları geçim baskısı nedeniyle köylere dönmek zorunda kalıyor. Tersine göç, kadınların yoksulluk ve hizmetlere erişimini derinleştiriyor.

SARA POURKHAZARİ

Kirmanşan – Rojhilat Kürdistan’ın Kirmanşan kentinde artan kira bedelleri ve yaşam maliyetleri, özellikle hane reisi kadınların barınma koşullarını zorlaştırıyor. Gelirleri giderlerini karşılamayan kadınlar, daha küçük evlere ve kentin kenar mahallelerine yönelirken, bazıları ise kentte yaşamayı sürdüremeyerek çevre ilçe ve köylere göç etmek zorunda kalıyor. Enflasyonun yükselmesiyle birlikte haneler, temel ihtiyaçlardan konuta kadar harcamalarını kısmaya ve daha düşük maliyetli seçeneklere yönelmeye çalışıyor. Ancak bu durum, özellikle bağımsız geliri sınırlı olan hane reisi kadınlar açısından yoksulluk ve kısıtlılıkların daha da derinleşmesine neden oluyor.

Kira bedelleri ve diğer yaşam giderlerinin baskısı nedeniyle bir süredir göç etmek zorunda kalan Kebriya Z., ekonomik koşullar nedeniyle önce Mesken Mahallesi’nden daha küçük bir eve ve daha düşük gelirli bir mahalle olan Anahita Mahallesi’ne taşındıklarını belirtti. Ardından aynı sorunlar nedeniyle Kırnaçı’ya taşındıklarını aktaran Kebriya Z., “Şimdi ise kira bedellerinin ve gıda masraflarının artması bizi köye gitmeye mecbur bıraktı, çünkü artık kentte yaşamak mümkün değil. Bir süredir Kirmanşan’ın çeperindeki Qazançı köyünde kiralık bir evde yaşıyorum. Ancak köyde yaşamama rağmen gelecek yıl da kentten daha uzaktaki bir köye göç etmek zorunda kalacağımı hissediyorum. Çünkü bu masraflar her geçen gün daha da ağırlaşıyor” sözlerine dikkat çekti.

Kentten köye göç ediyorlar

Bir süre Qasr-e Şirin’de yaşayan ve ekonomik koşullar nedeniyle Şelas Babacani çevresindeki köylerden birine tersine göç etmek zorunda kalan Raziye S., artık kentte yaşamını sürdürecek gücünün kalmadığını belirtti. Babasının köyüne geri döndüğünü ve şu anda babasının evinin avlusundaki küçük bir odada kaldığını aktaran Raziye S., geçimini sağlamak için çalışmak zorunda olduğunu dile getirdi. Köyde tarım işlerinden başka iş imkanının bulunmadığını söyleyen Raziye S., 18 yaşındaki büyük kızını da üniversiteye gönderemediğine vurgu yaptı. Köyün kentten çok uzakta olduğunu ve kızını üniversiteye götürebilecek bir ulaşım aracının bulunmadığını da sözlerine ekleyen Raziye S., kentte daha fazla olanak bulunmasına rağmen yüksek yaşam maliyetleri ve ekonomik baskı nedeniyle kentte yaşamanın mümkün olmadığını kaydetti.

Sosyoloji bölümü öğrencisi Mitra Q., toplumsal cinsiyetin istihdam alanındaki rolünün kadınları ekonomik baskılara karşı daha kırılgan hale getirdiğini belirtti. Erkeklerin çeşitli işlerde işe alınmada daha fazla önceliklendirildiğini ve bu nedenle işten çıkarılma ya da çalışma hayatından dışlanma durumunda ilk etkilenen grubun kadınlar olduğunu aktaran Mitra Q., kadınlar için iş olanaklarının sınırlı olmasının bağımsız gelir elde etmelerini de engellediğini söyledi.

Mitra Q., “Bu baskılar sonunda kadınları tersine göçe yöneltiyor; bu göç bir seçimden değil, kent yaşamını sürdürme konusundaki zorunluluktan ve yetersizlikten kaynaklanıyor. Son yıllarda eğitim, iş veya mali bağımsızlığa ulaşma umuduyla daha büyük kentlere göç etmeyi başaran birçok kadın, artık zorlu ekonomik ve toplumsal koşullar nedeniyle başlangıç noktasına dönmek zorunda kalıyor. Bunun sonucunda tersine göç, hane reisi kadınlar veya daha iyi bir gelecek umuduyla kentlere gelen genç kadınlar için zorunlu bir dönüş döngüsüne dönüşüyor. Bu durum kadınların bağımsızlıklarını ve güvenliklerini daha fazla tehdit eden bir döngü” ifadelerinde bulundu.