Kirmanşan’da kadınlar yoksulluk nedeniyle ikinci el kıyafetlere yöneliyor

Kirmanşan’da artan enflasyon ve düşen alım gücü, kadınları ve çocukları ikinci el kıyafet pazarlarına yöneltiyor. En ucuz kıyafetlerin bile karşılanamadığı pazarlarda yoksulluk, kadın ve çocukların en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamasını zorlaştırıyor.

SARA POURKHAZARİ

Kirmanşan - Eski ve yıpranmış gömlekler, pantolonlar ve etekler üst üste yığılmış durumda. Çok sayıda kadın, çocuklarının ellerinden tutarak bu yığının etrafında toplanmış, toz ve kirin arasında kıyafetleri karıştırarak adeta sessiz bir ritüeli yerine getiriyor. Kadınlardan biri, kıyafet yığınının arasından kırmızı bir elbise çıkarıyor. Toza bulanmış kırmızı rengi, gözlerinde bir mutluluk kıvılcımı yaratıyor. Fiyatının yalnızca 30 bin tümen olduğunu duyduğunda dudaklarında kısa ama derin bir gülümseme beliriyor ve hiç beklemeden elbiseyi küçük kızına giydiriyor. Dağınık saçları ve yırtık ayakkabılarıyla kadınlar ve küçük kız çocuklarından oluşan bu görüntü, yoksulluk denilen şeyin bir parçasını oluşturuyor.

Kıyafet alımı öncelik listesinden çıktı

Son yıllarda enflasyon ve kontrolsüz pahalılıkla birlikte toplumun büyük bir kesiminin geri plana ittiği en temel ihtiyaçlardan biri de giyim oldu. Birçok hane uzun süredir kıyafet alımını öncelik listesinden çıkarmış durumda ya bu ihtiyacı erteliyor ya da eski ve ikinci el kıyafet pazarına yöneliyor. Çünkü resmi piyasada bu ihtiyacı karşılayacak maddi güce sahip olmadıklarını biliyorlar. Bu pazarda ilk göze çarpan ise kıyafetlerin hijyenik durumu. Başka kişiler tarafından defalarca kullanıldığı açıkça görülen kıyafetler, herhangi bir dezenfeksiyon yapılmadan veya hijyen kurallarına uyulmadan yeniden tüketicinin eline ulaşıyor. Bu tüketiciler ise çoğunlukla kadınlardan oluşuyor ve kendileri ile çocuklarının kıyafet ihtiyacını karşılamak için bu pazara sığınmak zorunda kalıyor. Ancak bu sığınak, cilt, enfeksiyon ve alerjik hastalıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlayarak yoksulluk döngüsünü daha da karmaşık hale getirebilir.

‘Kıyafet almak ekonomik gücümü aşıyor’

Pazardan kendisi ve kızı için ikinci el kıyafet alan Semira M., “Ailenin geçimini ben sağlıyorum ve benimle kızımın aylık toplam geliri 4 milyon tümenden az. Piyasada kıyafetlerin fiyatı milyonlara ulaştı ve bunları satın almak benim gücümü aşıyor. Bu nedenle her biri 100 bin tümenden daha ucuz olan bu kıyafetlerden almak zorundayım. Geçen ay buradan bir pantolon aldım. Onu yıkadım ve birkaç günden fazla giymedim, ancak kullandıktan sonra ciddi bir enfeksiyon geçirdim. Buna rağmen bugün yine buradan alışveriş yapmaya geldim; çünkü kendim ve kızım için kıyafet almak zorundayım. Her ne kadar bu kıyafetlerin çoğunun temiz olmadığını ve yeniden bizim için sorun yaratabileceğini bilsem de” dedi.

Dünyanın birçok ülkesinde ikinci el kıyafet pazarı, ekonomik tasarruf ve çevresel kaygılar amacıyla belirli denetim ve standartlar çerçevesinde faaliyet gösteriyor. Ancak İran’da bu pazara yönelmek çoğunlukla yoksulluk ve alım gücündeki düşüşün sonucu. Bu kıyafetlerin birçoğu yerli üretim ve birkaç kez alınıp satıldıktan sonra Kirmanşan’ın ucuz ürün pazarlarına ulaşıyor ve kalitesine göre 2 bin ile 100 bin tümen arasında satılıyor. Buna rağmen bu düşük fiyatlar bile birçok aile için ağır geliyor ve bazı alıcıların 30 bin tümen veya daha azını bile ödeme gücü bulunmuyor. Bunun sonucunda, insanın en temel ihtiyaçlarından biri olan giyinme ihtiyacını karşılamak toplumun büyük bir kesimi için zor ve kimi zaman imkansız bir işe dönüşüyor.

Kadınların ikinci el kıyafet almak için bile parası yok

Kirmanşan’daki Cuma Pazarı’nda kadınlara yönelik ikinci el kıyafet satan Nusret Ş., “İkinci el kadın ve çocuk kıyafetleri satıyorum ve her kıyafetin ortalama fiyatı 20 ile 40 bin tümen arasında. Ürünlerin pahalı olması ve insanların maddi gücünün bulunmaması nedeniyle kadınlar Cuma Pazarı’ndan bu tür ürünleri almaya yöneldi” dedi. Bu ürünleri başka kişilerden satın alıp daha sonra sattığını anlatan Nusret Ş., ancak fiyatların düşük olmasına rağmen alışveriş için gelen birçok kadının 20 bin tümeni bile ödeme gücünün olmadığına dikkat çekti.

Nusret Ş.’nin anlattıkları, Kirmanşan’daki dar gelirli kesimler arasında yoksulluğun ne kadar derinleştiğini gösteriyor. Öyle ki birçok kişi ikinci el kıyafetleri bile satın alma gücüne sahip değil. Bazı kadınlar için 20 bin tümen ödemek bile zor ve kimi zaman satın alma güçleri parça başına 5 ila 10 bin tümenle sınırlı kalıyor.

Kirmanşan’da gazeteci Şükufe S., İran’daki sefalet endeksinde ilk sırada yer alan vilayette bu tür yoksulluk manzaralarının şaşırtıcı olmadığına dikkat çekerek, şu ifadelerde bulundu:

“Bedenini örtmek için en kirli kıyafet yığınlarının arasında 10 bin tümenlik bir kıyafet arayan bir kadını düşünün. Böyle bir insanın uzun zamandır düzgün bir yemeğin yüzünü görmediği ve kronik açlıkla mücadele ettiği açıktır. Kontrolsüz enflasyon ve ulusal para biriminin değer kaybettiği koşullarda birçok insan çocuklarına kıyafet almak için 10 ila 100 bin tümen arasındaki miktarları bile karşılayamıyorsa, bu durum yoksulluğun insanların yaşamlarını ne kadar korkunç ve tahayyül edilemez bir biçimde kuşattığını gösteriyor. Ancak bu yoksulluk onlarca veya yüzlerce kişiyle sınırlı değil; Kirmanşan nüfusunun binlercesi bu koşullarla mücadele ediyor ve bu yaygınlık, geçim krizinin derinliğini açıkça ortaya koyuyor.”

Yoksulluğun yaşamlarını kuşattığı insanlar arasında geçirilen birkaç saat, Kirmanşan’daki kadın ve çocukların yaşadığı yoksunluğu gözler önüne seriyor. Eski kıyafet yığınlarının arasında küçük kız çocukları umut dolu gözlerle kendileri için güzel bir kıyafet arıyor. En temel ihtiyaçları ve en basit hayalleri bile yoksulluk ve pahalılığın gölgesinde kalan çocuklar, bu yığınların arasında umutlarını korumaya çalışıyor.