Savaş ve bombardıman Güney Kürdistan’ın yaban hayatını tehdit ediyor

Güney Kürdistan’da savaş, bombardıman, orman yangınları ve kaçak avcılık, yaban hayvanlarının yaşam alanlarını tehdit ediyor. Ekolojik tahribatın giderek derinleşmesi, bölgedeki nadir türlerin varlığını ve doğal dengenin geleceğini tehlikeye atıyor.

HÊVÎ SELAH

Silêmanî – Dünya Aslan Günü, aslanların korunmasına yönelik farkındalık oluşturmak ve bu alandaki çalışmaları desteklemek amacıyla 2013 yılından bu yana her yıl 10 Ağustos’ta düzenleniyor. Gün, yaban hayvanlarının doğadaki varlığının yalnızca yaşamlarını sürdürmeleriyle sınırlı olmadığını, ekolojik dengenin ve besin zincirlerinin temel unsurlarından olduklarını da hatırlatıyor.

Yaban hayvanlarının ve doğal yaşam alanlarının korunması, ekolojik dengenin sürdürülebilmesi açısından hayati önem taşıyor. Herhangi bir hayvan ya da kuş türünün yok olması, yüzlerce farklı bitki ve canlı türünün yaşam döngüsünü etkileyerek ormanların doğal yenilenme sürecini bozuyor ve zararlı canlılarla hastalıkların kontrolsüz biçimde yayılmasına zemin hazırlıyor. Dünya genelinde insan faaliyetleri ve iklim değişikliği doğal yaşam alanlarını tehdit ederken, Güney Kürdistan Bölgesi’nde ekolojik tahribat savaş, bombardıman ve işgal nedeniyle daha ağır ve karmaşık bir boyut kazanıyor.

Yaban hayvanlarının sayısında düşüş var

Güney Kürdistan Bölgesi’nin Qendîl, Metina, Garê, Asos, Bemo ve Zap gibi yüksek ve sarp dağları, Zagros’un doğal uzantıları olarak öne çıkıyor. Tarih boyunca bu bölgeler, Güney Kürdistan leoparı, yaban keçisi, boz ayı, Zagros kurdu, tilki ve çok sayıda nadir kartal ve şahin türü dahil olmak üzere nadir yaban hayvanlarının başlıca yaşam alanları ve sığınakları olarak biliniyor. Ancak bu dağlık bölgeler yıllardır komşu ülkelerin hava saldırıları, ağır bombardımanları ve askeri operasyonlarına sürekli maruz kalıyor.

Rastgele kullanılan füzeler ve bombalar yalnızca birkaç saniye içinde yüzlerce hektarlık meşe ormanını yakmakla kalmıyor, aynı zamanda nadir hayvanların yuvalarını ve başlıca barınma alanlarını da tamamen yok ediyor. Patlama sesleri, savaş uçakları ve silahlı insansız hava araçlarının sürekli hareketi bölgede kalıcı bir korku yaratırken, hayvanların ağır stres yaşamasına neden oluyor. Bu durum zorunlu göçe, yavruların kaybedilmesine ve doğal üreme döngülerinin bozulmasına yol açarak, yaban hayvanlarının sayısında tehlikeli bir düşüşe ve nihayetinde belirsiz bir yok oluş sürecine sürüklüyor.

Besin kaynakları yok ediliyor

Savaşın doğrudan yarattığı tehditlerin yanı sıra, Güney Kürdistan’ın ova ve dağlarında yaz ve sonbahar aylarında çıkan sürekli yangınlar da döngüsel bir felakete dönüşmüş durumda. Her yıl çıkan bu yangınların önemli bir bölümü mühimmat ve sınır ötesi bombardımanlar nedeniyle meydana gelirken, bir kısmı ise toprak kazanmak ve ormanları yok etmek amacıyla kasıtlı olarak çıkarılıyor ya da piknikçilerin ihmali sonucu başlıyor. Yangınların yayıldığı vadiler ve dağlarda, kirpi, yılan, kertenkele, semender ve uçma yeteneği gelişmemiş yüzlerce kuş türünün yavruları gibi binlerce küçük ve yavaş hareket eden canlı, alevlerden kaçamayarak yanıyor. Meşe ormanlarının bu şekilde yok edilmesi, büyük yaban hayvanlarının doğal besin kaynaklarının oluşumuna da ağır bir darbe vuruyor.

İşgalin napalm ve barutuna ek olarak, gelişmiş silahlar, elektrikli tuzaklar ve nehirlerde zehir kullanılarak gerçekleştirilen kaçak ve kontrolsüz avcılık da Güney Kürdistan Bölgesi’nin ekolojik yapısını daha büyük bir tehdit altına sokuyor. Yaban hayvanlarının yavrularının yasa dışı yollarla ticaretinin yapılması ve kara borsalarda satılması da ekolojik güvenliği bozuyor. Bunun yanı sıra kuraklık ve komşu ülkelerin sınır aşan nehirlerin akış yönünü değiştirmesi, dağlık bölgelerdeki su kaynaklarını kurutuyor. Bu durum hayvanları su aramak için köylere doğru inmeye ve kaçak avcıların hedefi haline gelmeye zorluyor.

Koruma alanları ilan edilmeli

Bu ekolojik felaketin durdurulması ve Güney Kürdistan’daki yaban hayvanlarının geriye kalan yaşam alanlarının korunması için somut adımlar atılması gerekiyor. Güney Kürdistan Bölgesi ve Irak hükümetlerinin, Birleşmiş Milletler ve uluslararası çevre kuruluşları aracılığıyla bombardıman ve savaşın yol açtığı ekolojik tahribatı komşu ülkelere karşı uluslararası platformlarda gündeme getirmesi gerekiyor.

Bunun yanı sıra çevre koruma yasalarının gözden geçirilmesi, kaçak avcılara ve ormanları yakanlara ağır para ve uzun süreli hapis cezalarının uygulanması, hayvanların üreme dönemlerinde korunması amacıyla Qeredax, Helgurd-Sekran, Pencwên ve Bemo dağlarında koruma alanlarının ilan edilmesi öneriliyor. Orman ve çevre koruma güçlerine gözetleme dronları, termal kameralar ve modern yangın söndürme ekipmanlarının sağlanması da gerekli önlemler arasında yer alıyor.