Kasserinli kadın bilimsel bilgiyi sürdürülebilir bir tarım projesine dönüştürdü
Genç girişimci Ata Barkavi, biyoteknoloji bilgisini tarımsal mekanizasyona taşıyarak, atıkları değere dönüştüren sürdürülebilir bir model kurdu. Önyargıları aşan Ata Barkavi, hem çevreyi koruyan hem de çiftçiye gelir sağlayan bir dönüşüme öncülük ediyor.
İHLAS HAMRUNİ
Tunus- İşsizlik, çevresel kriz ve bölgesel eşitsizliklerin iç içe geçtiği Kasserin’de bir genç kadın, bilimsel bilgisini sahaya indirerek sessiz ama etkili bir devrim başlattı. Ata Barkavi, üniversite sıralarında edindiği biyoteknoloji altyapısını işletme vizyonuyla birleştirerek, tarımsal atıkları döngüsel ekonominin parçasına dönüştüren yenilikçi bir girişim kurdu.
Zeytin atıklarından doğal gübreye, dikenli incirden alternatif hayvan yemine uzanan üretim modeliyle yalnızca bir işletme değil; yerel kalkınmayı, çevreyi ve kadın girişimciliğini aynı potada buluşturan sürdürülebilir bir sistem inşa etti. Erkek egemen görülen tarımsal mekanizasyon alanında varlık göstererek önyargıları kıran Ata Barkavi, bugün hem üretici hem eğitmen hem de dönüşümün simge isimlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Bilimsel birikimle şekillenen net bir vizyon
Ata Barkavi, önce biyoteknoloji alanında lisans diploması aldı, ardından işletme yönetimi alanında yüksek lisans yaparak eğitimini sürdürdü. Ata Barkavi, mesleki eğitim ile bilimsel bilgiyi bir araya getiren bu yolculuğunu neden tercih ettiğini şu sözlerle açıklıyor: “Başarılı bir projenin mutlaka sağlam bir bilimsel temele dayanması ve stratejik vizyonla desteklenmesi gerektiğine inanıyordum.”
Zamanla uzmanlaştı
Eğitimi yalnızca üniversiteyle sınırlı kalmadı; özellikle Bizerte’deki Rimal Merkezi ve sektörel tarım eğitim merkezlerinde aldığı birçok tarımsal eğitimle kendini geliştirdi. Bu süreçte tarımsal ürünlerin katma değerli hale getirilmesi, tıbbi ve aromatik bitkilerin damıtımı ile tarımsal dönüşüm teknikleri üzerine uzmanlaştı.
Ata Barkavi, “Tarımsal eğitim bana geniş ufuklar açtı. Tunus’un kuzeyinden güneyine kadar sahip olduğu tarımsal zenginliğin büyüklüğünü fark ettim; ancak bu potansiyelin yeterince değerlendirilmediğini ve katma değere dönüştürülmediğini de gördüm” ifadelerini kullandı.
Eğitimden sahaya uzanan bir tutku
Bu süreçte Ata Barkavi, hem faaliyette olan hem de kuruluş aşamasındaki birçok tarım projesine saha ziyaretleri gerçekleştirdi. Tarımsal ürünlerin dönüştürülme yöntemlerini yerinde gözlemleme fırsatı buldu. İşte tam da bu noktada, ilgisi güçlü bir inanca dönüştü:
“Üniversitede düzenli olarak projeler hazırlamak ve bunları uzman jüriler önünde sunmak zorundaydık. Ayrıca projelerin ekonomik yansımalarını da analiz ediyorduk. Bu durum beni yalnızca teorik düşünmeye değil, her zaman pratik uygulamayı da hesaba katmaya yöneltti.”
Yenilikçi bir projesi
Proje ilk aşamada bir aile girişimi olarak ortaya çıktı. Babası, 2008 yılından bu yana Kasserin vilayetinde yaygın olan bazı tarımsal ürünleri - özellikle Hint inciri (dikenli incir) ve türevlerini değerlendirmeye yönelik manuel kıyma makineleri üretiyordu. Bu makineler, söz konusu ürünlerin alternatif hayvan yemi olarak kullanılmasını sağlıyordu.
Ata Barkavi, “Fikir başlangıçta basitti; ancak hem çevresel hem de ekonomik bir bilinç üzerine kuruluydu” diyerek süreci anlatıyor. Ancak ona göre bu faaliyet çok daha büyük bir potansiyel barındırıyordu. Bilimsel eğitimi ve yabancı şirketlerde edindiği mesleki deneyim sayesinde projeyi geliştirmeye karar verdi. Küçük bir atölye niteliğindeki girişimi, modern teknikleri özellikle tedarik merkezlerine uzak iç bölgelerdeki çiftçilere ulaştırmayı amaçlayan kurumsal bir yapıya dönüştürmek istedi.
Ata Barkavi, “Deneyimlerimin başkalarının yanında çalışmakla sınırlı kalması yerine, bölgeye ve tarım sektörüne hizmet edecek bir projede değerlendirilmemesi için hiçbir neden yoktu” sözleriyle kararının arkasındaki motivasyonu özetliyor.
İstihdam alanları sağlanıyor
Ata Barkavi’nin projesi, biyoteknoloji eğitiminin ilham verdiği sürdürülebilir ve çevre odaklı bir yaklaşıma dayanıyor. Bu yaklaşım, daha önce çevresel yük olarak görülen tarımsal ve endüstriyel atıkların katma değerli ürünlere dönüştürülmesini esas alıyor.
Ata Barkavi bu modeli şöyle açıklıyor: “Zeytin sıkım tesislerinden çıkan atıklar eskiden ya gelişi güzel atılıyor ya da yakılıyordu ve bu durum ciddi çevresel zararlara yol açıyordu. Bugün ise bu atıklar doğal gübre üretiminde ya da besin değeri yüksek yem hammaddesi olarak kullanılabiliyor. Parçalama makineleri ve bu makinelerle birlikte verilen eğitimler sayesinde söz konusu atıklar bütüncül bir ekonomik döngüye dahil ediliyor. Bu süreç; toprağın verimliliğini artırmaya, çevreyi korumaya ve çiftçilere ek gelir kaynakları yaratmaya katkı sağlıyor. Aynı zamanda yeni istihdam alanlarının oluşmasına da zemin hazırlıyor. Bu şekilde döngüsel ekonomi denklemine ulaşmış, ekonomik verimlilik sağlamış, çevrenin korunması için adım atmış ve sürdürülebilir yerel kalkınmaya da katkı sağlamış oluyoruz.”
Teknik bir sektörde kadın girişimciliğin zorlukları
Ata Barkavi’nin yolculuğu aynı zamanda zorluklarla doluydu. Özellikle tarımsal mekanizasyon gibi geleneksel olarak “erkek işi” olarak görülen teknik bir alanda faaliyet göstermesi, süreci daha da çetin hale getirmişti.
Ata Barkavi başlangıç dönemini şu sözlerle anlatıyor: “Bu tür projeleri yönetme kapasitem konusunda şüpheyle yaklaşıldı; hatta çevremdeki bazı kişiler bile bunu sorguladı. Ancak ben her zaman asıl ölçütün yetkinlik olduğuna inandım. Babamla birlikte atölyeye gittiğimde müşteriler benimle konuşmayı reddediyor, ‘Babanla konuşmak istiyoruz’ diyorlardı.”
Ancak sahadaki ısrarı, teknik bilgisi ve sürekli çalışması sayesinde hem çiftçilerle hem de iş ortaklarıyla güven ilişkisi kurmayı başardı. Zamanla varlığını kabul ettirdi ve projede belirleyici bir aktör haline geldi.
Finansman: Dönüm noktası
Projenin en kritik aşamalarından biri finansman süreci oldu. Özellikle başlangıç döneminde, yenilikçi ve alışılmadık bir model olması nedeniyle yatırımcıları ikna etmek kolay değildi.
Ata Barkavi bu süreci, “Proje yeniydi ve pek alışılmış bir model değildi. Bu nedenle finansman sağlamak başlangıçta oldukça zordu” sözleriyle ifade etti.
Dönüm noktası ise Avrupa Birliği tarafından “Irada” projesi kapsamında sağlanan destekle geldi. Bu finansman sayesinde proje geliştirildi, yeni ekipmanlar temin edildi ve kurumsal yapı güçlendirildi. Ardından bölgesel ve uluslararası birçok yarışmaya katılım sağlandı; ek hibeler kazanıldı. Ayrıca genç şirketlerle ve yüksek tarım enstitüleriyle iş birlikleri ve sözleşmeler yapılarak proje hem akademik hem de sektörel düzeyde daha geniş bir ağa kavuştu.
Sahadaki etki ve gelecek vizyonu
Proje, özellikle Kasserin’de dikenli incir bitkisini etkileyen kırmızı koşnil zararlısıyla mücadele sürecinde onlarca parçalama makinesinin üretilmesine katkı sağladı.
Bu sayede çiftçiler, ürünleri tamamen zarar görmeden önce değerlendirme imkanı buldu. Ayrıca proje kapsamında hem yüz yüze hem de çevrim içi eğitimler düzenlendi. Bu eğitimler, birçok kadın ve erkek çiftçinin yanı sıra küçük ölçekli girişimcilerin düşük maliyetlerle, hatta kendi evlerinden gelir getirici faaliyetler başlatmalarına olanak tanıdı.
Ata Barkavi bu yaklaşımı şu sözlerle özetliyor: “Hedefimiz, eğitimi ve modern teknikleri çiftçiye yaklaştırmak; sınırlı imkânlarla sürdürülebilir bir proje kurabilmesini sağlamak.”
‘Ancak kararlılık, zorlukları fırsata dönüştürebilir’
Ata Barkavi, sözlerini özellikle iç bölgelerde yaşayan genç kadın ve erkeklere yönelik umut dolu bir mesajla tamamlıyor:
“Her fikir, ne kadar basit görünürse görünsün, irade ve ciddi bir emekle başarılı bir projeye dönüşebilir. En önemli adım ilk adımdır; sonrası adım adım gelir. Engeller girişimcilik yolunun doğal bir parçasıdır. Ancak kararlılık, zorlukları fırsata dönüştürebilir.”