Mağrip: Beş ülke, tek kriz ve kadınların ödediği bedel (3)
Libya’da kadınların ekonomik kırılganlığı işsizlikle sınırlı kalmıyor; düşük ücret, güvencesiz çalışma ve bakım yükü ekonomik bağımsızlığı zorluyor. Küçük girişimlerin sürdürülememesi ve sosyal korumaya erişimdeki engeller de kırılganlığı derinleştiriyor.
Libya’da kadınlar için çalışmak ekonomik bağımsızlık anlamına gelmiyor
MUNA TOUKA
Libya- Libya’da bir kadın yıllarca çalışabilir ve buna rağmen ekonomik güvenlikten uzak kalabilir. Genç bir kadın iş arayıp bulamayabilir, küçük bir proje başlatıp artan maliyetler karşısında kapatabilir veya bakım sorumluluklarını paylaşacak kimseyi bulamadığı için istikrarlı bir işi bırakabilir. İş gücü piyasasına ilişkin veriler, eşitsizliğin boyutunu erken aşamada ortaya koyuyor. Dünya Bankası üzerinden yayımlanan Uluslararası Çalışma Örgütü tahminlerine göre 2025’te 15-24 yaş arasındaki Libyalı kadınların işsizlik oranı yüzde 69,2’ye ulaşırken, genç erkeklerde bu oran yüzde 41,7 oldu. Ancak işsizlik hikayenin tamamını anlatmıyor. Çalışmayan ve iş aramayan kadınlar zaten işsizler arasında hesaplanmıyor.
Bu göstergelerin ardında kırılganlığın farklı biçimleri bulunuyor: Haklarını talep ettiğinde işini kaybetmekten korkan bir çalışan, artan maliyetlerle başa çıkabilecek yeterli imkana sahip olmayan bir proje sahibi kadın ve bakım sorumlulukları nedeniyle iş gücü piyasasından ayrılmak zorunda kalan bir kadın. Tüm bu durumların ortak noktasında ise daha geniş bir soru var: Bir kadının iş sahibi olması ekonomik olarak bağımsız hale gelmesi için yeterli mi?
İşsizlikten önce başlayan bir eşitsizlik
Uluslararası Çalışma Örgütü verileri, Libya’da kadınların iş gücüne katılımının erkeklerden daha düşük olduğunu gösteriyor. Bu da eşitsizliğin bir bölümünün işsizlik rakamlarında görünmediği anlamına geliyor. Çalışmayan ve iş aramayan kadın işsiz olarak kaydedilmiyor; aile sorumlulukları, sınırlı fırsatlar veya uygun bir iş bulacağına dair beklentisinin olmaması nedeniyle iş gücü piyasasının dışında kalabiliyor. Böylece kırılganlık, iş gücü piyasasına hiç girmeyen bir kadın, iş arayıp bulamayan başka bir kadın ve istikrarsız bir işte veya sosyal koruma sağlamayan bir faaliyette çalışan bir başka kadın arasında dağılıyor. Genç kadınlar açısından sorun, meslek hayatının erken dönemlerinde başlıyor. 15-24 yaş grubundaki yüksek işsizlik, iş gücü piyasasına yeni giren çok sayıda kadının ilk işine kavuşmadan önce uzun bir dönemle karşı karşıya kaldığı anlamına geliyor. Bu durum bağımsız gelir ve birikim oluşturmanın yanı sıra mesleki deneyim edinmeyi de geciktiriyor.
İş sahibi olmak güvenlik anlamına gelmiyor
Bir işe ulaşmak bile kadını her zaman kırılganlık döngüsünün dışına çıkarmıyor. Bazı özel sektör kurumlarında çalışan kadınlar düşük ücret, fazla çalışma, istihdam koşullarının açık olmaması, sosyal korumanın sınırlı olması ve itiraz ettiklerinde işten çıkarılma korkusu gibi zorlu koşullarla karşı karşıya kalıyor. Kadının alternatif bir gelir kaynağı veya başka bir iş fırsatının bulunmaması, bu koşullarla mücadeleyi daha da zorlaştırıyor. Bu durumda maaş yalnızca emeğin karşılığı olmaktan çıkıyor ve kadının memnun olmadığı şartları kabul etmesinin nedeni haline geliyor.
‘19 yıllık deneyimim iş güvencesine dönüşmedi’
Necme Şeha, 19 yıldır hem özel sağlık kurumlarında hem de farklı bölümlerde hemşirelik yapıyor. Ancak yılların deneyiminin iş güvencesine veya yaptığı işe uygun bir gelire dönüşmediğini söyleyen Necbe Şeha, “Çalışmaya başladığımda günlük 8 saat karşılığında aylık 150 dinar alıyordum. Daha sonra acil servise geçtim ve maaşım önce 300, ardından 350 dinara yükseldi. Kariyerim boyunca aldığım en yüksek maaş 400 dinarı geçmedi. Bazı günler sabah 08.00’den akşam 16.00 veya 17.00’ye kadar çalışıyordum. Fazla mesailerimiz hesaplanmıyor ve karşılığı ödenmiyordu. Çalıştığım sağlık merkezlerinden yalnızca biri fazla mesaiyi hesaba katıyordu, diğerlerinde ise böyle bir uygulama yoktu” dedi.
Çalışma koşullarındaki baskı istifaya zorladı
Bazı işlerinin çalışma koşullarını açıkça belirleyen yazılı sözleşmelere bağlı olmadığını belirten Necme Şeha, haklarını talep ettiğinde işten çıkarılmak ve maaşından kesinti yapılmakla tehdit edildiğini aktardı. Daha önce kendisine saldıran bir kişiye hizmet vermesinin istendiğini aktaran Necma Şeha, bu talebi reddetmesi üzerine yöneticisi tarafından işten çıkarılmakla tehdit edildiğini ve bunun ardından istifa ettiğini kaydetti.
Necme Şeha’nın deneyimi bu uygulamaların tüm özel sektör kurumlarını temsil ettiği anlamına gelmiyor. Ancak bu deneyim, gelirini kaybetme korkusunun çalışanın itiraz etme veya işten ayrılma kapasitesini nasıl sınırlayabileceğini gösteriyor.
‘Yasalar kadınların haklarını kullanabilmesini garanti etmiyor’
Hukukçu Cemile Musa, Hikmet Kadınlar Derneği Başkanı olarak kadınların ekonomik kırılganlığının işsizlik veya düşük gelirle sınırlanamayacağını, sorunun kadının işe erişebilmesi, işini sürdürebilmesi ve yasanın sağladığı korumadan yararlanabilme kapasitesine kadar uzandığını söyledi. Yasal bir düzenlemenin bulunmasının çalışanın bundan yararlanabileceği anlamına gelmediğini belirten Cemile Musa, özellikle şikayette bulunmasının işini veya gelir kaynağını kaybetmesine yol açmasından korktuğu durumlarda bunun daha belirgin olduğunu ifade etti.
Sorunun özel sektörde açıkça görüldüğünü belirten Cemile Musa, kadının ekonomik bir alternatifi olmadığı için düşük ücreti, fazla çalışma saatlerini veya belirsiz koşulları kabul etmek zorunda kaldığına vurgu yaptı. Ekonomik güçlenmenin yalnızca eğitim veya küçük bir proje sağlamakla sınırlı olmadığını dile getiren Cemile Musa, bunun insana yakışır çalışma, adil ücret, sosyal koruma ve etkili şikayet mekanizmalarını da kapsadığını kaydetti. Bağımsız geliri olmayan kadının aile içinde şiddete maruz kaldığında seçeneklerinin de daraldığına işaret eden Cemile Musa, kadınların barınma, günlük masraflar ve çocukların ihtiyaçlarını karşılama ile şiddet içeren bir ilişkiden çıkabilme kapasitesinin bir ölçüde ekonomik imkanlarla bağlantılı olduğunu söyledi.
İstikrarsız çalışma: Ev iş yerine dönüştüğünde
Tüm kadınlar iş gücü piyasasına resmi bir iş aracılığıyla girmiyor. Bazıları evden dikiş dikerek, yemek hazırlayarak, dijital medya ağları üzerinden ürün ve hizmet satarak veya küçük ve el emeğine dayalı projelerde çalışıyor. Bu faaliyetler bazı kadınlara gelir sağlıyor, ancak her zaman düzenli gelir, sigorta veya sosyal koruma sağlamıyor. Aynı zamanda malzeme, ulaşım ve pazarlama maliyetlerinden ve satın alma gücünden etkileniyor. Bu noktada kadın ekonomik olarak çalışıyor olabilir ancak deneyimi geleneksel bir iş biçiminde görünmeyebilir. Faaliyetin günlük veya mevsimsel gelire bağlı olması ya da proje sahibinin satışların düştüğü bir dönemi karşılayabilecek imkana sahip olmaması, kırılganlığı daha da artırıyor.
Kadınlar finansman engeliyle karşılaşıyor
Kadın kendi projesini kurmaya çalıştığında bile finansman engeli ortaya çıkıyor. Proje sahibi, ekipman, malzeme ve işletme giderleri için sermayeye ihtiyaç duyarken teminatlar, gelir kanıtı ve varlık sahibi olma koşulları finansmana erişim kapasitesini sınırlayabiliyor. Sorun, kadının sınırlı kaynaklarla bir proje başlatması durumunda daha açık biçimde görülüyor. Malzeme maliyetlerindeki herhangi bir artış veya satışlardaki düşüş, faaliyet istikrarlı bir gelir kaynağına dönüşmeden önce sona ermesine neden olabiliyor. Bu nedenle yalnızca proje başlatan kadınların sayısını ölçmek yeterli değil, gerektiğinde devam edebilme ve ek finansmana erişebilme kapasitelerine de bakılması gerekiyor.
Proje artan maliyetler karşısında ayakta kalamadı
İman Muhammed, çalışmasının yanı sıra kızının geçimini de sağlıyor. Ek gelir elde etmek amacıyla hamur işi üretip bunları dükkanlara ve özel günlerde müşterilere satmak üzere küçük bir proje başlattı. Ancak malzeme ve ürün maliyetlerinin artması ve satışların düşmesi üzerine projeyi kapatmak zorunda kaldı. Proje, işletme maliyetleri ve sınırlı satın alma gücü karşısında ayakta kalamayınca ailesinin geçimini yeniden maaşına dayanarak sürdürmeye başladı. Deneyimi, serbest çalışmanın kırılganlığının başka bir boyutunu ortaya koyuyor: Proje, kadının gelirini artırmasının bir yolu olabilir, ancak özellikle sermaye sınırlı olduğunda ve zararları karşılayacak imkan bulunmadığında, yalnızca başlatılmış olması onu istikrarlı bir gelir kaynağına dönüştürmüyor.
Ev içindeki bakım yükü Hadice Sad’ın işini kaybetmesine yol açtı
Hadice Sad, ev içindeki sorumlulukları ve çocuklarının bakımı nedeniyle bir süre işini bırakmak zorunda kaldı. Eşinin ev işlerine katılmamasının yanı sıra, bazı erkeklerde erkeğin ev işlerine yardım etmesinin erkekliğini zedelediğine yönelik yaygın inancın bakım sorumluluklarının büyük bölümünün kendisine kalmasına yol açtığını söyledi. Daha sonra işine dönen Hadice Sad, iyi bir maaş almaya başladı, ancak çocuklarının hastalanması ve aile içindeki acil durumlar nedeniyle birden fazla kez işe gidemedi. Devamsızlıkların tekrarlanması üzerine işini kaybetti.
Hadice Sad açısından sorun çalışmak istememesi değil, ücretli bir işi, sorumluluklarını paylaşacak birini bulamadığı ev içi yükümlülüklerle bir arada yürütmenin zorluğuydu. Deneyimi, güvendiği bir gelir kaynağını kaybetmesiyle sonuçlandı ve aynı çelişkiyle karşı karşıya kaldı: Gelirini güvence altına almak için çalışmaya ihtiyaç duyuyor, ancak ailesine bakmak için de zamana ihtiyaç duyuyor. Buna karşılık bakım sorumlulukları ev içinde eşit paylaşılmıyor.
Ekonomik bağımsızlık korumanın bir parçası
Artan fiyatların otomatik olarak aile içi şiddetin artmasına yol açtığı söylenemez. Kadınlara yönelik şiddet de yalnızca ekonomik faktörlerle açıklanamaz. Ancak bağımsız gelirin bulunmaması, kadın şiddete maruz kaldığında seçeneklerini sınırlayabilir. Barınma, gıda veya çocuklarının ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan bir kadın, şiddet içeren bir ilişkiden ayrılmakta daha fazla güçlük yaşayabilir. Bu nedenle ekonomik bağımsızlık, şiddetten korunmayla kesişiyor. Bunun nedeni yoksulluğun otomatik olarak şiddete yol açması değil, ekonomik bağımlılığın kadının kendi hayatına ilişkin karar alma kapasitesini sınırlayabilmesidir.
Yerel ve uluslararası girişimler, özellikle çatışmalardan etkilenen bölgelerde kadınlara eğitim, küçük proje desteği, mesleki hazırlık ve finansman sağlamayı hedefliyor. Bu programlar bazı kadınlara fırsatlar sunuyor, ancak Libya iş gücü piyasasındaki ekonomik çeşitliliğin zayıflığı ve kamu sektörüne yüksek bağımlılıktan istikrarlı işlerin sınırlılığına kadar uzanan sorunları tek başına çözmüyor. Küçük bir proje bir kadının ekonomik bir krizi aşmasına yardımcı olabilir, ancak kadınların iş gücü piyasasına düşük katılımı veya bazı işlerdeki yetersiz koruma sorununu tek başına çözmez.
Her çalışmayı ölçmeyen bir ekonomi
Örnekler ve veriler, Libya’da kadınların ekonomik kırılganlığının işsizlikle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. İlk işini arayan genç kadın, kayıt dışı bir faaliyette çalışan kadın, işten çıkarılma korkusuyla istikrarsız koşulları kabul eden çalışan, zararı karşılayamadığı için projesini sürdüremeyen proje sahibi, geçimini sağlayan kadın ve bakım sorumlulukları nedeniyle işini bırakan başka bir kadın bu tablonun farklı yüzlerini oluşturuyor.
Bu nedenle kadınların ekonomik durumunu ölçmek için “Kaç kadın çalışıyor?” sorusundan fazlasına ihtiyaç var. Daha geniş soru ise şu: Kadınlar ne tür işlerde çalışıyor? Ne kadar kazanıyor? Sözleşmeleri ve sosyal korumaları var mı? Hastalandıklarında veya işlerini kaybettiklerinde ne oluyor? Gelir kaynaklarını kaybetmeden çalışma koşullarına itiraz edebiliyorlar mı? Libya’da sorun yalnızca kadınların iş gücü piyasasına erişmesi değil, aynı zamanda istikrarlı gelir ve ekonomik koruma sağlayan koşullarda bu piyasada kalabilmeleri.