Kadınlar mirası emeğe dönüştürüyor: Halfa zanaatıyla yeni yaşam
Tunus’un Kasserine kentinde kadınlar, halfa zanaatını yalnızca yaşatmakla kalmıyor; onu ekonomik bağımsızlık ve toplumsal güçlenmenin aracına dönüştürüyor. Geleneksel üretim, bugün kadınlar için yeni bir yaşam ve gelir kapısı haline geliyor.
İHLAS HAMRUNİ
Tunus – Kasserine bölgesinin derinliklerinde, doğa ile mirasın iç içe geçtiği ve geleneksel zanaatların yerel kimliğin bir parçası olarak şekillendiği bu coğrafyada, halfa zanaatı uzun bir el emeği yaratıcılığı tarihini içinde barındıran en önemli kültürel zenginliklerden biri olarak öne çıkıyor.
Kuzey Afrika’nın kurak coğrafyasında kendiliğinden yetişen halfa otu, yüzyıllardır bölge halkının gündelik yaşamında önemli bir yer tutuyor. Dayanıklı lifleri sayesinde sepetten hasıra, aksesuardan dekoratif ürünlere kadar birçok alanda kullanılan bu bitki, özellikle kırsal bölgelerde kadın emeğiyle şekillenen geleneksel üretimin temel hammaddelerinden biri olarak öne çıkıyor. Tunus’un Kasserine bölgesinde ise halfa otu yalnızca bir el sanatı değil; kadınlar için geçim kaynağına, dayanışma alanına ve kültürel mirası geleceğe taşıyan bir üretim biçimine dönüşmüş durumda.
Bu bağlamda, zanaatkâr Yamna Asudi ve arkadaşlarının deneyimi, mirası koruma ile yeni yaşam ve iş fırsatları yaratmayı bir araya getiren canlı bir model olarak öne çıkıyor.
Birçok kadın için geçim kaynağı

Geleneksel el sanatlarıyla uğraşan Yamna Asudi, meslek yolculuğunun basit bir ilgiyle başladığını ve zamanla kapsamlı bir projeye dönüştüğünü belirtiyor. Beş uluslararası kuruluşla iş birliği içinde bir zanaat köyünün kurulmasına katkı sunduğunu, sivil cezaevinde eğitmen olarak görev yaptığını ve güzel sanatlarla bağlantılı alanlarda çalıştığını ifade eden Yamna Asudi, aynı zamanda bir grup genç kadının yer aldığı bir projeyi de yönetiyor.
Çalışmalarında halfa ürünlerinin pazarlanmasına ve bölgenin özelliklerinin tanıtılmasına odaklandığını belirten Yamna Asudi, sepetler ve hasırlar gibi geleneksel ürünleri duvar tablolarına ve sanatsal eserlere dönüştürerek yeni tasarımlar geliştirdiğini söylüyor. Başlangıçta halfayı dekorasyon, giyim ve ev eşyalarında kullandığını, daha sonra bu malzemeye duyduğu gerçek tutkuyu keşfettiğini ifade ediyor.
Zanaata olan bağlılığının komşusunun bu işi yapmasını görmesiyle başladığını söyleyen Asudi, ondan dikiş tekniklerini öğrendiğini ve zamanla halfanın sadece geleneksel bir malzeme değil, geliştirilmeye ve yaratıcı üretime açık bir kaynak olduğunu fark ettiğini belirtiyor.
Yamna Asudi, "Mesleki yeterlilik kartı ve sertifika aldım; bu da bana Tunus içinde ve dışında düzenlenen fuarlara katılma imkânı sağladı ve projeyi geliştirerek birçok kadın için geçim kaynağına dönüştürmenin önemini kavramama yardımcı oldu" dedi ve bugün atölyesini genişletmeyi ve sürdürülebilir bir kuruma dönüştürmeyi hedeflediğini ekledi.
‘Atölyeler bir nefes alma alanı ve yalnızlıktan çıkma fırsatı oldu’
Yamna Asudi, özellikle kırsal bölgelerde birçok kadınla çalıştığını, yürüttüğü atölyelerin onlar için gerçek bir nefes alma alanı ve yalnızlıktan çıkma fırsatı sunduğunu ifade ediyor. Ayrıca "Hiba Art Geleneksel El Sanatları" adlı projesiyle kendine özgü bir iz bıraktığını ve bu projenin artık onunla özdeşleştiğini belirtiyor.
Her meslekte olduğu gibi başlangıçta zorluklar yaşadığını, özellikle uzun deneyime sahip zanaatkârların bulunduğu bir alana girdiği için başarısızlık korkusu yaşadığını ifade eden Yamna Asudi, buna rağmen kendine olan inancı sayesinde devam ettiğini ve zor aile koşullarına rağmen çalışmayı sürdürdüğünü söylüyor. Özellikle hasta kızına bakmasının onu durdurmadığını, aksine başarı konusunda daha kararlı hale getirdiğini vurguluyor.
Yamna Asudi, katıldığı fuarlarda Kasserine hakkında olumlu bir imaj sunmaya özen gösterdiğini belirterek, bölgenin söylendiği gibi marjinalleşmiş bir yer olmadığını, aksine halfa ve geleneksel el sanatları açısından zengin bir tarım bölgesi olduğunu ifade ediyor. Berberi halıları ve Kasserine’e özgü halfa ürünlerinin Tunus dışında da tanındığını ve değerlendirilmeyi hak eden bir kültürel kimlik taşıdığını vurguluyor.
Ayrıca atölyesinin birçok kadın için geçim kaynağı haline geldiğini belirten Yamna Asudi, bunlar arasında daha önce cezaevinde eğittiği bir kadının da bulunduğunu ve onun serbest kaldıktan sonra kendi projesini geliştirmesine yardımcı olduğunu ifade ediyor. Bu sayede birçok kadının çocuklarını geçindirebildiğini ve yaşam koşullarını iyileştirdiğini belirtiyor.
Konuşmasının sonunda, halfa malzemesinden yapılan takılar, bilezikler, aksesuarlar ve tiyatro ekiplerinin kullandığı şemsiyeler gibi birçok ürün geliştirdiğini, ayrıca güzel sanatlar alanındaki uzmanlarla iş birliği içinde sanatsal ve deniz temalı aksesuarlar ürettiğini ifade ediyor.
Kadınların halfa zanaatındaki deneyimleri
Yamna Asudi’nin kurduğu bu alanda, öğrenme ve gelişme isteğini yansıtan başka kadın deneyimleri de ortaya çıkıyor. Stajyer Rim Süleymani, halfa zanaatı konusunda önceden hiçbir deneyimi olmadığını, ancak atölyede eğitmeni izleyerek adım adım öğrenmeye başladığını ve zamanla beceri kazandığını ifade ediyor.
Rim Süleymani, "Bu alana çok ilgi duydum, özellikle halfa hakkında yapılan program ve medya röportajlarını izledikten sonra bu zanaatın gelişmek, öğrenmek, çalışmak ve gelir elde etmek için gerçek bir fırsat olduğuna ikna oldum" dedi.
Bu alana girdikten sonra halfanın yalnızca dekorasyon için değil, çeşitli ve faydalı ürünlere dönüştürülebileceğini keşfettiğini belirten Rim Süleymani, grup içindeki iş birliği sayesinde öğrenme sürecinin kolaylaştığını ifade ediyor.
Köklü gelenek ve yaratıcılık bir arada
Öte yandan stajyer Surayya Cebbari, "Beni halfa zanaatına çeken ilk şey, basit malzemeleri evleri süsleyen sanatsal parçalara dönüştürme gücü ve estetik güzelliğiydi" dedi ve bu ürünleri sanatsal objeler ve dekoratif parçalar olarak gördüğünü, bu nedenle başından itibaren bu alana ilgi duyduğunu belirtti.
Surayya Cebbari ayrıca, "Bu zanaatta hem köklü gelenek hem de yaratıcılığı bir arada buldum. Bir grup içinde çalışmak öğrenmemi kolaylaştırdı ve diğer kadınlarla deneyim paylaşmamı sağladı" diyerek deneyiminin daha verimli ve geliştirici olduğunu ifade etti.
Rim Süleymani ve Surayya Cebbari, bu deneyimin kendilerine hem mesleki beceri kazandırdığını hem de maddi bağımsızlıklarını sağlayacak bir iş öğrenmelerine yardımcı olduğunu vurguladı.
Bireysel yaratıcılık ve kolektif çalışma birleşiyor
Bu deneyimin sonunda, Yamna Asudi’nin vizyonu ile stajyerlerin deneyimleri birleşerek bütünlüklü bir model ortaya koyuyor. Böylece halfa, geleneksel bir malzemeden gerçek bir kalkınma projesine dönüşüyor. Bireysel yaratıcılık ile kolektif çalışmanın birleştiği, mirasın korunması ile yeni ekonomik fırsatların açıldığı bu deneyim, Kasserine’de kadınların güçlenmesi ve geleneksel zanaatların yerel kalkınmadaki rolünün artması açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor.